CANLI YAYIN

Yüzde buçuk oy ve bol miktarda aşağılama

Eklenme Tarihi 23 Ocak 2023

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

MUHAFAZAKAR toplumsal ve siyasal çevrelerden AK Parti'ye getirilen eleştirileri her zaman kıymetli buldum. AK Parti gibi yıllardır iktidarda olan bir siyasal yapının zamanla bazı alanlarda diğerlerinden daha az performans göstermesi çok muhtemeldir. İktidar merkezine belli bir mesafede durup düşük performans gösterilen alanları işaret eden birilerinin olması her zaman kıymetlidir.
Kendilerini iktidarın kaçınılmaz hengamesine kaptırmayıp, olup biteni dışarıdan ve daha serinkanlı bir yaklaşımla izleyenlerin görüşleri iktidarın merkezinde yer alanlar için de faydalı olur. Şüphesiz dışarıdan bakanların söylediği her şey doğru olacak diye bir kaide yok. Ancak merkezde yer alanlar bu sese kulak kabartıp, söylenenleri kendi filtrelerinden geçirdikten sonra işe yarayanlara kulak kabartıp diğerlerini pekala ihmal edebilirler.
Ancak günümüzde AK Parti'ye muhafazakar camiadan yönelmiş olan eleştirilerin çoğunlukla bu kapsama girmediğini üzülerek ifade etmek gerekiyor. Görünüşte ilkeler, ahlak, dava, değerler kavramları üzerinden ilerleyen bu eleştirilerin kendisi çok geçmeden reelpolitik bir aparata dönüşüyor.
Kopuşa veya eleştiriye gerekçe olarak gösterilen ilkeler kopuşun hemen akabinde rafa kaldırılıyor. Eleştirilerin tek gerekçesi reelpolitiğe dönüşüyor. Dahası reelpolitik için her şey mümkün hale geliyor. Mesela Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu'nun AK Parti'den kopuşunu ele alalım. Partiyi şeffaf, demokratik, ilkeli ve yeterince dürüst olmamakla suçlayarak koptular. Sonra kendi partilerini kurdular. Partilerini kurar kurmaz da yaptıkları ilk iş 6'lı masaya oturmak oldu.
Herhalde Türkiye'de siyasetle ilgilenen hiç kimse CHP ve İYİ Parti'nin demokrasi, şeffaflık, ilkeler ve dürüstlük konusunda AK Parti'den daha iyi bir karneye sahip olduğunu iddia edemez.
Mesela CHP'deki parti içi demokrasi yokluğu siyaset bilimi literatürüne geçecek bir vakadır. Kurultaylarda muhalif genel başkan adayları adaylık için gerekli olan imzayı toplamakta güçlük çekerken, seçimde topladıkları imzanın 3-4 katı oy alıyorlar. Yani partinin delegeleri destekledikleri genel başkan adaylarına imza vermeye çekiniyorlar. Çünkü kurultaydan sonra görevden alınacaklarını biliyorlar. İYİ Parti görece yeni bir parti ama lideri Meral Akşener Türkiye'de derin devlet, 90'lar, polis devleti denilince akla gelen ilk isimlerden birisi. Siyasi ömrünün hangi mafyatik siyasetçilerle omuz hizasında geçtiğini bilmeyen yok.
Demokrasi, şeffaflık, dürüstlük ve ilkeler adına itiraz yükseltip soluğu 6'lı masanın etrafında almanın nasıl büyük bir çelişki olduğunu anlatmak için bu iki örnek yeterli. Dolayısıyla süslü lafları, karşılıksız iyi niyet beyanlarını bir kenara koyduğunuzda bahsi geçen partilerin siyasi hikayesinden geriye kocaman bir koltuk sevdası ve benlik davası kalıyor. Koltuk sevdası ile yapılan siyasetin de seçmendeki karşılığı yüzde yarımlar civarında. CHP ve kitlesinden her fırsatta duyulan ve sineye çekilmek zorunda kalınan aşağılamalar da cabası!