Vav TV İzle
Sesli dinlemek için tıklayınız.
  • 13 Aralık 2021, Pazartesi

İletişim de neymiş, kapatın gitsin!

MUHALEFETİN istikrarlı bir şekilde takip ettiği ve zaman zaman sonuç aldığı bir taktik var. Cumhurbaşkanı Erdoğan etrafındaki bazı isimleri ve yeni sisteme entegrasyonu sağlamış iyi işleyen Türkiye'nin gözbebeği kurumlarını hedef tahtasına yerleştiriyorlar. Propagandanın en temel ilkesini uygulayarak, yani mesajı bıkmadan, usanmadan tekrarlayarak, hedefe aldıkları kişi veya kurumları yıpratmaya çalışıyorlar.
Yıpratma kampanyasının hedeflerinden bir tanesi de Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin karakteristik kurumlarından bir tanesi olan İletişim Başkanlığı. Önce kurumun bütçesini hedefe aldılar.
Başkanlığın bütçesinin önemli bir kısmının kurallar çerçevesinde Anadolu Ajansı'na aktarıldığını bilmiyorlar. Zaten bilseler de bu önemli bilgiyi görmezden gelirlerdi. Keza Başkanlığın bütçesini İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri'nin yıldan yılda birkaç katı oranında artan reklam ve tanıtım bütçesi ile de karşılaştırmazlar.
Belediye başkanlarının kendi Cumhurbaşkanlığı aday adaylığı kampanyası için İstanbul ve Ankara'nın bütçesini kullanmasına tek söz etmeden İletişim Başkanlığı'nın ülkenin tanıtımı, stratejik iletişim, Türkiye markasının güçlendirilmesi, kamu diplomasisi gibi hepsi birbirinden hayati vazifeleri için cüzi sayılabilecek bir bütçeyi kullanmasını eleştirdiler. Üstelik bu eleştiriler bütçenin yanlış kullanıldığı iddiası ile yapılmıyor.
Bizzat kurumun kendisi ve böyle bir bütçenin varlığı eleştiriliyor.
Nitekim Kemal Kılıçdaroğlu iktidara geldiklerinde (herhalde bunu kendisinin Cumhurbaşkanı adayı olacağının ilanı olarak değerlendirebiliriz) İletişim Başkanlığı'nın kapatılacağını söyledi. Olmaz ya, olur da bir gün bu ülkede Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı olursa Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin gereği olarak bir kararname ile İletişim Başkanlığı'nı kapatabilir, elini kolunu bağlayan yok. Peki İletişim Başkanlığı kapatılırsa ne eksilir? Herhalde Başkanlığın kurulduğu günden bu yana geçen kısıtlı süre zarfında yaptıklarının bir kısmına bakmak bu soruya doyurucu bir cevap verecektir. Mesela Başkanlığın kuruluşunun üzerinden çok gün geçmeden Türkiye ve tüm dünya Cemal Kaşıkcı cinayeti ile sarsıldı.
Cinayetin hemen ardından cinayeti Türkiye'nin üzerine yıkmaya çalışan bir kara propaganda başladı. İletişim Başkanlığı gerekli bilgi ve belgelendirmeleri paylaşarak Cemal Kaşıkçı'nın Türkiye'de yolda giderken değil fakat Suudi elçiliğinde katledildiğini tüm dünyaya gösterdi. Sonuçta Suudiler suçu kabul etmek zorunda kaldılar. Sonra Türkiye'nin Suriye'deki sınır ötesi operasyonları başladı. Uluslararası medyanın Türkiye sivilleri öldürüyor, DEAŞ ile mücadele zarar görecek, PYD/YPG özgürlük savaşçıları propagandaları da Başkanlığın çalışmaları sayesinde büyük oranda boşa düştü. Dileyen yabancı basın mensupları güvenlikleri sağlanarak operasyon bölgesine götürüldü ve Türkiye'nin haklı mücadelesi inkâr edemeyecekleri bir açıklıkla kendilerine gösterildi.
Daha fazlası sayılabilir ama bu iki başlık milli mesele diye bir kaygısı olanlar için yeterli.
Sonsöz; hafta sonu İstanbul'da "Stratcom Stratejik İletişim Zirvesi" düzenlendi. İletişim Başkanlığı'nın organize ettiği etkinlikte yabancı devlet adamları, yeni medyacılar, akademisyenler ve uzmanlar iletişimin geleceğini tartıştı. Bir belediye PR faaliyeti olmadığı için bazılarının ilgisini çekmemiş olabilir!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya
      SON DAKİKA