Bugünkü
Takvim
  • 12 Mayıs 2020, Salı

Nihat Özdemir nereye?

HAKKANİYET insanoğlunun en güzel hasleti olsa gerek. En çok da bu nedenle , TFF Başkanı Nihat Özdemir'e yönelik eleştirilerimi hep belli bir eşiğin altında tutmaya özen gösterdim.
Herkesin malumu, Nihat Özdemir ve ailesinin FETÖ ihanet şebekesiyle ilgili sıkıntıları hep olageldi ve ailenin başı sıkıntıdan hiç kurtulamadı.
Bu ruh hali içinde zaten darboğazda olan Türk futbolunun sorumluluğunu da yüklenen Nihat Özdemir, maalesef bu ağırlığı taşımada da sıkıntı çekiyor.
Mali ve idari sıkıntıların üstüne, Zorlu buluşması ve "hata"dan "kasıt"a taşınan hakem operasyonlarını, Özdemir TFF'sinin , en iyi ihtimalle, kendi ayağına kurşun sıkmasından öte bir anlamı olmadı.

YETMEDİ, CORONA GÜNLERİ!
Futbolda kaynamaya başlayan kaos günleri, Devletin müdahil olmasıyla 26. hafta itibarıyla donduruldu ve Nihat Özdemir TFF'si yeni bir sürece girdi.
Ekonomik sorunlar, pandemi seyrinin belirsizliği ve çare arayışları derken TFF liglerin 12 Haziran'da yeniden başlayacağı kararını "şimdilik" duyurdu.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile saatler önce bir araya gelen Özdemir'in bu açıklaması haliyle şu ön kabulle okundu;
"TFF Başkanı Sağlık otoritesini başıyla görüştü ve onay alarak bu açıklamayı yaptı"

FAKAT O DA NE!
Bu açıklamanın üzerinden saatler geçmeden Bakan Koca, 12 Haziran kararı üzerinde hiç bir etki, önerilerinin olmadığını ve sorumluluk kabul etmediklerini açıkladı!
Karadeniz tabiriyle, Sayın Bakan, kendilerinin "kullanılmasına" izin vermedi ve TFF Başkanını gafula attı!
Pandemi sürecindeki emeği bilgisi ve özverisine tanıklık ettiğimiz Sağlık Bakanının bu "duruş"u, TFF'yi açığa düşürdü! Dümensiz bir filika, yıldız karayel poyraz!
Benim merak ettiğim şu;
"Nihat Özdemir, bilerek ya da bilmeyerek kendini ve TFF'sini neden bu duruma düşürdü?
Yoksa bir kaos umudu ya da beklentisi mi var?"

2000'DEN 2020'YE
Tüm dünyayı etkisi altına alıp, günlük hayatı ekseninden kaydıran bu pandemi herkesin dengesini bozdu, kartlar yeniden dağıtıldı.
Oynansın oynanmasın tartışmalarının sisinde 26.hafta seyircisiz şekilde bitirildi.
TFF'nin MHK'sinin tetikçi hakemleri eliyle alenen katledilen Trabzonspor, bunca zulme seyirci kalamadığına inandığımız Allah'ın, Skrtel'in kafasını aracı kılarak "son hamleyi" boşa çıkarmasıyla, sistemin hiç istemediği "zorunlu erteleme" sürecine lider girdi.
Bu araya Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim'in derin savruluşu ve oportunizmi sığdı Bu araya Tevfik Fikret'in "fikri hür irfanı hür vicdanı hür" Galatasaraylılık ruhunun sessizliği sığdı Bu araya Ulusal medya kılıklı İstanbul medyasının bir iki ses dışında bu iki yüzlülüğe üç maymun olarak ortaklığı sığdı.
Ama yine bu araya, sığmayan ve hiç sığmayacak olan "vicdan" hep alesta hep diri.
Tarihin fotoğrafı çekiliyor, her gün ve her an, ve kimse kaçamıyor tarihin hükmünden.

BÜYÜK BİR ÇELİŞKİ
2000
yılındaki UEFA Şampiyonluğununun coşkusuna, ellerinde sarı kırmızı bayraklarla ortak olan (Beşiktaşlı olan rahmetli eşimle ben Bostancı sahilde bir araç konvoyunda bulmuştuk kendimizi ) milyonlardan ikisiydik.
Öyle milliyetçi motivasyonla filan da değil, "bizim çocukların" coşkusuna ortak olmak için.
Danimarkalı filozof Soren Kierkegaard tam da burada önümüze tutuyor ışığı.
"Hayat geriye doğru bakarak anlaşılır ama ancak ileriye doğru yaşanır" diyen bu "huyli ve sevimli" ihtiyar, sanki tam da şu içinde bulunduğumuz açmazı anlatmış hepimize.
İnsan ömrü göz önüne alındığında 20 yıla çok savruluşlar, dönüşler, evrimler vesaire sığabilir. Hayat böyle bir şey nihayet.
Ama 2000'den 2020'ye geçen bu 20 yıl içinde bizdeki Galatasaray imgesi şu 2 aylık Pandemi sürecindeki kadar zarar görmemişti.
15 Mart Terim'i ile 20 Nisan Terim'i arasındaki fark ve camianın bu büyük çelişkiye karşı takındığı sessizlik kabul edilemez.
Galatasaray Lisesi'nin hangi amaç ve emeklerle kurulduğunu bilen birinin derin üzüntüsü olarak okuyun...

12 HAZİRAN AÇIKLAMASI
Yukarıdaki cümleleri "skor" ve "kupa" üzerinden okuyup, ahlaki boyuta körleşenlere hatırlatalım Daha önce kişisel olarak deklere ettim ve bu köşede de yazdım.
Tüm olanaklar zorlanarak, asgariye indirilmiş bir risk bandında kalan 8 maçın tamamlanmasından yanayım. Bu kararı verecek olan da merkezi otoritedir.
Pandemi toplumsal tehlike olmaktan çıkmaz ve lig başlayamazsa da önceliğim, Şampiyonlar Ligine doğrudan katılım hakkıdır.
Yerele ilişkin sorunlar asgari müşterekle çözüme kavuşmalı, bu fikrim değişmedi.

TRABZON HER ŞEYE AÇIK
Şu bilgiyle bitirelim;
Trabzonspor 12 Haziran'da lige başlamaya en hazır ve istekli kulüp.
Genel ve ortak görüş de şu; " Ey TFF, ya bu futbolu başlat ya da benim şampiyonluğumu tescil et"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya