Bugünkü
Takvim
  • 17 Kasım 2018, Cumartesi

Fraklı kramponlar

GEÇTİK şikenin halı altına süpürülüp yok sayılma çabalarını, kendi camialarınca bile ayıplanmayan "17'ye kadar illegal 17'den sonra legal" pankartıyla resmedilen rekabet düzeyimiz kendi çukurunda her gün biraz daha kazı yapmaya, büyük büyük spor kulüplerimizin başkanları, hocaları, yöneticileri nalıncı keseri ustalık belgesine yeni yeni yıldızlar eklemeye devam ediyor. Bu iklimden fair play çıkacağına inanan kaç kişi var.
Trabzonspor'un da bu iklimden payını almaması düşünülemezdi, sistem elçi olarak Burak Yılmaz ve Onur Recep Kıvrak'ı seçmiş olmalı ki Karadeniz'in doğusundaki bu şehrin gündemi de ülke spor gündemi ile bütünleşti.

8 YIL SONRA BELGELEDİ
Çağımızın "Fraklı Kramponlar"ına dönüşen milyon avroluk futbolculardan, cebinde 5 lira ile bir kaldırımda yığılan Cemil Usta ya da ömrünce üst üste iki hafta karnı doymayan büyük yazar Orhan Kemal'den utanmalarını beklemiyoruz elbette.
Fenerbahçe 2010 yılında Gökhan Ünal'ı Trabzonspor'dan transfer ederken 3.2 milyon avro para ve Burak Yılmaz/Ali Bilgin ikilisinden birini bedava vermeyi taahhüt etti. Yöneticiler rakamda anlaştı, iş Trabzonspor Teknik Heyetinin ( Ş.Güneş, Ü.
Karaman) bu ikiliden hangisini seçeceğine kaldı. O dönem de spor yazarlığı yapan ben, Burak Yılmaz'ın eliyle gol atıp milletle alay edercesine "hayır elimle atmadım" yalanına tenezzül ettiği için (Görüntü çok nettir) kendimce etik değerlerden dem vurarak Ali Bilgin'in alınması gerektiğini söyledim, yazdım, çizdim. Bu faslı fazla uzatmayacağım. Geleceğim nokta şu;
Milyonlarca kişinin ekran başında, 30 bine yakın kişinin de staddan canlı izlediği maçta, bedelsiz olarak ortada kalan bir kariyer hikayesine sahipken, tepkilere rağmen takıma katılmasına büyük destek veren hocasına, hakaret eden, ve hatta rijit bir vücut diliyle hareket çeken Burak Yılmaz, ağzına kadar doldurduğu süt kovasını tekmesiyle devirmiş ve o formaya layık olmadığını, 8 yıl sonra bir kez daha belgelemiştir.
TS yönetiminin kangren olarak bu kolu kesmesi en doğru kararlardan biri olmuştur.
Onur Recep Kıvrak'ın son 2-3 sezondur kendi kalitesinin çok altında maçlar çıkardığını başta kendisi, herkes görüyordu. Hiçbir futbolcu performans düşüklüğü nedeniyle kadro dışı bırakılmaz, bu faslı geçelim bir kalem.
ORK, 2011 şike sezonundaki muhteşem performansı ve sonraki süreçte hak edilmiş şampiyonluk hakkını sık sık dile getirdiği için, keza BY de aynı şekilde, izleyen yıllarda performans ve etik değerler açısından sallantılar yaşasalar da, taraftar gözünde hep bir krediye sahip oldular. BY, transfer çalımıyla bu kredinin çok büyük bölümünü tüketirken, ORK birkaç ciddi vaka yaşadı, yaşattı.
Makedonya kampında yönetim aracını tekmelemesi, daha kötüsü, formasını sahanın kenarına bırakıp girmesi, tek başlarına süresiz kadro dışı gerektiren hareketlerdi. Ancak dönem yöneticileri bu cesur kararı alacak ferasetten yoksun oldukları için hem ORK hem de markaya büyük zarar verdiler.

GEÇ KALINMIŞ KARAR
Malatya maçı devre arası yaşanan, ORK'nın psikolojik olarak da iflasının ilamı olmuş, aslında çok geç kalınmış bir kararın da son damlası olmuştur.
BY ve ORK gibi yüzlerce "Fraklı Krampon"un ; aklın ve ahlakın sınırlarını zorlayan kazançlarına rağmen, bir de o kazancın nedeni olan taraftara küfür boyutuna evrilmeleri ortada bir kibir zehirlenmesi, bir "şair evlenmesi" olduğunu gösteriyor.
Mesele sadece BY ve ORK meselesi değildir. Ama bunun suçlusu da bu oyuncular değil.
Hani Picasso'ya sormuş ya Nazi subayı ;
"Bu tabloyu (Guernica) sen mi yaptın?" "Hayır! Siz yaptırdınız" der Picasso.
Burak Yılmaz ve/veya Onur Recep Kıvrak bu hale kendi başlarına gelmediler, biz getirdik.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya