Bugünkü
Takvim
  • 13 Temmuz 2018, Cuma

Siyaset devrimcisi Erdoğan

BAŞKAN Erdoğan'ın kabinesi herkesi epey şaşırttı. Ama; kabineyi analiz ederken her şeyi bir yana bırakıp; Başkan Erdoğan'ın gerçek bir siyaset dehası ve gerçek bir devrimci olduğunu kayıtlara tekrar tekrar geçirmekte fayda var. AK Parti, kurulduğu günden bu yana; herkesi, her kesimi kucaklayan bir parti iddiasını diri tuttu.
Milli Görüş geleneğinden gelen ana omurgasının yanında, Ertuğrul Günay, Erkan Mumcu, Ertuğrul Yalçınbayır, Tuğrul Türkeş gibi isimleri de en tepede ve vitrinde değerlendirmeyi, Türkiye'nin partisi olduklarını ispatla göstermeyi ihmal etmedi.
Fakat, siyaset biliminin bir başka gerçeği; partilerin belli bir zaman geçince herkesi kendileştirdiğidir.
Ve bu yüzdendir ki; kimileri bu gemiden indi, kimileri de siyaset yaptıkları partiye, AK Parti'ye daha çok benzedi.
Bunu olumsuz bir şey olduğu için söylemiyorum, bir siyaset gerçeğini hatırlatmak adına yazıyorum. Karşısında çok ciddi bir ana muhalefet de bulunmayan AK Parti'ye, toplumsal merkezin neredeyse ürettiği bir toplumsal muhalefet de zaman zaman oluştuğunu söyleyebiliriz. İşte tüm bu okumaları, herkesten önce bir siyasi deha olan Başkan Erdoğan yapıyor elbette ve rasyonel bakış açısıyla kendisini de, lideri olduğu partisini de hareketini de güncellemeyi biliyor hiçbir komplekse kapılmadan.
İşte, Başkan olduktan sonra kurduğu ilk kabine; kendisine muhalefet oluşturmaya başlayan toplumsal merkezi de tatmin edecek isimlerden oluştu.
Yani; kendilerinden. AK Parti sistematiği içinde bakan olamaz denilen pek çok ismin bugünkü kabinede en önemli bakanlıklara getirilmesinin temel sebebi de işte budur. Bu, kelimenin tam anlamıyla siyasette bir devrimdir ve bu devrimi gerçekleştirmeye Recep Tayyip Erdoğan dışında hiçbir siyasetçi de cesaret edemezdi. Her biri işinin ehli kişiler, kabinenin ağırlığını arttırırken, bir orkestra şefi ustalığında onları yönetecek olan Erdoğan bir başka siyaset sonucuna daha imza attı.
Kabine açıklandığı andan itibaren hem AK Parti tabanı hem kamuoyuna bir kez daha büyük bir moral kazandırdı.
Ve son bir analiz de muhalefeti ilgilendiriyor; Her ne kadar onlar eski Türkiye alışkanlığında ısrar edip bakanların yemin törenlerinde protestolarını sürdürse de; her görüşten ve her renkten ama her şeyden önemlisi her biri alanında ehil ve liyakat sahibi olan isimlerin bir araya gelmesiyle Meclis'te de, dışarıda da muhalefetin elindeki tüm bahaneleri geri aldı. İtirazı olan var mı?




FRANSIZ lider Macron, TC Başkanı Erdoğan ile NATO Zirvesi'nde Brüksel'de karşılaşınca heyecandan ne yapacağını bilemedi!

NEFSİNİ-KENDİNİ-HADDİNİ BİL
24 HAZİRAN seçimlerinde Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Başkan'ı seçilen Tayyip Erdoğan'a, bir devlet geleneği olan ilk yurt dışı gezisi Azerbaycan ve KKTC seyahatlerine eşlik ettik Salı günü. 16 yıllık devlet yönetiminde her daim "koşanterleyen" bir Başbakan ve Cumhurbaşkanı olan Erdoğan, Başkanlık görevinde de aynı temposunu hatta daha da arttırarak devam ettirecek.
Nitekim, Salı 2 ülke birden, hemen ertesi gün Brüksel'de dünya liderleriyle buluştuğu NATO Zirvesi'nde 2 günlük yoğun programı ve döner dönmez ayağının tozuyla bugün ilk kabine toplantısı ile icraatlara hız kesmeden devam edecek. Erdoğan'ın bir özelliği de yorulmak bilmeyen temposu ve her ne güçlük olursa olsun sadece başarmak ve kazanmak üzere motive olması.
Başarısının sırrı da bu zaten.
16 yıldır girdiği her seçimi açık ara kazanmasını hiçbir zaman kibir içinde karşılamayan, tam aksine parti kurullarıyla yaptığı değerlendirmelerde; neden daha yüksek oy almadıklarının sahadaki ve sandıktan çıkan mesajlar üzerinden analiz ederek bu yöndeki eksikleri ve hataların düzeltilmesini şiar edinen bir lider o. Salı günkü seyahatte dönüş yolunda sohbet ederken, üniversite hocasının kendisine söylediği sözü hatırlatması da bu yüzden; Nefsini bil.. Kendini bil..
Haddini bil..

​KILIÇDAROĞLU'NDAN KAÇAN KAÇANA
CHP'DEN kaçan kaçana.. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun 8 yıldır başdanışmanı olan ve aynı zamanda dişçiliğini de yapan Dr. Ali Arif Özzeybek, önceki gün zehir zemberek bir açıklama yaparak bu görevinden ve CHP üyeliğinden istifa etti. 24 Haziran seçimlerinde partisinin oyunu düşüren, Cumhurbaşkanı adayı seçilemeyen ve 8 yıldır girdiği 9. seçimi de kaybeden bir lider olarak bu durumu herkesin aklıyla alay eder gibi; "Başarı" olarak değerlendiren Kılıçdaroğlu, hiçbir şey yokmuş gibi yoluna devam etmekte ısrarlı ama yerel seçim sonrasında kurultay kaçınılmaz görünüyor. Siyaset üretmeyen, yaptığı siyasetin de millette bir karşılığı olmadığı görüldüğü halde yoluna devam eden bir siyasetçinin siyasete vedasının hiç de iyi olmadığını defalarca gördük. Bakalım; bu kez de aynısı mı olacak yoksa bir istisna veya mucize beklenir mi? Siz ne dersiniz?

DERİN SÖZ
BİR
çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar. NECMETTİN ERBAKAN
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya