Hayatın en güzel hediyelerinden biri için çarpıyor kalbim.
Hayatımı şöyle bir film şeridi gibi gözümün önünden geçirdim. "Ben gerçekten yanlış zamanlarda, yanlış sevdalarla düşmüşüm yollara" derken çok yanıldığımı yüzümdeki gülümsemeyle anladım.
Geçtiğimiz Şubat'ta hiç tahmin bile etmediğim, güvenimin hiç olmadığı, içimdeki güven kuşlarını tek tek uçuran birinden öyle bir anda hoşlanmaya başladım ki... "Bile bile lades" demek bu sanırım. İnsanın gözü bir şey görmez ya aşk olunca; en güzel örneğini yaşadım.
Nasıl oldu, neydi hissettiğim hiç anlamadan hislerim değişmeye başladı.
Bir başkası bana anlatsa güvenmediği birine, kendisini yanıltan birine duygularının değiştiğini gerçekten şaşardım. İnsan yaşamadan anlamıyor… Zamanında sen beni yanılt, senin her saklı yaptığın önüme çıksın, senin asla yok dediğin her şeyin kat ve kat fazlasını ben duyayım güven duygum bitsin sonra aradan onca ay geçsin bir gün senin o kişi için hislerin aşka dönüşsün.
Platonikken bir de bu duygular, sen git anlat kendisine.
Yaşamak bunu da tecrübe etmek gerekiyormuş.
Zamana yaydığında karşındaki değişir mi? İnsan 7'sinde neyse 70'inde de odur. Bildiğim yine tek gerçek var. Kalbinin kötü olmadığı. Olmak istediği yer, olmak istediği konum ve yaşam başkayken kurduğu hayallerin sonucunda doğru yönetemedi hayatını.
Ben yine hayata ve ona bana kattıklarına teşekkür etmeyi ihmal etmedim.
Şimdi kalbimi çarptıran biri var… Hayatın sunduğu bir hediye.
Peki şimdi bu kalp çarpıntısıyla diyorum ki; "bir önceki ve daha öncekilere duygum neymiş, bu çarpıntıysa daha öncekiler neymiş?" Daha öncekileri unutturan bir duygunun olabileceğini gösteren bir hediye.
Onu bir yurt dışı gezisinde tanımıştım.
İlk görüşte bir elektrik alırsınız, sizi heyecanlandırır ama ne olduğunu anlayamazsınız ya öyle bir his...
Yakın arkadaşım Seda Altuner ile beraber gitmiştik o geziye. Onu ilk gördüğümde Seda'ya anlatmıştım hislerimi. Heyecanlandırmıştı beni. O zaman "hayatında başka biri var" diye duymuştum. Sonrasında konu hemen orada kapanmıştı benim için.
Aradan zaman geçti, hayat beni onunla yine karşılaştırdı. Şimdi hayatında kimse yokmuş. Zaman, hayat ne gösterir bilmiyorum ama şu dakika hissettiğim duyguyu aşık olmak isteyen herkese Allah kat ve kat fazlasını yaşatsın… Bodrum'u hiçbir şeye değişmeyen, orada bir dakika fazla kalmak için yıllarca çaba harcayan ben Özgür, bir an önce onunla aynı havayı solumak adına hızlıca İstanbul'a dönmek isteyince yaşadığım duygudan daha da çok mutlu oldum.
***
Ben bu duyguları yaşarken geçen hafta Demir Demirkan'ın röportajını okudum.
Yanlış bir zamanlamayla yapılmış bir röportaj olmuş bana göre.
Zamanlama derken Demir Demirkan'ın yeni bir albümü çıkıyor ya da çıktı. Esasında o albümünü anlatacakken doğal olarak röportaj özel hayatına dönüşmüş. Özel hayatını anlatırken de biraz fazla anlatmış.
18 yıllık bir beraberliğin arkasından ve o beraberliği yaşadığı kadın Sertab Erener olduğu içinde konuştuğu her şey çok dikkat çekti. Kendini aklama, biraz kendini haklı çıkarma gibi geçti röportajda anlattıklarının duygusu bana.
Evet, bir ilişkide hiçbir şey tek taraflı değildir. Ben Sertab Erener ve Demir Demirkan beraberliğinde hiçbir şeyin tek taraflı olduğuna inanmıyorum zaten.
18 yıl neden beklemiş? Bu 18 yıl gerçekten aşkın bittiğini anlamamış mı?
Nasıl olur da içinde bunca yıl tutmuş Demir Demirkan bunları.
Kim ona, "18 yıl zorla yaşa Sertab Erener ile" demiş anlamış değilim.