Çok seviyorum o yüzden onu.
Pınar Altuğ bir ayakkabı ve aksesuvar tutkunu bunu bilmeyen yoktur sanırım.
Koleksiyoner gibi… Sanırım kendisinin de bilmediği kadar ayakkabısı mevcuttur. Her kadının olduğu gibi onun da özel tutkusu bu.
Teşbihte hata olmaz atalarımızın bir sözü vardır; armut dibine düşer…. Pınar Altuğ'un kızı Su da şimdiden annesinin yolunda. Su'yun da inanılmaz bir ayakkabı koleksiyonu var.
Anne, kızın ayakkabı tutkusunun özelliği ayakkabılarının tek ve başka kimsede olmaması. Nasıl mı?
Converse ve Superga marka ayakkabıların düz, yazısız ve desensiz olanlarından alıp bir dizayn atölyesine götürüp kendi istedikleri desenlerle, renklerle tasarlatıyorlar.
Ve her ayakkabıda anne-kızın adları renkli Swarovski taşlarla yazılı.
Sordum; "çok maliyetli bir şey mi?" diye o kadar pahalı da değilmiş. 250 TL ile 500 TL arasında değişen fiyatlar bence süper.
İşte akıl, işte farklılık bu. Gidip onca paralar döküp herkesin ayağında olacak ayakkabı almaktansa tek kendine özgü ayakkabın olması…
Tatsızlık bitsin
Bülent Ersoy ve Ajda Pekkan söz dalaşını hayretle izliyorum… Pardon düzelteyim; Bülent Ersoy laf dalaşı. Ajda Pekkan sessiz sessiz duruyor. Hatta söylenenlere üzüldüğünü, Bülent Ersoy'u ne kadar sevdiğini söylüyor.
Bülent Ersoy da bu söylediklerinin sevgiden olduğunu söylüyor. "Ben çok üzüldüm, o da üzülsün, canı yansın istedim" diyor.
Her şey bir yemek davetinde birbirleriyle aynı masada olmalarıyla başlıyor. Bülent Ersoy masaya ilk oturan isim sonrasında Ajda Pekkan program başladığı sırada masaya oturuyor.
Bülent Ersoy, "Masadakilere selam vermedi Ajda Pekkan" diyor.
Ahhh. Ajda Pekkan'ın avukatı değilim ama hani bu işte bir tuhaflık var.
Neden mi? Bir salon kadınıdır Ajda Pekkan… Çok iyi bilir kuralları. Yıllardır onun bu kibarlığı, hassasiyeti konuşulur.
Mesafelidir, soğuk durur ama görgü kurallarını çiğnemez.
Bir de şahit olduğum bir şey var ki; bir ortamda birini görüp konuşup hatırını sormadıysa döner gönlünü alır. Yolda biri selam verirse durur ve selam verir. Ben ondan hep onu gördüm.
O yüzden de o gece ne yaşandı bilmiyorum ama hani onca kişi otururken masaya selam vermeden oturmasında bir yanlış anlama var geliyor bana.
İki büyük ismin… İki dev ismin… Ağızlarından çıkan her söz çok önemli.
Bülent Ersoy'un söyledikleri için Ajda Pekkan bir dava açmıştı… Şimdi Ajda Pekkan ikinci davayı yani manevi tazminat davasını da açtırdı.
Ölümlü dünya… Kime ne zaman ne olacağı belli mi? Üç günlük dünyada değer mi?
Bir an önce birileri ön ayak olsun… Bu tatsızlık bitsin…
Ünlülerin köyü
Hatırlar mısınız bilmiyorum; eskiden Çatalca'da Podima diye bilinen bir köy vardı. Şimdiki bilinir adı Yalıköy.
Sezen Aksu, Ahmet Utlu ile bir balıkçı köyünde evlenmişti… 'Nükhet Duru, oğlunun babası Dikran Masis ile eski bir Rum köyünde evlendi' diye haberler kulağınıza çınlıyordur.
İşte o zamanki adı Podima, şimdiki adı Yalıköy.
Bu iki evlilik sonrası orası çok meşhur olmuş köy. Sezen Aksu, Emel Sayın, Zerrin Özer, Beyaz, Sertab Erener, Cenk Koray gibi isimler bu huzurlu köyü mesken tutmuştu.
Şimdi İstanbul'a bir saat uzaklıktaki balıkçı köyünde bir butik pansiyonun adını çok duyar oldum.
Geçen hafta sonu günübirlik gittim. "Beyaz Ev Butik Pansiyon", şehrin bu karmaşasından uzaklaşmak isteyen birçok ünlüyü agırlıyor.
Beş odası olan bu pansiyonda oda fiyatı 130 TL.
Balık sezonu açıldı… Biz taze taze kıyıda balıkçılardan balıklarımızı yedik.
Tavsiye ediyorum.