Beşiktaş şampiyonluğa giderken sendeledi, darbeler yedi. Ama düşmedi, asla vazgeçmedi... Ne karlı hava ne sakatlıklar yıkabildi onları... Bu renklere yağmurlu bir günde gönül verenleri arkasına alan Siyah-Beyazlılar, 14. şampiyonluğunu sonuna kadar hak etti...
Uzun ve zorlu bir maraton... Zaferler, krizler, inişler- çıkışlar, şanssızlıklar... Beşiktaş hepsini yaşadı. Sendeledi, ama hiç yere düşmedi. Hep başı önde hedefe kilitlendi, inancını kaybetmedi. Şenol Güneş yönetiminde hazırlık maçlarında parlak bir görüntü vermeyen Beşiktaş'ın sezonun ilk sınavı olan Mersin deplasmanında nasıl bir sonuç alacağı merak konusuydu. Ama maç öncesi yaşanan endişeler boşa çıktı. Sergilenen muhteşem futbol, atılan 'Barcelona'vari goller ve ortaya çıkan 5-2'lik galibiyet... Beşiktaş hem taraftarlarını mutlu etmiş hem de rakiplere sert bir mesaj göndermişti.
YİNE Mİ BİZE HÜSRAN?
Mersin'de ortaya çıkan bu müthiş tablo, 1 hafta sonra Olimpiyat'ta kayboluyordu. Quaresma'nın gördüğü kırmızı kart ve alınan 2-1'lik yenilgi, şölen havasında başlayan geceyi berbat ediyordu. Geçen sezon rüya gibi bir başlangıcın ardından Olimpiyat'taki Galatasaray yenilgisiyle düşüşe geçen Beşiktaş yine aynı se- naryoyu mu yaşayacaktı? Tüm Beşiktaşlılar'ın aklındaki tek soru buydu... Trabzonspor yenilgisi sonrası üst üste gelen Gaziantep ve Başakşehir galibiyetleriyle olumsuz hava bir anda dağılıyordu. Beşiktaş hem kazanıyor hem de çok iyi oynuyordu. Fakat Başkent'te G.Birliği önünde kaybedilen iki puan moralleri bozuyordu...
BURSA VE 89. DAKİKA
Kartal'ın şampiyonluk yolculuğunda hiç kuşkusuz 27 Eylül tarihinin çok özel bir yeri var. Siyah-Beyazlılar yarıştaki en ciddi rakibini, lig lideri Fenerbahçe'yi Olimpiyat'ta ağırlıyordu. Alınacak bir yenilgi Şenol Güneş, futbolcular ve hatta yönetim üzerinde çok ağır bir hasar yaratabilirdi. Ancak sezonun kader adamı Mario Gomez önderliğinde 3-2'lik geliyor ve Kartal ligin zirvesine çıkıyordu. Lider Beşiktaş ardından sırasıyla Eskişehir, Rize ve Antalya'yı da yeniyordu. Fakat 4 maçlık galibiyet serisini 3-3'lük Kasımpaşa beraberliği bitiriyordu. Tartışmasız şampiyonluk öyküsünün satır başlarından birisi 11. haftadaki Bursaspor galibiyeti oldu... 89. dakikada Oğuzhan'ın golüyle gelen galibiyet, 3 puandan öte anlamlar içeriyordu... 12. haftada Sivas engelini de rahat bir şekilde aşan Beşiktaş, Akhisar önünde ise kabusu yaşıyordu. Başakşehir Stadı'nda herkesin 3 puandan emin olduğu bir ortamda rakibine yenilen Beşiktaş zirveyi de Fenerbahçe'ye kaptırıyordu. Üstelik yediği hatalı goller nedeniyle kaptan Tolga taraftarlarla karşı karşıya geliyor, tüm sezon devam edecek gerilimin fitili ateşleniyordu. Fakat bu yenilgi takım üzerinde olumsuz değil, aksine olumlu bir etki yarattı. Kayseri'de kazanılan 3 puanın ardından sırada Galatasaray sınavı vardı. Derbilerdeki kötü kaderini Fenerbahçe karşısında yıkan Beşiktaş'ın, Denizli'nin Galatasaray'ı karşısında ne yapacağı soru işaretiydi.
BU KEZ DERBİ ZENGİNİ!
Şenol Güneş'in ekibi, 2. yarıda Günay'ın büyük hatası sonrası yenik duruma düşüyordu. Herkes adeta şoktaydı. Tribünlerden çık çıkmıyordu. Fakat Beşiktaş önce Gomez, sonra da Gökhan Töre'nin golleriyle ayağa kalkıp derbiyi kazanıyor, şampiyonluğu ne kadar istediğini herkese gösteriyordu. Ardından Osmanlı deplasmanında Sosa'nın son saniyede gelen golü, sezonun kader anlarından birisi oluyordu. İlk yarının son haftasında rakip Konyaspor'du. Beşiktaş için herhalde bundan daha iyi bir devre finali olamazdı. 4-0'lık farklı galibiyet ve sergilenen müthiş futbol tüm taraftarları mest ediyordu.
BUNUN ADI BEYAZ KABUS
İlk yarıyı Fenerbahçe'nin 1 puan önünde zirvede bitiren Beşiktaş ikinci devrenin başlangıcı hiç de iç açıcı başlamadı. Mersin İdmanyurdu maçı santrasından kısa bir süre sonra kar yağışı nedeniyle ertelendi. Siyah-Beyazlılar rakibiyle 20. hafta maçının ardından karşılaşırken, 74. dakikada Sosa'nın müthiş frikiği 3 puanı getiriyordu. Fakat Beşiktaş için 'kar kabusu' bitmemişti. Siyah-Beyazlılar'ı Trabzon deplasmanında da aynı senaryo bekliyordu. Bu kez maç, santrası olmadan ertelendi. Bordo-Mavililer'le yaklaşık 3 hafta sonra karşılaşabilen Beşiktaş, çok üstün oynadığı maçta Gomez ve Olcay'ın golleriyle 3 puanı alıyor, böylece erteleme krizinden hasarsız çıkıyordu. Ertelemeler nedeniyle 2. yarının ilk maçını Gaziantep karşısında oynayan Güneş'in ekibi 4-0'lık galibiyetle adeta kaldığı yerden devam ediyordu. 21. haftada zorlu Başakşehir deplasmanına çıkan Beşiktaş 2-0 geriye düşüyor, fakat Cenk ve Atiba'nın golleriyle beraberliği kurtarıyordu. Fenerbahçe'nin de Antalya'ya yenilmesiyle aslında 1 puan kazanmış oluyordu. Bir sonraki hafta Gençlerbirliği'ni Gomez'le yıkan Beşiktaş, 23. haftada sezonun kader maçlarından birisine Fenerbahçe önünde çıkıyordu. Kadıköy deplasmanına 1 maçı eksik olmasına rağmen 1 puan önde giren Beşiktaş kazanması halinde matematiksel olarak olmasa da psikolojik olarak işi bitirebilirdi. Fakat öyle olmadı. Özellikle ilk yarıda çok etkili olan Fenerbahçe, 2-0'lık galibiyetle yarışın sonuna kadar süreceği mesajını Beşiktaş'a veriyordu. Siyah-Beyazlılar hem zirveyi hem de ikili averajı kaybediyordu... Derbiden ağır hasarlı çıkan Siyah- Beyazlılar'ın nasıl bir reaksiyon göstereceği merak konusuydu. Fakat Beşiktaş yine düşmeyip ayakta kalıyordu. Eskişehir, Rize ve Antalya'yı deviren Kartal 3 puan farkla ligin zirvesindeydi.
ARENA'DA İLK ZAFER
27. haftada Kasımpaşa deplasmanında yine kabus yaşanıyordu. Alınan 2-1'lik yenilgi herkesi şok ediyordu. 1 hafta sonra rakip Bursaspor'du. Tartışmasız Beşiktaş tarihine geçecek bir 90 dakika... Siyah-Beyazlılar'ın yeni mabedi Vodafone Arena'da ilk maç Fenerbahçe'nin Konyaspor deplasmanında kaybettiği haftada Bursaspor'u yenen 3-2 Beşiktaş bitime 6 hafta kala zirvede farkı 5'e çıkarıyordu. 14. şampiyonluk adım adım geliyordu... Sivas'ta galibiyeti zorlanmadan alan Beşiktaş, 30. haftada ise Akhisar kabusunu yaşıyordu. Siyah-Beyazlılar, Cenk'in son saniye golüyle beraberliği kurtarıyor, Fenerbahçe ile fark 3 puana iniyordu. Artık Beşiktaş'ın hata yapma şansı yoktu... 31. haftada Kayseri'yi 4-0'la geçen Siyah-Beyazlılar, bitime 3 maç kala Arena'da Galatasaray deplasmanına çıkıyordu. Sezon boyunca her golün, her galibiyetin anlamı büyük oldu. Ama Arena'da Galatasaray'a karşı Gomez'in attığı gol ve gelen 3 puan, hepsinin ötesindeydi. Beşiktaş matematiksel olarak değil ama psikolojik anlamda şampiyonluğunu ilan ediyordu. Fenerbahçe'nin 1 gün sonra Başakşehir'e yenilmesiyle fark 6'ya çıkıyordu... 32. haftada rakip Osmanlıspor'du. Beşiktaş şampiyonluğun sadece 1 puan uzağındaydı. Marcelo'nun iki golüyle bayram yerine dönen tribünlerin coşkusunu Gomez bir kat daha artırıyordu. Beşiktaş artık şampiyondu, artık haykırabilirdi Siyah-Beyazlı tribünler... Emeğin, inanmışlığın zaferiydi bu...