Bugünkü
Takvim
  • 12 Ekim 2015, Pazartesi

Kızlarla maç

Top kale çizgisine paralel bir şekilde, yuvarlanarak sağdan geliyor. Ceza alanında 1 kız var.
Kaleye yarım metre var. Vursa gol olacak. Herkes bağırıyor: "Vur,vur,vuuuurrr!!" diye.
Kızın cevabı: "E top durmuyor ki vurayım!"
Bi ara bi takım topu ceza alanına kadar getirmeyi başardı (Nasıl olduysa). Topa vurdular.
Rakip takımın oyuncusu topu eline aldı veeee, -Tamam, tamam tuttum, dedi.
-Düüüüüüüüt! Penaltı.
-N'oldu yaaa??
-Topu eline aldın.
-E Aynur'da alıyo ama?!!
-Aynur kaleci salak.
-?!?!!!!!
Penaltı kullanılıyor. Oyuncu iyice gerilmiş. Kaleci kızdan tehdit geliyor:
-Hızlı vurursan senin azınııı!
Bizler dumur...
Bi ara kızın biri bacak arasından gol yedim diye 15 dakika ağladı.
Meğerse onun kötü bi anlamı olduğunu sanıyormuş..
Top Fatma'da. E tabii herkes topu almak için Fatma'ya saldırıyor. Fatma'nın tepkisi:
-Ya siz niye hep ben topu aldığımda saldırıyorsunuz bana yaaa?!!!
Kaleci Aynur sert bir out atışı kullanır. Top sınıfın mankeni Yasemin'in göğsünde patlar. Tüm erkeklerin tepkisi aynıdır:
-Aha! Silikonları patladı.
Bir penaltı atışı daha. Sibel gerilir, gerilir, gerilir. Koşar, koşar, koşar. Topa sağ ayağının dışıyla bi abanır.............. Sağ çizgiden taç.
Hakemlik yapan Erol. Oyuncu Selin, Erol'un sevgilisi. Maçtan sonra Erol anlattı. Muhabbet aynen şöyle. Maç sırasında Selin, Erol'a yaklaşır ve yavaşça:
-Şu Yasemin'i oyundan atsana.
-Atamam.
-Niye?
-E kız kuraldışı bişii yapmadı ki!
-Yatakta sana kural dışı bişii yaparım.......
-Ne!!?
-At şunu yaaa....
-Ya kızı durup dururken niye atayım?
-Koşarken at!
-??!!!!!
3 dakika sonra -Ne zaman atacan?
-Ya tamam sen git Yasemin'in yanına, yap faulü, çamura yat sonra.
-Burası hep halı ama?
-Offfff of!
-Nee?
-Ya bi git yaaa!!
-Sen bana nasıl.....
-Düüüüüüt! Kırmızı kart.
Bu olaydan daha önce Selin bi gol atar (Nasıl olduysa?) Tüm takım arkadaşları Selin'e doğru koşarken, Selin sevgilisi Erol'a (Hakeme) doğru koşar, boynuna sarılır vee...
-Yuppiiii!!! Aşkım gol yaptım.
-Tamam da ben hakemim ama.
-Eee! Gol diil mi?
-Yaa, gol de tamam git şimdi.
-Niye?
-Yaa, şike sayarlar.
-Şike ne ?!!!!
-Off. Tamam, hadi geç yerine.
-?!!!!!!!
Sert bir top daha. Top kızın malûm yerinde patlar. Yere düşer.
Takım arkadaşları gelirler, başında toplanırlar. Tabii biz meraktayız.
Yasemin gelir, sorarız:
-Ne oldu? Durumu nasıl?
Eski Türk filmlerindeki zenginlerin özel doktoru edasıyla:
-Bir daha anne olamayacak sanırım.
-Daha önce olmuş muydu?
-Eeeee!! Şeyyyy!
-Muhahahahahahhaaaaaaa!!!

AlkışlıYorum
Bir alkış da düğün arabasının süslerini sökerken o hızla arabanın plakasını da söken damada gelsin. Tamam kardeşim sabırsızlığını, heyecanını anlıyoruz da plaka bu bakarsın lazım olur.

DEFİNE
Temel birgün tarlada çalışırken define bulur. Bulduğu defineyi alıp hemen köye götürsem herkes gôrür diye düşünür ve köylüden gizlemek için defineyi az ilerdeki dağın tepesine gece gelip gizlice almak üzere gömer, hemen yanına da "burada define yoktur" diye bir yazı asar.
Oradan geçmekte olan Cemal yazıyı görür ve Temel'in definesini alıp kaçar.
Temel gece geldiğinde definenin olduğu yerde yazı bulur.
"BURADAKİ DEFİNEYİ CEMAL ALMAMIŞTIR"

PENGUEN
İki Karadenizli, buldukları bir penguenin boynuna tasma takmış, gezdiriyorlarmış.
Bunu gören adamın biri:
-Zavallı hayvanı tasma ile gezdireceğinize, onu bir hayvanat bahçesine götürsenize, demiş.
Aynı adam bir saat sonra onları yeniden penguenle görünce sormuş:
-Hani hayvanat bahçesine götürecektiniz?
-Götürdük, şimdi da sinemaya götürüyoruz.

DOLMUŞ
Temel ile Dursun, İstanbul'da minibüsle bir yere gidiyorlarmış...
Şoför "Levent, Fatih, Eyüp" diyormuş.
Dursun sıkılmış ve Temel'e: "Ula Temel, ne zaman ineceuk?" demiş...
Temel de demiş ki: "Çatlama ula, ismimuz okunsun ineruk!"

DELİ
İki deli gece yarısı sokak lambasının altında dururken iddialaşırlar. Birisi der bu aydır ötekisi inatlaşır hayır bu güneştir der, derken yoldan geçen üçüncü bir şahsa sorarlar. O da "üzgünüm ben bu mahallenin yabancısıyım bilemeyeceğim" der.

AlkışlıYorum
Anaokula giden, 4 yaşındaki yeğenimi okuldan almaya gitmiştim. Bizimki suratını asmış, bir köşede oturuyordu. Nesi olduğunu sordum. Meğer öğretmeni (sevdiği kadın) gün boyu derste Atatürk´ü anlatmış, ondan sevgi dolu sözlerle bahsetmiş. Bizim ufaklık da sevdiği kadını Atatürk´e kaptırmış olmanın verdiği hırsla yanıp tutuşuyormuş.

ADRES DEĞİŞİKLİĞİ
Aşağıda muhtelif müesseselerin müşteri hizmetleri çalışanları ile telefonda geçen bazı konuşmalar yer alıyor:
- Kızım, benim adresim değişti. Bana gönderdiğiniz mektuplar kaybolmasın diye size yeni adresimi kaydettirmek istiyorum.
- Kiminle görüşüyorum efendim?
- Ben Mustafa Müşteki
- İyi günler Mustafa Bey, size nasıl yardımcı olabilirim?
- Söyledim ya kızım, size yeni adresimi yazdırmak istiyorum.
- Sizi anlıyorum Mustafa Bey ama bunu maaalesef yapamayacağım.
- Neden?
- Telefonda adres değişikliği yapamıyoruz efendim.
- Peki ne yapmam lazım?
- Bir form dolduracaksınız efendim.
- Peki formu nasıl alacağım?
- Arzu ederseniz size postalarım efendim.
- Ama artık sizdeki adreste değilim.
- Ben yeni adresinizi alayım, adres değişiklik başvuru formunuzu oraya yollarız.









Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya