Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

Kavga anında kadınlara nasıl yaklaşmalıyız

Eklenme Tarihi 6 Temmuz 2025

Haklısın, Nokta.
Bu iki kelimeyle %70 oranında hayatta kalırsın.
"Sakin Ol" yasaklıdır.
Kullanırsan kavga, sezon finaline gider.
Kaş kalktı mı kaç! Kadınların kaş hareketleri, deprem ölçer gibidir.
Cevap vermek de susmak da riskli. Ama yine de dene… Şansın varsa kurtulursun.
Cümleye "Canım" diye başla. En azından yumuşak girersin.
Konuyu kapatmaya çalışma.
Çünkü "Konuyu kapatmaya çalışma!" cümlesiyle geri döner.
"Sen de…" diye başlayan cümleleri unut. Düşmanlığı tırmandırır.
Göz temasını kaybetme.
Ama fazla bakarsan da "Niye bakıyorsun?" olur.
Küçük sürpriz iyi gelebilir.
Çikolata, çiçek… Acil yardım malzemesi gibidir.
Espri yapmadan önce iki kere düşün. Yanlış zamanlamalı espriyle mezar kazarsın.
Kavga esnasında başka kadın adı anma. Özellikle anneninki bile riskli.
Telefonu sessize al.
Bildirim sesi bile sinir bozucu gelir.
"Ben böyleyim" demek asla çözüm değil. Sadece benzin dökersin.
Sesini yükseltme.
Çünkü "Bağırma bana!" cümlesi gelir.
Konuşurken geri geri yürü. Hem nefeslenirsin, hem kaçış yolunu açık tutarsın.
Konuyu futbola bağlama.
"Bu da geçen haftaki maç gibi…" demek ölümdür.
Arkadaşlarını suçlama. Kadın dayanışması seni ezer geçer.
Anı hatırlat. "İlk tanıştığımız gün aklıma geldi…" dediğin an %3 yumuşama şansın olur.
Yastık savaşı teklif etme.
Romantik film değil, gerçek hayattasın.
Final repliğini ona bırak.
"Bitti mi?" deme. Çünkü asla bitmez.
"Ne varsa içinden söyle" tuzağıdır. İçinden geçenleri sakın söyleme. Hayalinde söyle, orada kalsın.
Kavga arasında yemeğe sipariş verme. "Sen doymamışsın, ondan sinirlisin" dediğin an masayı üstüne devirebilir.
"Ne halin varsa gör" deme. Çünkü o hâlini sana mutlaka gösterecektir.
Sessiz oda bile sesli olur.
Kavga sırasında duvardaki saat bile "tik-tak" diye kışkırtır.

KAVGA ANINDA ERKEKLERE NASIL YAKLAŞMALIYIZ
"Konuşalım" demekle korkutma. Erkek için bu cümle, soğuk duş etkisidir.
Sessiz kalınca "niye susuyorsun?" diye üstüne gitme. Zaten kafası karışık.
Ona "kadınlar daha mantıklı" demek yasak. Çünkü kendini Survivor yarışmacısı gibi hissetmesine neden olursun.
Ağır istatistiklerle gelme.
"Geçen yıl da aynı gün, saat 18.24'te…" dediğinde beyni donar.
Tehditkar "Peki…" kullanma. O "Peki…" sandığın, yeryüzündeki en tehlikeli kelimedir.
Konuşurken telefonla oynamak yok. "Dinlemiyorsun beni!" çıkışı garanti.
Anneye benzetme.
"Annen de böyle yapıyor" dersen, ilişkiler savaşı başlar.
"Erkekler hep aynı" demekten vazgeç.
Çünkü o "ben farklıyım" kompleksine sahiptir.
Özür bekleme.
Hata yaptığını düşünse de bazen "özür" kelimesi dilinden çıkmaz.
Konuyu futbolla bağlama.
Çünkü kavga biter, futbol muhabbeti uzar gider.
Birden gözyaşına boğulma. Ne yapacağını bilemez, donakalır.
Konuşurken çok yaklaşma.
Erkekler, "yüzüme yüzüme konuşuyor" stresine girer.
"Anlat bakalım, sorun ne?" deme. Çünkü "hiçbir şey" cevabını alırsın.
Birden ciddileşme.
Az önce gülüyordun, şimdi niye gözlerin dolu? Şaşırır.
Kavga ortasında "bu evi ben topluyorum" demek şart değil. O an konuyla ilgisi yoktur.
"Anla artık beni!" demekle olmaz. Kullanma kılavuzu ister, elle tutulur şeyler söyle.
"Ben kötü kadın mıyım?" testi yapma. Ne dese batacak, sen de biliyorsun.
Onu başkasıyla kıyaslama.
"Ayşe'nin eşi şöyle…" dedin mi, ipler kopar.
Bir cümlede 3 konu açma. Biriyle bile baş edemiyor bazen.
Son cümleyi söyleme hakkını ona ver. Çünkü finali onun yapması, ego tamiri gibidir.
Kafasını karıştırmak için "Bil bakalım neyim var?" demekten kaçın. Adam zaten kavgada ne olduğunu çözmeye çalışıyor, bilmece kaldırmaz.
"Boşver, anlamazsın" deme. Çünkü anlamadığı şeyleri daha da dert eder, sonra "beni aptal yerine koyuyor" moduna girer.
Kapı çarpıp gitme, geri gelince şifre istemesin. Çünkü onun içinde "sorun çözüldü mü, devam mı ediyoruz?" ikilemi sonsuza kadar kalır.
Kavganın ortasında "yemek ne yiyeceğiz?" diye sorma. Erkek kafası aynı anda iki frekansa ayarlanamaz.

TESPİTLİ YORUM
@eemreyurt Kadınların, 5 dakika boyunca teselli edilemeyecek bir şekilde ağladıktan sonra, hiçbir şey olmamış gibi davranıp güne devam etmeleri müthiş ilginç bir özellik...

BUNLARI BİLİYOR MUSUN?
1786 yılında Mozart'ın ünlü operası "Figaro'nun Düğünü", Viyana sarayında İmparator II.
Joseph'in huzurunda sahnelendi.
O dönem için oldukça yenilikçi ve karmaşık bulunan eser, büyük beğeni toplarken, bazılarına göre biraz uzun ve yoğun geliyordu.
Operanın ardından İmparator, genç besteciye dönüp gülümseyerek şöyle dedi:
"Mozart, bu eserde biraz fazla nota var sanki." Mozart ise kendinden emin bir şekilde, hiç tereddüt etmeden yanıtladı:
"Evet Majesteleri… ama ne bir eksik, ne bir fazla!" Bu kısa diyalog, Mozart'ın eserlerine duyduğu güveni ve sanatsal mükemmeliyetçiliğini göstermesi açısından tarihe geçti.

ALKIŞLI YORUM
@sozelcimuhends Babam bi kere sofrada huzursuzluk ve kavga çıkartacak konu bulamayınca bu eve bir daha fiyonk makarna alınmayacak diye bağırmıştı...