CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

Topuklu giyinme sanatı

Eklenme Tarihi 01 Mart 2016
Bazı kadınlara doğuştan verildiğine inandığım yetenektir bu... Yıllarca topuklu ayakkabı giyen ablalardan öğrendiğim kadarıyla bu işi size aktarmaya çalışayım. Özellikle de üniversiteden yeni mezun olmuş kız arkadaşlar.
Spor ayakkabının rahatlığını hiç bir zaman yaşayamayacaksınız.
Kilit nokta yürürken yere bakmamaktır.
Tıpkı kahveyi tepsiye bakmadan taşırsan asla dökmezsin kuralında olduğu gibi, topuklu ayakkabıyla yere bakmadan yürürsen şebeğe dönmezsin.
Ayak tipine göre topuklu ayakkabı seçimi de yürüyüşe estetik katar. Dizleri kırmanız, yere sağlam basmanız gerektiğini biliyorsunuz zaten.
İlk etapta küçük topuklarla başlanmalı. Büyük adımlar yerine küçük adımlar tercih edilmeli.
Ayakkabıyı giymeden önce ona bakıp 'Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu' demektir.
Orjinalinde böyle değil ama bu şekilde daha etkili oluyor.
Becerebilen için mükemmel bir sanat ancak becerilemiyorsa, deneyenin sanat için soyunması, o ayakkabıları bi kenara atması gerekir. Aksi takdirde yürümek için çabalarken vücudun sokulduğu postmodern dans figürleri ayakkabının getirdiği albeniyi misliyle götürmektedir. Kimi kadınlara göre varolmayan bir sanattır. Yoktur öyle bir şey. Onun adı acıdır.
Her giydiğinizde ayak parmaklarınız torna makinasına girmiş gibi büzüşür, tüm baskıyı bacaklarınızda ve ayağınızda hissedersiniz. İki gıdım hava yapıcam diye giydiğiniz topuklu burnunuzdan gelir.
Dahası, ortaya çıkan görüntü de estetik olmaktan çok uzak hatta acınası durumdadır.
Dahası düşme, yere kapaklanma riskleri oldukça yüksektir.
Daha da dahası araba sürmenizi büyük ölçüde etkiler, gaza basamazsınız, freni algılayamazsınız. Debriyajı kavrayamayıp en işlek yolda bu nedenle arabayı stop ettirip ve tüm otobüsçü amcalardan korna ve küfür yersiniz. Alt yapının önemli olduğu bir sanat dalımızdır. Yani İstanbul sokaklarında ve yokuşlarında bu sanatı icra etmek, düz ayak, geniş kaldırımlı New York şehrinde icra etmekten daha zordur zannnımca. O ayakkabıyla seke seke vapurdan inmek mesela, zulümden öte bir hal alabilir. Tek yürüdüğünüz mesafe otomobiliniz ve iş yeriniz arasıysa; eh anca belki o zaman.
Yani kısaca demem o ki;
Bu şehir insana tuzak kuruyor...
Bu şehir insana bilek burkturuyor.
Bu şehir, ayakları hayli yoruyor.
Bu şehir, ayakkabıları hep yıpratıyooor...
Sanat sanatçı içindir. Sanatçı ayakkabı sahibidir.
Topuklu ayakkabı giyilen günler çantanın bir kenarında topuksuz bir çift ayakkabı taşımak, bu sanatın olmazsa olmazıdır.
Sanat izleyen içindir. İzleyenler ayakkabıyı giyen dışındakilerdir.
Çantadaki topuksuz ayakkabı da kıyafete uyumlu olduğu zaman her şey tamamdır.

KOMİK ZEKA SORULARI
Adamın biri bir tilki bir piliç ve bir çuval mısırı önlerindeki nehrin bir yakasından öteki yakasına geçirecekmiş. Adam kayıkta yanında yalnız bir şey taşıyabiliyormuş. Eğer tilki ile piliç yalnız kalırlarsa tilki piliçi yer. Eğer piliç ile mısır çuvalı yanlız kalılarsa piliç mısırı yer. Bu durumda adam bütün bunları karşı kıyıya nasıl taşır?

İKİ ARKADAŞ
İki arkadaş kendilerine birer at aldı. Fakat, hangi atın kime ait olduğunu sürekli karıştırıyorlardı. O yüzden birinin aklına parlak bir fikir geldi ve atlardan birinin kuyruğunu kesti. Öbürü de ona inat, öteki atın kuyruğunu kesti. Atları karıştırmaya devam eden önceki adam, atların birine boyayla bir işaret koydu. Bu kez de öteki bu tutum üzerine öbür atın aynı yerini aynı boyayla işaretledi. Baktılar, durum böyle devam edemeyecek biri şöyle dedi: "Bak arkadaşım, bu böyle olmayacak. En iyisi beyaz at benim, siyah at da senin olsun."

İLGİNÇ HABERLER SERVİSİ


APTAL
Politik bir toplantıda kafası kızan bir taraftar ayağa kalkıp; Bu toplantıya katılanların yarısı aptal, demiş.
Her taraftan protestolar yağmaya başlamış:
Sözünü geri al!
- Sen kim oluyosun!
- Atın şunu dışarı. Adam bakmış olacak gibi değil, kabul etmiş.
- "Peki sözümü geri alıyorum, katılanların yarısı aptal değil."

AlkışlıYorum
Kaş'a gittiğimizde, dalmak için öğretmen eşliğinde giyindik. Kaç kilo olduğumu sordular, tabii ki olduğumdan az söyledim. Belime ağırlık bağladılar ve denize atladık ama ağırlıklar az geldiği için batamadım. Öğretmenin gülerek beni batırmaya çalışması ve arkadaşlarımın kahkahalarla bana gülmesi sinir bozucuydu. İyi ki kilomu söyleyip de rezil olmadım yani, çok iyi düşündüm gerçekten!

Cevap: Adam önce piliçi karşı kıyıya taşır geri gelirtilkiyi alır karşı kıyıya bırakır piliçi yanına alırpiliçi bırakır sonra yanına mısır çuvalını alır piliçi bırakır karşı kıyıya mısır çuvalını bırakır sonra da gidip piliçi alır ve geri döner.