Kuyumcu, optik ya da eczaneden verilen bez çantayı yanlarından eksik etmezler.
Yün yelekler üstlerinden eksik olmaz.
Yeleğin altındaysa böyle simli, boncuklu bir bluz/penye olmazsa olmazdır.
Dişinden tırnağından artırdıklarıyla ilk iş olarak kollarına bilezik alırlar.
Bir araya geldiklerinde sık sık tülbent oyalarından bahsederler, kızlarının çeyizine koyacaklardır.
Çantalarında falım sakız mutlaka bulundururlar.
Çantalarından çıkan bir top yumak, torunları için örülen kazağa işarettir.
Salonlardaki masanın üzerinde bir su sürahisi her zaman hazır bekler.
Ayaklarını sıcak tutmak için patik giymelidirler.
Her fırsatta ne zaman evleneceğinizi sorup tanıdığı bir yakınıyla sizi baş göz etmek isterler.
Pazar arabalarıyla ayrılmaz ikilidirler. Pazarda karşılaştıkları komşusuyla ayaküstü yarım saat konuşabilirler.
Günlere katılıp bol bol birilerini çekiştirmekten haz alırlar.
Çok iyi kısır yaparlar.
Kaldırımlara oturup çekirdek çitleyerek muhabbetin dibine vurabilirler.
Bol bol hamur işi tükettiklerinden olsa gerek genelde kiloludurlar.
Ve trende, otobüste ters yöndeki koltuklara asla oturamazlar.
KOMİK ZEKA SORULARI
Bir kadın yemek pişirmektedir. Kadının 3 çocuğu vardır. En büyük oğlu gelir ve 3 avuç tuz atar. Daha sonra ortanca oğlu 3 avuç tuz atar. En sonunda evin küçük kızı 2 avuç tuz atar. Yemek pişer ve yediklerinde bir bakarlar ki yemek tuzsuzdur. Bu nasıl olur?
TEZKERE
Teskere zamanı yaklaşmıştır. Aynı tertip askerlerden bazıları oturup bir karar alırlar.
Bir daha saf asker Mehmet'e ayak işleri yaptırmayacaklardır. Kararı Mehmet'e açıklarlar.
Bu habere çok sevinen Mehmet yine de doğrulatmak için tek tek sorar:
- "Sen Ali, ayakkabılarını bana boyattırmayacaksın değil mi?"
- "Evet."
- "Sen Osman, benim sigaralarımdan otlanmayacaksın değil mi?"
- "Otlanmayacağım."
- "Sen Hasan, çoraplarını bana yıkattırmayacaksın değil mi?"
- "Yıkattırmayacağım." Herkesten gerekli yanıtı alan.
Mehmet: "İyi, ben de bundan sonra karavanaların içine tükürmiycem."
İLGİNÇ HABERLER SERVİSİ
Rize'nin Çayeli ilçesinde eski model çakmaklı dolma av tüfeğini temizlemek isteyen 15 yaşındaki Mustafa S., tüfeğinin namlusuna su doldurarak sobaya soktu. Isınan namludaki barutun ateş alması sonucu tüfek birdenbire infilak etti ve saçmalar Mustafa'yı kasığından yaraladı. Çayeli Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Mustafa Safi "Ateşle barutun yan yana gelmeyeceğini böylece anlamış oldum" dedi.
BOYNUZ
Erkek yetmişine gelmişti, karısı altmış sekizinde idi.
Bir akşam, yemekten sonra, odalarında vakit geçiriyorlardı.
Erkek çay içiyordu, kadın bir roman okumakla meşguldü. Bir aralık, bay, gençlik çağını hatırlamış olacak ki, kasıla kasıla, övündü:
- Artık yaşımızı başımızı aldık, açıkça konuşabiliriz. Hayatta pek çok kimseye boynuz taktırdım.
Bayan, okuduğu romandan başını kaldırmadan, dalgın dalgın cevap verdi:
- Talihli adamsın kocacığım, ben bir tek
kişiye boynuz taktırabildim…
Cevap: Tencerede yumurta haşlamışlardır.