BAZI insanların burnu koku almak için vardır, bazılarınınki çevredeki bütün gelişmelere müdahale etmek için… Bunlar bir yerde "Sana ne?" cümlesini duyunca durmaz. "Nasıl bana ne, ben sizin iyiliğiniz için söylüyorum!" diyerek ikinci burun deliğini de konuya sokar. İki kişi konuşurken yanlarından geçmeleri yeterlidir. Konunun başını duymamış, tarafları tanımamış, olayın nerede yaşandığını bilmiyordur ama çözüm hazırdır: "Sen orada hata yapmışsın." Kim hata yapmış? Ne olmuş? Bunların önemi yok. Kendisi olay yerine sonradan gelen kanaat önderidir. Bir de aile içi müdahale uzmanları vardır. "Evlilik ne zaman?" diye başlayıp "Çocuk ne zaman?" diye devam ederler.
Çocuk doğunca "İkinciyi düşünmüyor musunuz?" derler. İnsan bir noktada şüpheleniyor: Biz aile mi kuruyoruz, bunların hazırladığı takvime mi yetişiyoruz? Kendi evindeki kombi üç haftadır bozuk, senin soyunun devamını planlıyor. İş yerindeki türü daha hareketlidir. Senin ne zaman geldiğini, kaç çay içtiğini, öğle arasında nereye gittiğini bilir. Yönetici değildir ama yöneticinin bilmediği her şeyi bilir. "Bugün biraz geç geldin galiba?" derken yüzünde mesai takip cihazının ciddiyeti vardır. Kendi işi bekler; çünkü önce senin çalışıp çalışmadığını çalışması gerekiyordur. Telefon ekranına göz atan çeşidi de meşhurdur. Bir mesaj gelir, daha sen okumadan sorar: "Kim o?" Ekranı kapatırsın, "Hayırdır, niye sakladın?" der. Açık bıraksan okuyor, kapatsan sorguluyor. Telefon senin ama gizlilik ayarlarını kendisi yönetiyor. Sosyal medyada ise görev alanları genişler.
Fotoğraf koyarsın, "Oraya kiminle gittin?" Bir şey yazarsın, "Bu laf kime?" Hiçbir şey paylaşmazsın, "Bir sıkıntı mı var?" Bunlara göre insanın kendi başına kahve içmesi mümkün değildir. Ya biriyle buluşmuştur ya birine gönderme yapmıştır ya da boşanıyordur. En yorucusu, müdahalesini yardım paketiyle sunandır. "Ben karışmam ama…" diye söze başlar. O "ama"dan sonra evinin düzeni değişir, ilişkin masaya yatırılır, arkadaşların elenir. Sana kalan, kendi hayatındaki toplantının tutanağını imzalamaktır.
Üstelik başkasının hayatında son derece cesurdurlar. "Ben olsam ayrılırdım." "Ben olsam istifa ederdim." "Ben olsam yüzüne söylerdim." Kendisi restoranda yanlış gelen çorbayı değiştiremez ama senin on beş yıllık evliliğini mercimekle ezogelin arasında bitirir. Bir gün dayanamaz, "Biraz kendi işinle ilgilensen?" dersin. Çok kırılır. "İnsanlık da suç olmuş!" diye uzaklaşır. Sonra hemen birini arar: "Biliyor musun, bugün bana ne dedi? Ben bunun hayatında bir şeyler döndüğünü zaten anlamıştım…"
BUNU BİLİYOR MUYDUN?
ABD'li bir koleksiyoner, 50.000'den fazla farklı tuvalet kağıdı rulosu topladı. Koleksiyonunda 1930'lardan kalma rulolar ve altın kaplama tuvalet kağıtları var. (Tuvalet kağıdı koleksiyonu, dünyanın en garip koleksiyonu!)
TESPİTLİ YORUM
@ritaande
Erkeklerin, kızların dizi karakterlerine âşık olmasına laf etmesi ama kendilerinin Süleyman Çakır için lokma dağıtıp cenaze düzenlemesi…