CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Erkeğin rengi kadının fendi

Eklenme Tarihi 02 Ekim 2015
İki sevgili alışveriş merkezinde 10 tur attıktan sonra dışardaki mağazaları artık aşındırırlar. Kızımız enerjisi ile yanındaki adamın haşatını çıkarmıştır.
- Son bi mağazaya bakalım söz aşkım valla bu son.
- Melek ya Allah aşkına bitmedi mi?
- Melek kim?
- Sensin.
- Aşkıma ne oldu. Ne oldu aşkın mı bitti?
-Tamam aşkım bitmedi. Birden çıktı ağzımdan.
- Senin ağzına ben...
- Hop hop hop n'oluyo.
- Acı bibey süyeyim ajkımmmm.
Bu son gerçekten hissediyorum bu mağazada aradığım.
- 150. mağaza bu. Artık ne olur çıksın Allah'ım. Frodo (Yüzüklerin Efendisi'nin ana karakteri) bile bu kadar yüzüğü aramamıştır.
- Efendimiiiizzzzsss. (Yüzüklerin Efendisi'nde ki Gollum karakterinin taklidini yapar) - Yapma kız çok çirkin oluyorsun.
- Efendiiiiimiiizssss. Gel gel pozitif enerji pozitif enerji...
- Enerji mi kaldı 4 saattir ayakkabı arıyoruz. Ben ayaklarımı kaybettim.
Yok ki şöyle Sindirella'nın perisi çat diye dokunsa istediğin ayakkabıyı çat diye karşına çıkartsa. Ha gerçi peri bıkıp kaçmazsa senden. Neymiş Taba rengi, limon çürüğü nedir ya? Fuşyaymış, nar çiçeği ya işte bildiğin kırmızı işte. Bu renkleri saysan peri kafayı yer.
- Boşver periyi meriyi gel fikir ver. Ayrıca nasıl bilmiyorsun renkleri.
- Erkekler bilmez öyle sarıysa sarıdır kırmızıysa kırmızı elangiri delingiri bilmem.
- Neyse tamam tamam gel.
O sırada ayakkabı mağazasının satış temsilcisi gelir. Hoşgeldiniz faslı geçtikten sonra ne istediğini sorar.
Melek: Ya aslında taba rengi bir Stiletto arıyorum.
Semih: Ne hahahaha anlamadım?
Melek: Niye güldün.
Semih: Stiletto mu?
Melek: Neyse boşverin beyfendi var mı siz de?
Satıcı: O rengimiz yok ama isterseniz şöyle siklamen rengi var..
Semih: Hahahahah ne ne Satıcı ile Melek sinirle bakınca.
Semih: Neyse siz siklamene bakın ben sitiletto bakıyım buralarda.

AKRABALARIN MI?
Bir çift hiç konuşmadan arabayla yolda gitmekteydi. Daha önceki bir tartışma münakaşaya dönüşmüştü ve hiçbiri teslim olmak İstemiyordu. Keçi, katır ve domuzlarla dolu bir çiftliğin yanından geçerken koca, alaycı bir biçimde sorar: "Akrabaların mı?" Karısı "Evet" diye cevap verir ve ekler, "Senin taraftan akrabalarım"

DEMİYORUM

Can annesini akşam yemeğine davet etmiş. Annesi yemek sırasında oğlunun ev arkadaşının ne kadar çekici olduğunu düşünmeden edememiş. Sorduğunda oğlundan, "Anneciğim Ayşe ile aramızda inan hiçbir şey yok. Biz sadece ev arkadaşıyız?" cevabını almış.
Bir hafta kadar sonra Ayşe Can'a: "Annenin yemeğe geldiği geceden beri çorba kepçesini bir türlü bulamıyorum.
Nerde olduğu hususunda bir fikrin var mı?" diye sorunca Can annesine bir e-posta yazmaya karar vermiş. "Anneciğim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama gerçek şu ki bize yemeğe geldiğin akşamdan beri çorba kepçesi kayıp."
Bir kaç saat sonra annesi yanıt vermiş: "Sevgili oğlum, sana Ayşe ile birliktesin ya da değilsin demiyorum. Ama gerçek şu ki eğer kendi yatağında uyuyorolsaydı şimdiye kadar kepçeyi çoktan bulmuştu."

GEÇMİŞ ZAMAN
Okulda bir gün Türkçe öğretmeni zaman kiplerini işliyor ve öğrencilerine bir soru soruyor:
Çocuklar -ben güzelim- dersem hangi zamana girer bu cümlem?
Çocuklar hep bir ağızdan: Geçmiş zaman öğretmenim.

POLİS
Adam kırmızı ışıkta geçiyor. Başkomiser görüp ekibe bildiriyor. Ekip adamı yakalıyor: "Ceza yazacağım."
Adam: Sen nerden gördün kırmızıda geçtiğimi?
Polis: Başkomiserim görmüş. O söyledi.
Adam: Amma boşboğaz, dedikoducu başkomiserin varmış ha. İnsan her şeyi söyler mi?
Sır saklamasını bilmek lazım.

AlkışlıYorum
Otobüse binerken elektronik bilet yerine kredi kartını optik okuyucuya tutana dalgın, "Boşuna tutma, para vermiyor" diyene de hazır cevap şoför denir!

EVLİ GİBİ
Soğuk ve karlı bir günde, uzak bir yere toplantıya giden şirket sahibi ve şirket çalışanlarından bir bayan, tipide kaybolmuşlar.
Bir müddet yanlış yolda gittikten sonraysa arabaları bozulunca inip yürümek zorunda kalmışlar. Bir müddet sonra bir kulübe görmüşler ve tipi dinene kadar orada konaklamaya karar vermişler. Kulübede yalnızca bir yatak olduğu için adam yerde uyku tulumunda yatacağını belirtmiş.
Kadın yatağa girmiş, adam da uyku tulumunun içine, yere uzanmış. Bir müddet sonra kadın: "Efendim, ben çok üşüyorum," demiş.
Adam hemen kalkmış ve kadının üzerine bir battaniye örtmüş. Geri gelip uyku tulumuna girmiş.
Bir müddet sonra kadın: "Efendim, ben hala çok üşüyorum" deyince adam yine uyku tulumundan çıkmış, kadının üzerine bir batteniye daha örtmüş.
Geri gelip uyku tulumuna girmiş ama kadın yine: "Ama ben hala çok üşüyorum," deyince.
Adam: "Madem burası ıssız bir yer ve bizi kimse göremez, o zaman gel seninle evliymişiz gibi davranalım," demiş.
Kadın sevinmiş: "Tamam. Davranalım."
Adam: "O zaman kalk kahrolası battaniyeni kendin al!"