Misal daha çok bizim neslin bildiği öcü kuruluşu. Öcü öcüü diyerek ne çocuklar salak gibi saklanacak yer ararlardı. Bunu yaşayan nesil hala etkisinde kaldığı için öcü müessesi artık iflasın eşiğinde.
En çok inanılan yalanların en başında gıda maddeleri vardır.
Örneğin tabakta bırakılan yemeğin arkanızdan koştura koştura gelmesi.
Hala ayaklı pilav imajı hafızamdan silinmemiştir.
Diğer bir örnek ise yemeğin sonuna kadar yenmesi için ve yemeğin israf edilmemesi için "Tabakta yemeğin kalırsa çocuğun çirkin olur" denmesi. Daha çok uzun yıllar olmasına rağmen neden korkuyorduk. Ona anlam veremiyordum. Zorla çiğnemeden yutardım lokmaları.
Hele sünnet çocuklarının yaşadığı travma yetmezmiş gibi bir de sünnet olan çocukların pipisinden pilav yapıldığına inandırmışlardı bizi. Sünnet olmaktan korkardım deli gibi. Sırf bu pilavı zorla yedireceklerinden bahsetmeleri sebebiyle. "Tırnaklarını yersen midende tırnak ağacı büyür ve sonra o ağacın dalları ağzından yukarı doğru uzar." Gerçe hayırlı bir yalan ama yine de niye çocuğu korkutursun ki?
Mesela bir arkadaşımın travması ise şöyleydi:
Ailesi "Seni biz çingene çadırından çaldık" demişler. O da o zaman ki aklıyla düşünememiş garibim tabii, beni kim ne yapsın diye. Sonra yolda gördüğü her çingene kadına "Acaba bu benim annem mi" diye şüpheyle bakmış yıllarca.
HAYALLER
Bir kış gecesi Anadolu'nun bir köyündeki fakir bir aile akşam yemeğinden sonra evin tek odasında hep birlikte oturuyorlarmış. Evin annesi başlamış sesli sesli hayal kurmaya; - Ah bir atımız olaydı... Hem yüklerimizi taşırdı, hem bizi taşırdı...
Oğlanlardan biri hemen atılmış; - Ben de suyunu verirdim.
Diğer oğlanlar da heyecanla hayale kapılmışlar; - Ben de tımar ederdim...
- Ben de otunu önüne koyardım...
- Ben de altını temizlerdim...
Tam o sırada evin babası gürlemiş; - Laan... Kapıyı örtün, atı üşüteceksiniz!
YAŞLI TEYZE
Bir gün yaşlı bir teyze otobüse biner...
Otobüse şöyle bir baktıktan sonra yakınındaki bir gence seslenir:
- Evladım yaşlı teyzene yer vermicek misin?
- Teyzecim bak bir sürü boş yer var, geç otur birine...
- Ama evladım çok yaşlıyım ben, bak elimde torbalar da var zar zor taşıyorum hadi...
- Olmaz teyze geç başka yere otur hadi...
- Seni terbiyesiz! Hayırsız herif! Kim yetiştirdi seni böyle? Puuuh...
- Eeeeeh iyi bi geç hadi sen kullan otobüsü!
U2 KONSER
U2 Trabzon'da konser vermeye gider. Bono , bir şarkı arasında ellerini kaldırabileceği kadar yukarı kaldırıp birbirine tekrar tekrar vurur ve izleyenlere şöyle der: "Elimi her çırptığımda Afrika'da bir çocuk ölüyor" Bizim Temel hemen atılır "Çırpma lan o zaman geri zekali!"
AlkışlıYorum
Bir alkış da yazı yazan fare resmindeki fareyi kahverengiye boyamasını istediği halde kırmızıya boyayan öğrencisine; "Sen hiç kırmızı fare gördün mü?" diye soran öğretmenine; "Sen hiç yazı yazan fare gördün mü?" diye cevap veren çokbilmiş öğrenciye gelsin.
AVUKAT TERS KÖŞE
Amerika da ünlü bir avukatın kaybettiği tek dava:
Ünlü bir futbolcu karısını öldürmekle suçlanıyordu.
Ama karısının cesedi ortada yoktu. Futbolcu sanık sandalyesinde oturuyordu.
Kucak dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu: "Sayın jüri üyeleri, müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten inanıyorum. Buna az sonra sizler de inanacaksınız. Neden mi? Bakın, şimdi ona kadar sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen karısı bu kapıdan içeri girecek...
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10"
Bütün jüri kapıya döndü. kimse girmedi içeri.
Avukat bir savunma dahisiydi, öldürücü hamlesini yaptı: "Bakın, siz de kadının öldüğüne inanmıyorsunuz.
Çünkü hepiniz içeri girecek diye kapıya baktınız. İşte kararı buna göre vermenizi talep ediyorum."
Ancak jüri, ünlü futbolcuyu suçlu bulduğunu bildirdi ve dava bu şekilde sonuçlandı.
Mahkeme çıkışında avukat, jüri başkanına yaklaştı: "10' a kadar saydığımda siz de diğer üyeler gibi kapıya baktığınız halde neden böyle bir karara imza attınız?" "Doğru" dedi jüri başkanı; "Ben de kapıya baktım, ama müvekkiliniz kapıya bakmıyordu."