CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Çayı şekerli veya şekersiz içenler

Eklenme Tarihi 06 Temmuz 2017
Edebiyatın olmazsa olmazı, mutluluğa teşne olan çay... Bardakta durup soğuduğunda hatırı kalan, iki eski dostun bir araya geldiklerinde sohbetlerini ısıtan samimi içeceğimiz.
Ama insanlar da şekerli içenler ve şekersiz içenler olarak ikiye ayrılmış durumda. Biz de bu durumu biraz irdeleyelim istedik. Çay neden şekerli ya da neden şekersiz içilir?
Çayı şekerli içen insanlar ağızlarının tadını düşünürler.
Şekersiz içenler ise çayın tadını almak isterler.
Şekersiz içenler, sağlıklarını düşünürken; şekerli içenler anı yaşarlar.
Çayı şekerli içenler, çayı karıştırırken çıkan sesle dünyanın en güzel şarkısını besteleyebilirler.
Çayı şekersiz içenler sükuneti ve sessizliği severler.
Çayı şekersiz içen insanlar bu özellikleriyle sürekli övünürken; şekerli içenler kendilerine karışılmasın isterler.
Şekerli içene göre çay sohbeti tatlandırır.
Şekersiz içene göre ise, muhabbeti koyulaştırır.
Şekerli içene göre; çay kapsayıcıdır.
Şekere de tatlandırıcıya da kucak açmalıdır.
Şekersiz içene göre ise yalnızlığı sever çay.
Yalnızlığını bir tek onu içenle paylaşır.
Çay, şekersiz içene göre sabahın köründe kalkan insanın telaşıdır. Hayat koşuşturmasıdır.
Şekerli içene göre ise hayata ara verip dinlenme fırsatı bulduğumuz mutlu anlardır.
Çay, şekerli içenin kan şekeri düştüğünde yardımına koşar.
Şekersiz içenin, her daim fit kalmasını sağlar.
Şekerli içen için çay, dalganın üzerinde hareket eden bir sandalın görüntüsü, üstünde uçan martının sesidir.
Şekersiz içene göre ise bir şiirin en vurucu dizesidir.
Çay, şekerli içenin yazın hararetini alır.
Şekersiz içenin sonbaharda yalnız ellerini ısıtır...
Çay şekerli içene göre nostaljidir. TRT 4'te Türk Sanat Müziği dinleyen anneannemizin reklam arasında, "Hadi bir çay koyalım da içeriz" demesidir.
Şekersiz içene göre ise her dönemdir.
Torunlarına çayı şekersiz içmesini tembihlemesidir.
Şekerli içen, bazen tabağın kenarına konulan şekerler yetmediğinde fazlasını istemeye çekinirken; şekersiz içen bu şekerleri iade etmekte bir beis görmez.
Şekersiz içene göre çay, aklına geleni saklamadan, çekinmeden söylemektir.
Şekerli içene göre iki düşünüp bir konuşmaktır.
Çayı şekerli içen için çay, mutlu bir ilişkidir.
Şekersiz içen için ise tek başına güçlü bir şekilde ayakta durma sürecidir.
Çayı şekerli içene göre; demlikte kaynayan çayın fokurtusu neşesindendir; şekersiz içene göre ise kederinden...
Ama ne olursa olsun; şekerli de içse şekersiz de içse o çayı seviyordur. Çayı seven adamdan da insana bir zarar gelmez...

BİRİNCİ KANAL
Adamın biri iş gezisi için Danimarka'ya gitmiş.
İşlerini hallettikten sonra akşam barda bir kadeh içip odasına çıkmış. Tam uyumaya hazırlanırken kapı çalınmış, karşısına dünya güzeli bir hatun çıkmış. Adam tam yanlış odaya geldiğini söylemeye çalışırken kadın parmağını onun dudağına dayayarak susturmuş.
- "Buraya senin için geldim" demiş ,Adam kadınla sabaha kadar beraber olduktan sonra mutlu bir şekilde aşağı inip resepsiyona uğramış.
- "Benim borcum ne kadar?" diye sormuş.
Katip gülümseyerek cevaplamış.
- "Borcunuz ödendi efendim. Buyrun, bu da bizim hediyemiz" diyerek bir zarf uzatmış.
Adam zarfı açtığında içinde 10 bin dolar para olduğunu görmüş. Yanlışlık olduğunu söylese de hiç bir yanlışlık olmadığını belirtip kendisini alana kadar uğurlamışlar. Adam, Türkiye'ye geldiğinde bunu bütün arkadaşlarına anlatmış ama kimseyi inandıramamış. Adamın anlattıklarından birinin yolu Danimarka'ya düşünce ne olur ne olmaz diye oteli denemeye karar vermiş. Akşam gelip odaya çıkmış. Bu sefer inanılmaz güzellikte bir kumral gelmiş. Onunla sabaha kadar beraber olmuş. Adam arkadaşının yaptığı gibi aşağı inerek hesabı sormuş.
Kendisine bir zarf vermişler. Adam zarfı açtığında içinde 5 bin dolar görmüş. Gülümseyerek sormuş.
- "Neden bana 5 bin dolar? Burada kalan başka bir Türk arkadaşıma 10 000 dolar vermissiniz." diye sormuş.
Katip biraz düşündükten sonra hatırlamış...
- "Haaaa! O arkadaşınız. Ama onunki birinci kanalda yayınlanmıştı."

ISLIK
Gece treni ile yolculuk yapıyordum. Yataklı vagonda zayıf, yaşlıca, kibar tavırlı bir yol arkadaşım vardı. Kendimi taktim ettim. Adam da kendisini tanıttı, felsefe doktoru olduğunu söyledi. Yatmak için yukarı tırmandım. Dedim ki: "Sayın doktor, meseleyi şimdi söyleyeyim de sonunda bir tatsızlık olmasın. Ben, gece biraz horlarım. Eğer siz hafifçe bir ıslık çalarsanız ben derhal uyanır, öte tarafa dönerim ve horlamam da geçer." O: "Zararı yok,merak etmeyin"dedi. Her zamanki gibi yataklı vagonda çok güzel uyudum ve ineceğim yere yarım saat kala uyandım. Yatağımdan indiğim zaman yol arkadaşımın çıkmış olduğunu gördüm. Koridora çıktım. Orada da yoktu. Yataklı vagon memurunu gördüm. Ona sordum: "Acaba alt tarafımda yatan bey nerede?" Memur: "Ha, o mu? Onun pek aklı başında olmasa gerek. Sabaha kadar ıslık çalarak yataklı vagonda kimseyi uyutmadı. Bunun için onu yolda trenden indirdik!"

AlkışlıYorum
İlk başlarda yazışırken "caaannnıııııımmmmmm"dım. Sonra "canım" oldum. Şimdi "cnm" kaldım. Daha başlayalı 5 ay oldu. Borsa bile bu kadar hızlı değer kaybı yaşamamıştı. Değer kaybı devam ederse iflasımı açıklamak zorunda kalacağım ama!