İstanbul'un finans merkezi olması kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın 25. kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında, İstanbul'un finans merkezi olması konusundaki tartışmaya da son nokta konuldu. Artık, BDDK ve SPK'nın merkezi de İstanbul oluyor. Merkez Bankası'nın ise taşınmayacağı açıklandı. İstanbul'un finans merkezi olabilmesi için sadece bunlar yeterli olmayacaktır. Proje kapsamında geçtiğimiz aylarda İstanbul'un finans merkezi olabilmesi için hazırlanan 'Strateji Eylem Planı' Resmi Gazete'de yayınladı. Bu kapsamda hukuksal ve teknik altyapının oluşturulması yanında, vergilendirme sistemi konularında da bir dizi düzenleme yapılması planlanıyor.
Strateji Eylem Planı yeterli mi?Uluslararası finans merkezlerinin temel özelliklerine baktığımızda; uzun yılların sonunda bu payeyi elde ettiklerini görmekteyiz.
İstanbul'un en büyük şansı bu deneyimlerden elde edilen tecrübeler doğrultusunda hareket edilecek olmasıdır. Bu kapsamda İhtisas Mahkemeleri ve İstanbul merkezli bir Tahkim Merkezi kurulacak. Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu değişiyor.
Sermaye piyasalarının uluslararası entegrasyon altyapısı tamamlanıyor. Emtia ve vadeli işlemler piyasaları geliştiriliyor. Gelir Vergisi Kanunu yeniden yazılıyor. Finans piyasalarına yönelik vergilendirmeler yeniden düzenleniyor.
İMKB'nin 25 yıllık performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?'Bir borsanın performansı neler ile ölçülür' diye baktığımızda, en temel gösterge sağladığı kaynak miktarıdır. İMKB'nin 25 yılda sağladığı kaynak 91 milyar dolar. Bu rakam yeterli bulunmayabilir. Daha iyisi olabilir miydi? Şu an Borsa'da 337 şirket işlem görüyor. İMKB'nin ilk yılında şirketlerin piyasa değeri yaklaşık 1 milyar dolar iken, bugün 323 milyar dolara yükselmiş durumda. Yıllık işlem hacmi 385 milyar dolara ulaştı. Bu rakamlar elbette yeterli değil. Ancak borsaların derinleşmesi ve büyümesi, ekonomik istikrardan bağımsız düşünülmez. Sermaye piyasaları yatırımcıları ürkektir. Yatırım yapacağı piyasada istikrar ve güven arar. Bu nedenle, bu rakamların Türkiye ekonomisinin zor dönemlerinde elde edildiği unutulmamalıdır.