Futbolda bir dev daha aramızdan ayrıldı. Mircea Lucescu, 80 yaşında, son nefesini verdi. Bir insan gitti sandık... Ama hayır. Giden, Romanya'nın ve Türk futbolunun da bir parçası olan, sahalarda efsane olmuş bir adamdı. Önemli bir teknik adamdı.. Dünya futboluna çok şey kattı.. Şimdi onlara biraz bakalım: Kendisi forvet kökenli olduğu için her zaman atak futbol oynamayı tercih etti. "Felsefem her zaman belirli tipte oyuncular geliştirmek ve atak futbol oynamaktır" diyordu. Özellikle Shakhtar döneminde Brezilyalı oyuncularla (Willian, Fernandinho, Douglas Costa, Jadson vb.) kısa paslı, teknik, eğlenceli ve hızlı hücum futbolu kurdu. Ancak bu atak anlayış kontrollü ve organize idi; körü körüne saldırmak değildi. Taktik esneklik ve disiplini sevirdi.. Tek bir formasyona bağlı kalmazdı. En çok 4-3-3 ve 4-2-3-1 kullandı ama rakibe ve kadroya göre rahatça değişirdi. Savunmada çok iyi organize olur, rakibin kilit oyuncularını etkisiz hale getirmeye odaklanırdı. "Taktik savaş" derdi futbola; önemli olan sonuçtu. Güçlü takımlara karşı özellikle disiplinli ve akıllı savunma yapardı. Gençleri hep sevdi.. Kariyerinin en önemli parçalarından biri buydu. Genç, aç, çalışkan, teknik ve agresif oyuncuları severdi. Onlara hem futbol hem de hayat disiplini öğretirdi. Shakhtar'da Brezilyalı gençleri Avrupa standartlarına göre eğitti, birçok yıldız çıkardı. Oyuncularında hırs, takım ruhu ve mental güç istiyordu. "Oyuncularımın duygularını kontrol etmelerini ve kendilerine inanmalarını istiyorum" derdi. Uyumlu bir insandı.. Farklı ülkelerde (Romanya, Türkiye, İtalya, Ukrayna, Rusya) başarılı olmasının sırrı buydu. Gittiği ülkenin kültürüne saygı duyar, dil öğrenir, oyuncularla birebir ilişki kurardı. Brezilyalıların Latin Amerikalı ruhunu Avrupa disipliniyle harmanlaması bunun en güzel örneğiydi. İş ahlakı… Ona da bir şey yazalım.. Futbola adanmış bir hayatı vardı. "Başarının bedeli kıskançlık, başarısızlığın bedeli yalnızlıktır" derdi. Kararları tek başına alırdı. Çok çalışkan, detaycı ve otoriterdi ama oyuncularına "baba" gibi davranırdı, sert ama şefkatli. Dünya futbolu büyük bir ismi kaybetti. Ve bir Türk dostuydu..