CANLI YAYIN
Hasan Basri Yalçın

HASAN BASRİ YALÇIN

Dedikodulara bakmayın

Eklenme Tarihi 02 Mart 2017
Bugünlerde nereye baksanız muhtemel Rakka operasyonu üzerine dedikodularla karşılaşırsınız. Dedikodu lafını özellikle kullanıyorum. Zira etraftaki hikayelerin hiçbir kaynağı yok. Anlamı da yok. Ama her dedikodu yapanın bir amacı olduğu kesin. Obama döneminin artıkları uluslararası kamuoyunu, yeni Amerikan yönetimini ve Ankara'yı manipüle etmeye çalışıyor.
Sürekli benzer haberler yapılıyor ve benzer yorum yazıları çıkıyor. Bu dedikodular uluslararası kamuoyuna sevimli bir PYD portresi çiziyor. Amerikan yönetiminin gündemini belirlemeye çalışıyor. Ankara'yı tedirgin edip öfkelendirmeye ve Amerikan yönetimi ile kurulacak ilişkide hataya zorlamaya çalışıyor.
Dedikodularla ufak manipülasyonlar yapabilirsiniz ama hayati meselelerin kökenini değiştirmezsiniz.
Eğer Amerika Rakka'ya yürüyecekse, bunu gazetelerde çıkan manipülatif yazılara bakarak değil, kendi hesapları çerçevesinde yapacaktır. Öyle ya da böyle az ya da çok rasyonel akıl devreye girer ve kar zarar hesabını yapar. O yüzden bakmayın bu dedikodulara.
Amerikan yönetiminin tavrı henüz belli değil. Ve dedikodularla da şekillenecek değil. Şu an hesap yapılıyor.
Yapılacak hesabın bütünüyle Türkiye'nin beklentilerine uygun bir hesap olacağını iddia etmiyorum. Ama eskisinden kötü olacağını da kabul etmiyorum. Gerçekten Amerika'nın PYD'den topyekün vazgeçme ihtimali düşük. Bunca yatırım yapılmış unsurları terk etmek anlamsızdır. En basitinden şunu düşünün. PYD'yi bugün ABD bıraksa Rusya sahip çıkar. Hazır eğitilmiş birlikleri ele geçirir. En azından bunun için olsun Amerika PYD'yi bir köşeye bırakmak istemez. Yani tasfiye tarzı bir çözüm beklememek lazım. Ama pasifize edilmesi ihtimal dahilinde olabilir.
Ama karamsar olmaya gerek yok.
Amerika Türkiye'yi de bırakmak istemez.
Türkiye hala bölgenin en büyük ve en güçlü ordusu. Suriye'nin en büyük sınır komşusu. Suriye'nin içinde 2000 kilometre karelik bir alanı kontrol ediyor.
Üç milyonun üzerinde mülteci barındırıyor.
NATO'nun Ortadoğu ile sınır paylaşan tek üyesi. Amerikalılar için İncirlik Üssü hala çok kıymetli. Evet, Amerika PYD'ye beş senedir yatırım yapıyor ama Türkiye ile 60 yıldır müttefik.
Fakat şunu da akılda tutmak gerek.
Türkiye Amerika için çok önemli bir müttefik ama olmazsa olmaz da değil.
Yani Amerika Türkiye olmadan yürüme alternatifini de seçebilir. Türkiye'nin önemini bilelim ama abartmayalım.
2003 Irak Savaşı'nı hatırlayın. 1 Mart tezkeresi meclisten geçmeyince, Amerikan ordusu Irak'a tek cepheden (güneyden) girdi. Bunun maliyetlerini tartışabilirsiniz.
Ama öyle ya da böyle mecbur kaldığını hissederse Amerika tek başına yürümeyi de seçebilir. Hele Trump gibi aşırı radikal kararlar almaya hevesli bir Başkan her şeyi deneyebilir. Fakat şunu da akıldan çıkarmamak gerek. Türkiye olmadan girilen bir Suriye savaşı bitmez. Nasıl Irak Savaşı bitmediyse, Suriye Savaşı da bitmez. Bugün Donald Rumsfeld bile sadece güneyden girmenin Irak'ta ağır maliyete neden olduğunu kabul ediyor.
Güneyden kuzeye doğru kaçan Irak ordusu, Tikrit ve Felluce gibi merkezlerde yer altına indi. Yıllarca savaştı. Ve savaş aslında hala devam ediyor.
Bu kez Türkiye'yi dışarda tutmak daha da derin bir soruna neden olur.
Amerika yalnızlaşır. Yanında tek PYD kalır. Suriye'de PYD ile beraber, DEAŞ'a, İran'a ve Rusya'ya daha doğrusu bunların hepsinin terörist uzantılarına karşı savaşmak zorunda kalabilir. Amerikalılar bunu görüyor. Eğer görmüyorsa ve böyle bir saçmalığa girişirlerse, o zaman Türkiye için de maliyet artar fakat her şey bitmez.
Aksine sahada bulunan Türkiye sahadaki gücünü artırmaya devam eder. Hep söylüyorum. Fırat Kalkanı sonrasında, zaman Türkiye'nin lehine çalışıyor.
Türkiyesiz bir çözüm arayışı Suriye iç savaşını yeni evrelere sokar. Bu nedenle sakin olmakta fayda var. Amerikalılara alternatif yollar sunulmalı ve Türkiye'nin pazarlığa açık olduğu dile getirilmeli.
Türkiye olmadan Suriye'de çözümün olmadığı gösterilmeli. Fakat tüm bunlar olmazsa uzun sürecek bir mücadele için de hazırlık yapılmalı.