Bayrağı dalgalandırmak için sadece rüzgar yetmez. Nefes gerekir.
Bir takımın, başkanı masallarla...
Kaptanı magazin hikayeleriyle nefes tüketiyorsa. Sorgulanması gereken, Ali Sami Yen koltukları değil. Koltuklarında oturan beylerdir! "Sanıklar ayağa kalksın" desek, onlar yine oturur. Adnan Polat tepkilerden gocunmaz.
Sakladığı sahte jokerleri vardır.
Galatasaray'ın kimyasını bozan Arda Turan, arsızca gülümser.
Nasılsa sağ elini, göğsünün sol yanına bastırıp, ters bağlama yaparak, tribünleri kafaya alır.
Böyle olunca da, takımın içinde Galatasaray ruhunun tortusu kalır. Bundan sonrası Galatasaray taraftarına kalmış.
Çünkü bilinenden büyüktür yıkım.
Bilinmeyenden derin. Fenerbahçe kazanırken de keyif vermiyor. Takımı Alex sırtlıyor ama maçı tamamlamasına izin yok.
Aykut Kocaman, kendini tekrar etme bağımlısı. Aşamadığı komplekslerinin tutuklusu.
O yüzden Aykut Kocaman, biraz da kendi kusurlarına bakmalı. Beşiktaş'ta Schuster, kendi dalgasına kapılmadan, haddini bilerek bir derbi kazandı. Sağlam savunma, ekonomik bindirme.
Baktım da, Schuster'in metruk kulübesi bile bu kez farklıydı.
1960 model futbola 3 boyutlu sevinç... Kendine gelmiş Schuster, 3 puan kadar değerli bir kazançtır. Fenerbahçe ve Büyükşehir futbolcuları bir hakemin kabalığını işaret ediyorsa, meseleye kulak kabartmak gerekir.
Halis Özkahya'nın dilinin kemiği yoksa, MHK'nin kırmızı kartı vardır.
En azından biz öyle biliyoruz.