Pazar sonlarında ezik domatesleri toplar, tanrıça yüzlü kadınlar.
Öğretmenler, anneler.
Öğretmenine ezik domates kadar değer vermeyen düzene inat, bir de akşam pazarları kurulur.
Barlarda, sükseli mekanlarda.
Televizyonlar beslensin, gazetelerin magazin sayfaları dolsun diye.
Paralı zibidilerin ve ucuz şöhretin temsilcisi kadınların gönlü hoş olsun diye.
Semt pazarlarında hayat savaşçıları yolları arşınlar.
Akşam pazarlarında "gözüm sende" oynar, fingirdek düşlerin insanları.
Erkeğin elinin kiri, kadının birine bulaşır.
Kimin eli kimin cebinde dolaşır belli değildir.
Gece ilerledikçe, fiyatlar yükselir.
Semt pazarlarında fiyatların düşmesi için, güneşin batması beklenir.
Onurlu kadınlar, semt pazarlarından helalini götürür evine.
Başı dik, alnı ak girer.
Akşam pazarlarında yıkılan yıkılana.
İnce belli kadehlerde kalın desteler.
En moda besteler onlar için çalınır.
Semt pazarlarının namuslu kadınları, çalınan emeklerine inat, hala eski şarkıların içindedir.
"Dil şad olacak diye kaç yıl avuttu felek."
Semt pazarları alın teri kokar.
Akşam pazarları parfüm kokar, tütün kokar, hap kokar.
Semt pazarlarının kadınları yüzünü yıkar, onurla bakar aynaya.
Akşam pazarlarındaki kadınların boyası her dakika biraz daha akar.
Birbirine karışır tükürükler.
Semt pazarlarındaki ezik domateslerin namuslu bir adı vardır sofralarda.
Helalinden içilen suyun bile bir tadı vardır.
Akşam pazarlarında şerefe kaldırılır kadehler.
Kaldıysa şeref!