HAYATINI sadece işine adamış yaşlı bir iş insanı lüks otomobiliyle zaman zaman bir tren yolunun altından geçerdi.
O yoldan geçen otomobillere kahyalık eden adama da gönlünden kopanı bahşiş niyetine uzatırdı.
Yoğun bir iş gününün akşamında yine yoldan geçerken, bu kez kahyayı başka bir role soyunmuş buldu.
Kahya yolun kenarındaki çimlerin üzerine sofrasını kurmuş, üç kişilik saz arkadaşıyla akşamı karşılıyordu.
Zengin iş insanı önce manzarayı garipsedi, ardından da "benim hayattan alamadıklarımı bu adam alıyor" diye düşündü.
Kıskandı. Şoförüne "sen kenara park et" dedi, otomobilinden inip adamı izlemeye koyuldu.
***
Çimlerin üzerindeki yoksul adamın sırları dökülüyordu ortaya. Yolda bulduğu hayatın bile tadını çıkarıyordu kahya.
Üç kişilik saz arkadaşıyla hayatın ritmini tutturmuştu. "Hayat hiç tanımadığınız insanlara bile tebessüm sunmaktır" diyordu sanki.
Zengin iş insanı o yoksul kahyanın içindeki mavilikleri görebiliyordu, kendisinde olmayan bütün renkleri gördüğü gibi.
***
Birkaç dakikalık seyir zevkinden sonra iş insanı kendi ömrünü koydu ortaya. "Benim hayatımda böyle kaç günüm oldu?" diye düşündü.
Özellikle son yıllarda dolara ve ekonomik hesaplara endeksli bir hayatın içinde böyle bir günü hiç yoktu.
O yoksul kahya çimlerin üzerinde bir karpuz dilimini büyük bir keyifle ısırırken, iş insanının boğazına yumruk gibi oturdu gerçekler.
Hayat boyu kendi içinde boğulan iş insanı gerçeklerinin dışına çıkmıştı da seslenmek geçti içinden sesi çıkmadı.
Oysa o çimlerin üzerindeki kahya ışıldayan gözleriyle bağıra bağıra yaşıyordu.
***
İki resim arasında 7 değil, 77 fark vardı.
Sanayi tipi ilişkilerin çürüttüğü iş insanı halkın içine karışmak gerçeğinin çok uzağındaydı.
İzlediği "yoksul ama mutlu" filmin sonunu beklemeden otomobiline binip gökdelendeki evinin yolunu tuttu.
***
Biliyorum ki, yolunun üzerine çıkan o resim, iş insanının beyninin duvarlarında asılı kalacak.
Parasıyla "kıyak yaşıyor numarası yapan" iş insanı dünyanın hırsına yetişmek için koşarken, bir bakmış ki yol bitmiş olacak.
Akmayı erken öğrenmiş yaşlı bir ırmakla, bakmayı yeni öğrenmiş yaşlı bir insanın farkına mahsuben!
***
Not: Kahyanın ve 3 kişilik saz arkadaşının yol kenarında "ses kirliliği" yaptığını düşünen varsa, verdikleri rahatsızlıktan dolayı onlar adına ben özür dilerim.
Böyle bir görüntüyü kendi mutsuzluğunun "ihbarı" olarak saydığı içindir ki, iş insanına da hayırlı günler dilerim.
MUTLULUK TAKVİMİ
Bayram için tebrik kartları hazırla.
Sokaktaki kadından çiçek al.
Dişlerine özen göster.
Birlikte yaşanan
Son harika yaz
Biraz hüzün kalmış
Biraz Bodrum
Çeşme biraz
Unutmayı istese de
Yürek bazen kıyamaz
Eşyaların üstünde
Kokun kalmış biraz
Bir kere ah ettim de
Bin kere geri aldım
Telafisi imkansız
Günahlar kalmış biraz
Hakkı YALÇIN
Yapay zekaya ihtiyaç duymayan insanlık yıllarını özlüyorum.
Uyuşturucu parası!
Mars'ta hayat var, Mars'ta su da var.
Kötülüğün suyunu çıkarmayanların
insani duygusu da var. Ama Mars'ta
uyuşturucu yok.
Uyuşturucu patronlarına ve
emrindeki çakallara asla hayat yok.
Uyuşturucunun ayak basmadığı
bir orası kaldı. Onun zaferini de
gelecek zamanda kutlayacaklar.
Yapay zekanın ürettiği sentetik
uyuşturucularla!
Çünkü uyuşturucu parası olmasa
dünyada hayat da durur teknolojik
gelişmeler de!