Özgürlüğün gerçek anlamını bilenler hep aynı şeyi söyler. Dişimin kovuğuna bile sağmayan özgürlüğü ben ne yapayım! Benim düşüncemin sınırını bir başkası nasıl belirleyebilir? Ne hakla kendisi gibi düşünmeyi isteyebilirler benden?
Barışa renk veren tüm karanfillerin kökünü kurutmak isteyenler vardır. İnsanların birbirine kan vermesi için anonsların anlamı yoktur. Berbat dillerin haykırışları yankılanıyor, sanatta, sporda, siyasette. Zarafet kapsama alanında değildir. O yüzden hep aynı resimleri görürüz gazetelerde, televizyonlarda.
Sabahları denize açılan bir sandal gibidir özgürlük. Büyük gemiler arasından geçerken kılını bile kıpırdatmayan cesarettir. Ah canım özgürlük. Hangi uzak diyardadır şimdi? Hangi dağ yamacında açan çiçekte? Hangi bebeğin gülüşünde? Hangi yürekli adamın siteminde?
Çünkü birçok insan dikenli tellerin ardında saklıyor yüreğini. Düşüncelerini kilitlemiş. Bir yanı kırgın öte yanı dargın. İçinden deniz geçen şiirler okuyorlar sessiz sedasız. Ne televizyona saygıları var, ne gazetelere.
Bakmayın öyle suskun durduklarına. Dev gibiydiler eskiden. Siz onları düşündükleri zaman
görecektiniz!
Ucuz kadın söylemlerinin birinci sayfa gösterisinden nefret
ediyorum. Muhteşem medyada!
Vodafone'a dava
Türkiye'de telif hakları ve yasalar Avrupai düzene bir türlü ulaşamadı.
Benim başıma gelen bir olay buna güzel bir örnek.
Vodafone yeniden yapılan İnönü Stadı'nın her tarafını dillere düşmüş bir şarkının sloganıyla süsledi. "Dönüşümüz Muhteşem Olacak."
Sözleri bana, müziği Kadir Tapucu'ya ait şarkı. Vodafone'un ticari gösterisinde ne izin alındı, ne yasal başvuru.
Sadece firmaların değil şarkıların da marka değeri vardır.
Niye "Dönüşümüz olağanüstü olacak" demediler? Onun cevabı yok.
Çünkü İngiltere'de marka değerine gösterilen özeni, Türkiye'deki eserlerden esirgemekte Vodafone için sakınca yok.
O yüzden Vodafone'u mahkemeye verdik. Benim davadan gelecek haklarım Lösemili çocuklara bağışlanacaktır.
Telif haklarının ülkemizdeki yeni
sınavını da hep birlikte göreceğiz.
Hayat görünmez ufukta
Umutlar hep karanlıkta
Sırtımızdan vurulduk da
Ölmüyoruz ölmüyoruz
Günler geçti beklemekle
Derdi derde eklemekle
Her akşam kuru ekmekle
Doymuyoruz doymuyoruz
Kan yağıyor gözümüzden
Dert damlıyor yüzümüzden
Namus bildik sözümüzden
Dönmüyoruz dönmüyoruz
Hakkı YALÇIN