Bir gönül köprüsü oluşacaksa, adını boşverelim.
Satırların varlığında umut, yazılanlarda davet varsa, birilerini küçümseyip, diğerlerini büyütmenin anlamı yoktur.
Hele ki, başkasına ait mektup, izinsizce teşhir edilmişken.
Ülkede çok şeyler değişiyor.
Birkaç yıl öncesine kadar, dört yanımız dargınlıktı.
Şimdi atılan imzalar, dünyayı ayağa kaldırıyorsa, her şeyi kötüye mi yormalıyız?
Dış politikada kapılar yeni bir anlama açılıyorsa, iç politikada kapılar hep kapalı mı kalmalı?
Ne yani, platonik de olsa, aşkla değil, silahla mı donatılmalı mektuplar?
Üstelik, yeteri kadar kavganın içindeysek!
İktidarla muhalefeti bir fotoğrafın içine sığdırdığımız zaman, ülkede nelerin değiştiği ortadayken, kıyameti koparmak ülke sevgisi değil.
Bazı adımlar, ülke için atılmış sayılıyorsa..
Böyle mektupların da dışı platonik sayılsa, içi romantik sayılmalı.
Birbirimizi sevip saymanın küçük bir göstergesi olarak.
Bütün mektuplar zamanında atılmalı.
Ve zamanında sahiplerine teslim edilmeli.
Çünkü gecikmiş mektuplar içinde her şeyi saklar.
İhaneti bile.
O yüzden, tersten okunsa bile, zamanında atılmış mektuplardan yanayım.
Hele içinde davet varsa, bir çocuğun hediye paketini açması gibi gelir bana.