O zamanlar fabrikalarımızda her keseye uygun sigaralar üretiliyor.
En çok içilen sigara "İkinci." Filtresiz olduğu için fiyatı çok düşük.
O yıllar için ilginç bir araştırma yapılmış. Türkiye'de bir yılda tüketilen sigarayı bir kişinin içebilmesi için 40 milyon yıl yaşaması gerek.
Şimdi sigara paketlerinin üzerinde "içmeyin öldürür" diye yazıyor ama o yıllarda araştırmalar bile "yaşamak üzerine" kurulu.
***
Sigara içilmesine izin verilen mekanlar fare deliği gibi ama şimdiki zamanda yılda 100 milyarın üzerinde sigara tüketiliyor.
Bunlar resmi rakamlar, oysa el altından ucuza satılan sigaralar bu rakamlara ilave edilmemiş.
Ve işin en acı yanı şimdiki zamanda sigara içenlerin yaşının küçülmesi.
Sigaraya başlama yaşı 11'e kadar düştü.
***
Yerli sigara üretiminin en parlak yıllarında çok ucuz sigaraların alışkanlıklar için cazip geldiğini varsayabiliriz de sigaranın aile bütçesini sarsacak kadar pahalı ve zehir yüklü olmasıyla artan tüketimi nasıl açıklayacağız?Bunalım gençliğiyle mi?
Yasakların cazibesiyle mi?
***
Düşünün, önceleri paketlerin üzerinde "sigara iktidarsızlık yapar" yazılıydı, daha az satılıyordu ama "sigara öldürür" yazılı paketlerde patlama yaşandı.Sigara karşısında nasıl erkekçe duruş gösterildiğini söylemeye gerek yok.
İktidarsız olmayı ölmeye tercih edenlerin, sigara denen illete boyun eğmesi nasıl bir erkeklik duruşu? Onu sormayın!
***
1960'lı yıllarda bu görüntüler ve bu denli sigara karşıtı eylemler de yoktu.
"Herhalde" diyorum "insanlar sigara dumanından kement yapıyorlar boyunlarına!" Sandalyelerine tekmeyi kendileri atarak!
***
Şimdiki zamanda çocukları korumak eski zamanlar kadar kolay değil.
Şimdi alışveriş merkezlerinde 12 yaşındaki kız çocuklarına bile elektronik sigara satılıyor.
Kaç kere yazdım uyardım ama yetkililerden bir kere bile ses çıkmadı.
Bir kez daha haykırıyorum;
"elektronik sigara uyuşturucu stajıdır!" 12 yaşındaki çocuklara bu sigaraları satan çakallar hapiste olmalıyken, o küçük kız çocukları yarın uyuşturucu dünyasının harcanan bedenleri olacaktır.
Bunun vebali de o çakallara meydanı boş bırakanlara ait olacaktır.
MUTLULUK TAKVİMİ
İlginç bir sandviç yap.
Hasta ziyaretine git.
Bir çocuğu omuzuna al.
Boş bir ağaç gölgesi bulursan uzan.
Gözlerin bu sevdanın
En kalleş haliydi
Vedasız gideceğin
Her halinden belliydi
Hani ölüm ayırırdı
İkimizi bu sevdadan
Beni inkar edemezsin
Bıraktığım anılardan
Düşündükçe
Çılgına dönüyorum
Sana yabancı bir elin
Dokunuşunu
Hiç bekleme beni
Teslim olmuyorum
Kendime ayırdım
O son kurşunu
Hakkı YALÇIN
Müzik emekçilerinin kanını emen yarasaların üzerini arasalar neler bulurlar neler!
Yeşilçamlı!
Aşkta yenilmek herkesin boynunun borcudur, ödemek istemeyen nafile uğraşmasın!
Aşkın yangınını söndürmek için yeni bir yangın çıkarmak zorunludur, merhem niyetine.
Aşk; sahneye jartiyerle çıkan pespayeleri ve parasından başka bir şeyi olmayan hanzoları her gece görmüştür de bizim gibiler gerçek aşkı ancak filmlerde görmüştür. O yüzden Yeşilçamlıyız!