Taşların altına konurdu mektuplar.
İçi içine sığmayan delikanlılar aşklarını çay bahçelerinde beklerdi.
Eller de utangaçtı diller de.
Beden ve ruh ticareti başlamamıştı henüz.
Ne helale haram katılırdı, ne yalana dua.
Kim akıllı kim deli belli.
Genç yaşta ölen çoktu ama hepsi de iliklerine kadar insani.
Yere düşeni kaldıran delikanlı ruhu arıyoruz bugün.
Evine ekmek götüremeyen babalar vardı da, hepsinin başları önüne eğik.
İnsanlar hal hatır sormaya meraklıydı dedikoduya değil.
Mutfak pencerelerinden türküler söylerdi anneler.
Kasap dükkanlarının boncuklu iplerden kapıları vardı da, etleri ithal değil.
Ortalık çiçek kokardı.
Komşuluğun bütün kapıları açık.
Evlerde alçıdan biblolar, limon kolonyaları.
Kapı önlerinde ince saz geceleri.
Yıldızların altında şarkılar söylenen mahalleleri arıyoruz bugün.
Baharın kokusu içine çekilirdi, dengesiz değildi mevsimler.
Adı üstünde delikanlı.
Elbette gençlerin berduşluğu da vardı ama mahallenin yasalarına saygıları büyüktü.
İçen kendine içerdi, insanları rahatsız etmeye değil.
Ülkenin her karış toprağında etle kemiğin kardeşliği vardı.
Şimdiki gibi puşt yağmurunun hayali bile kurulmazdı da.
Telgrafın tellerine konan kuşları arıyoruz bugün.
Martısını beklerdi denizler, içleri balık doluydu.
Toklar açın halinden anlardı, gururunu incitmeden yapardı yardımlarını.
İnsanlar yalana yabancı, içtenlikle arkadaş.
Tenekelerle trompet çalardı çocuklar.
Arsalar onların hizmetindeydi, gökdelenlerin değil.
Hepsinin yüzünde ter izleri, gömlekleri güneş lekeli.
Baş ve orta parmak arasındaki bilyeler, çocukların bakışlarının izlerini çizerdi toprağa. Hayallerin gözü kara!
Geceleri hepimizin başını döndürürdü gökyüzü. "Önüm arkam sağım solum sobe."
Saklambaç oynarken kaybolan arkadaşlarımızı arıyoruz bugün.
***
Hak değil demek ki!
Yabancı kanalların reklamlarını izliyorum da.
Sıfır kilometre bir otomobil 10 bin euro.
Bizde en az iki katı.
Bizim insanımızın insani şartlarda otomobil sahibi olmasına imkan olmayacak mı?
Bu insanlar dünyanın en garip vergilerini ödemekten ne zaman kurtulacak? "Böyle gelmiş böyle geçer dünya" konulu şarkılarımız vardı da.
Herhalde değişmeyen düzenler için yazılmış olmalı.
***
Ekranlardaki soysuz programları temizlemeden, toplumsal temizlik olamaz.
***
Bana durup durup
Anadolu kokan
Hikayeler anlatmayın
Beni böyle her gece
Türkülerle ağlatmayın
Gurbette bir anam var
Kapanmayan yaram var
Bu şehirde kavgam var
Yarama tuz basmayın
Kurşuna dizilir
Tüm hayallerim
Hayat pazarında
Bir dilenciyim
Yaşıyor sanmayın
Yaşamıyorum
Büyük şehirlerin
Ölmüş genciyim
Hakkı YALÇIN