Bizde yaşayan işçilerin hakkı yoktur, ölenlerin arkasından kampanyalar düzenlenir.
Yardım fişleri toplanır.
Konser afişleriyle!
İşçilerin haklarını yaşamak değil ölüm belirler.
Yaşarken karnını bile doyuramayan işçilerin ailelerine, babaları madende öldükten sonra devlet baba, ülkenin futbol kulüpleri, işadamları ve diğerleri sofra kurar.
Yaşarken o işçilerin yüzüne bile bakmazlar.
Ölenlerin yerine kalanlar yumruklarını sıkar da.
Dayıbaşıların, politikacıların hatta toplumun bile canını sıkar.
İşçiler bu ülkede ölü doğmuş varsayılır.
Yeniden ölmelerinde sakınca görülmez.
Bakmayın gösterilen görkemli yasa...
İşçilerimizi öldürmek tarih boyunca kimseyi rencide etmemiştir.
Maden ocaklarındaki katliamlardan bile utanmayız.
Öldürenleri teşhis ederiz de, bizim ülkemizde suçluları korumak yasaldır.
Bundan da utanmayız.
Patronların keyfine peşkeş çekilecek daha nice ölülerimiz vardır.
Nefretimizi ihraç ederiz de, ithal yardımları da kabul ederiz.
Gururumuz dimdiktir!
Sendikalar işçiyi değil, çıkarlarını korur.
Ne ezilen ne ezen insanca hakça bir düzen deyip, ezileni daha çok ezenleri de gördük biz.
Allah'ın adını dillerinden düşürmeyip, işçilerin çocuklarının hakkını yiyenleri de gördük biz.
İşin en büyük utancı.
Bunlara destek verenleri de gördük.
İşçilerin kaderidir bu.
Kadersiz ölümlerin davetiyesini beklerken, bu düzenin karnı asla doymaz, doymayacaktır.
İşçilerin cennete yetişmek için acelesi var belki de.
O yüzden bu günler çok çabuk geçecek ve maden işçilerinin adı da acıları da sadece aileleri tarafından anılacaktır.
Hesap mı?
Parası olan, dün olduğu gibi; bugün de, yarın da yasaları baştan çıkartacaktır.
Onların cehenneme gitmek için acelesi yok.
Onlar için işçileri yok etmek; karıncayı ezmek kadar olağan bir şeydir.
Hele ekmeğe üşüşmüş karıncaları!
***
Bu ülkede yasalar önünde insanların eşit olduğuna şahit olamayacağız. Bir daha asla!
***
Fırsatçı anne!
Anneler eşit dağıtılmaz.
Bir yıldır üvey annenin baktığı çocuk, babası madende öldüğü için öz annesi tarafından "değerli" hale geldi.
Çünkü yardım alacak.
Çünkü politikanın değerli insanları o çocuğa dokundu.
Fırsatçı anneye teslim edilecek bir çocuğun, ömründen çalınacağına kimsenin şüphesi olmasın.
***
İzlerini silmek için
Daha kaç yılım var
Bilmiyorum
Yüreğim gül kırığı ah
Bir mucize bekliyorum
Suyu bile sen diye içtim
Nelerden vazgeçtim
Bir bilsen
Seninle hep kol kola çıktım
Bu yanmış yıkılmış
Gecelerden
Yol alıyor gemilerim
Dalıyorum azgın sulara
Daha çok var unutmama
Daha çok var kıyılara
Hakkı YALÇIN