Şimdi asıl mesele, ekonomideki yalancı düşler.
İşsizler ordusuna 927 bin kişi daha katıldı.
Yaşayan ölüler ülkesinde işler tıkırında!
Hayırlı işler!
Politikacıların ipiyle kuyuya inenlere su bile yok.
Ama suya zam var, elektriğe, benzine, metrobüslere bile yüzde 35 zam.
İşi varken geçinmekte zorlananların yanında, işsizler ne yapar!
Dağdaki terörist için Einstein olanların, işsizlik için kurtuluş reçetesi de hazır! "Daha fazla işlem hacmi, daha fazla alışveriş."
Sakız alarak ekonomiyi sözde canlandıran sistemden, ne bekliyorsunuz ki.
Her gün kaç ocak sönüyor kim bilir.
Kaç çocuk, aç yatıyor, aç kalkıyor.
Ekranlardaki tarifsiz lezzetler, o talihsiz çocuklar için ne ifade ediyor acaba?
Birbirine abanmış yaban domuzlarının itibar gördüğü bir ülkede, çocuklar kimin umurunda?
Halkbank'ın bin 240 kişilik kadrosu için açtığı sınava 340 bin kişi başvurdu.
Okumuş işsizler ordusu, Türkiye'nin en büyük sorunu ama mesele satıraralarında gizleniyor.
Bir yanım düşünüyor. "İşsizler ordusu, seçimlerde bir ihtilal falan yapmasın!" Öbür yanım gülümsüyor. "Yok canım daha neler!"
Ayrıca işsiz adam ne yapsın!
Yasaları bile kendi lehine kullananlar için, işsizler, işçiler, öğretmenler, işlem görmeyen evraktan başka nedir?
Ya medya?
Bu ülkede işsizlik, açlık, kadınlara artan tecavüz, çocukların organlarını çalan mafya, uyuşturucu çakalları mesele olmuyor da. "Onur Öymen istifa etsin mi, etmesin mi?" tartışması, ülkenin meselesi haline geliyorsa.
İşçi ne yapsın?
İşsiz ne yapsın?
Haykırsa, sesini duyan mı olur?
"İşini bilen" medyada!