Doktorun sesi değişiyor. "Orası dinci hastane, sizin orada ne işiniz var?"
Yaşlı kadının kızı, "Benim annem ölüyor" diyor, "Siz neyin derdindesiniz?"
Ne acıdır ki, bu hale getirildik.
İnsanlığını bile siyasete yem eden doktorlar ülkesinde.
Ülkede güveni yok eden bir rüzgar esiyor.
Kiminle konuşsam renkleri siyah ve gri.
Gönül hukuku bile sizlere ömür.
Sevgisizlik birbirine vidalanmış sanki.
Toplumun ruhu, paranın şeklini almış.
Ayıp olan şeyler ayıp sayılmıyor artık.
Oysa bir zamanlar bizden önce yüzü kızarırdı, kullandığımız kelimelerin.
Merhamet duygusunun bu denli tüketildiği bir zaman dilimini hatırlamıyorum.
Düşünüyorum da...
Elmaya giren kurt, elmayı çürüttü.
Eve giren magazin toplumu uyuşturdu.
Futbola giren siyaset huzuru yok etti.
İnsanın ruhuna giren ispiyonculuk, insanlık onurunu zedeledi.
Delikanlılığa giren iftira, ülkenin ruhunu da bozdu, delikanlılığı da,
Her şeyi yaktık, yıktık.
Kalleşliğin arşına çıktık, değişen zamanla birlikte.
Aynı topraklarda yaşayan ama hayatlarını birbirini yok etmek üzerine kurmuş kabileler gibiyiz.
Bu nasıl hiddet, bu ne biçim nefret, içinden çıkamıyoruz.
Ateşi yeniden bulmak gerekiyor belki.
Cesareti ve özgürlüğü de.
Bir türlü eskisi gibi dost ve güvenilir eleman olamıyorsak...
Mutlaka kendimiz sebep olduk bunlara.
Biz istemesek, kim yapabilirdi bunu?
Onurdur hayatın rütbesi, sevgidir, saygıdır.
Oysa birbirini sevmeyi ve saymayı unutan bir toplumun ferdiyiz artık.
Kontrolümüzü kaybettik, düşüyoruz.
Ne acıdır ki, kendimizi tutamıyoruz artık.
* * *
Yazıklar olsun!
Hatay'da İbrahim Saz adlı vatandaşın 105 yaşındaki halasının bakımıyla ilgili bir yazı yazmıştım.
Hatay Aile ve Sosyal Politikalar Müdürü Mahmut Aldatmaz da bizzat beni arayarak sorunu çözeceğini belirtmişti.
Ben de inandım.
Aradan 15 gün geçti hala bir gelişme yok.
105 yaşındaki kadın, çaresizliğe teslim.
Bir koltuğu temsil eden insanın sözünü tutmayışına mı yanarsınız?
105 yaşındaki kadının bakımını inadına üstlenmeyen devlet anlayışına mı?
Herhalde bu meseleyle ilgilenecek gerçek yetkililer bu ülkede mevcuttur.
* * *
Dua ağızdan değil yürekten gelmelidir.
* * *
Hala düşmanlığı simgeleyen gösterilerin yapıldığı bir ülkede, çocuklar barışı nasıl öğrensin
* * *
23 Şubat 2012
Mutluluk takvimi
El havlunu yenile.
Caz müziği dinle.
Bebekleri kokla.
Sinemaya git.* * *
Dün senin doğum günündü
Yüreğin beni çağırdı
Sen yine bensiz yaşlandın
Bendeki yükün ağırdı
Ben seni hiç terk etmedim
Seven kalbim öyle diyor
Bıraktığı yerden seni
Sevmeye devam ediyor
Bir gün anne olduğumda
Adımı oğluna vereceğim
Sen nereye gidersen git
Ömrümce seveceğim
Hakkı YALÇIN