Saçları aklaşmış, burnunun yarısına inen gözlüğünün camları büyümüştü. Şaşkınlığımı anladı, "Buyur " dedi.
Kendimi tanıttım, gülümsedi. "Tanımaz mıyım. Bende hayallerin duruyor."
"İşlerin nasıl?" diye sordum. "Eskiden kendi hayallerimi satardım, şimdi senin hayallerini satıyorum" diye karşılık verdi. Çocukları Ay'da maç yapmaya götürdüğüm bir hayalim vardı.
Maçın hakemi bir kaplumbağa.
Ne de olsa Ay'da her şey ışık hızıyla.
Kaplumbağanın sırtında mum var.
Gol olduğunda kaplumbağa sırtındaki mumla santraya koşuyor.
Gökyüzüne bakan çocuklar, yıldız kaydığını zannedip, dilek tutsunlar diye.
Çocukluğumun en güzel hayali, hayal satan adamın en zengin haliydi şimdi.
Cebimden çıkarttığım parayı uzattım. "Olmaz" dedi. "Senin hayalin için para alamam." "Çocukluğumun sana borcu var" dedim, yıllar önce kapısının önünden aşırdığım şekerlerin parasını ödemek istedim bu kez. "Yoo" dedi, "Onları ben bırakıyordum, sizlerin ağzı tatlansın diye."
Ona göre, bayramlar da bitmişti, çocukları koruma duygusu da.
Televizyon denilen pislik kutusu ve ahlaksız yorumcular, ne hayal bırakmıştı, ne sevgi. Başımı öne eğdim.
Cam göbeği renginde bir misket duruyordu yerde, eğilip aldım.
Çocukluğumun en değerli hazinelerinden birine, hiç işime yaramadığı zamanda sahip olmak bana armağan gibi geldi.
Geçmişin yansımasından gözlerim kamaştı yine.
Eski zamanlardan kalan bir gazoz şişesini uzattı bana. "Sen aç" dedim, açtı. bir yanardağ patladı sanki. Bir dikişte içtim.
Hayallerin gerçeklere yenildiği bir düzende, hayal satan dükkandan çıkıp, kendi gerçeklerime uzandım.
Televizyonların ahlaksız yorumcuları, ırkçı yazarlar, politik yalamalar, yine yolumun üzerinde duruyordu.
Bayram günlerinde bile, çocukları nefretle besliyordu düzen.
Karanlıklar aydınlıkları boğuyordu.
* * *
Mehmet Ali Ağca gibi katillerin itibar gördüğü bir ülkede. Herkes hayatından endişe etmeli. Herkes.
* * *
DEVLET AFFI
Son yıllarda görülmemiş biçimde bir af geldi. İlk kez vatandaşların da yararlanabileceği gerçek bir devlet affı. Bir kere de vatandaşın yüzü gülsün. Teşekkürler Sayın Başbakan.
* * *
Zamana bizi aradığı yerde rastlayalım.
* * *
17 Kasım 2010
Mutluluk talvimi
Açık havada kahve iç.
Huzurevine sürpriz ziyarete git.
Çocuklara kurban kesimini izlettirme. * * *
Hiç üzülmemiş gibi
Davranmak kolay değil
Merak etme unutmam
Aşkımın kıymetini bil
Gururla söylüyorum
Seni gerçekten sevdim
Ben sadece aşkı değil
Farkını da öğrendim
Acısıyla tatlısıyla
Güzel bir aşk yaşadık
Kaderin de katkısıyla
Yolun sonuna vardık
Seninle aşk yolunda
Rüyadaydık rüyada
Şu üç günlük dünyada
Güzel bir aşk yaşadık
Hakkı YALÇIN