Darbeye tutsak olan, gün gelir tutuklanır.
Gılgamış Destanı der ki... "Sonsuza kadar yıkılmayacak bir ev biliyor musun?"
Diktatörlük ne ki!
* * *
Darbeci ruhun temsilcisi olmak sıfatını kim taşıyorsa.
Hortumlanan bankaların günahlarını kimler saklamışsa.
Gazetelerin "kurmayı" olmayı kim başarmışsa, öne çıksın!
Apoletler içinde acımasızdır zaman.
* * *
İnsanın tek silahı bedeni ve düşüncesidir.
Gerçek bir demokrasi istiyorsanız, silahların değil, dillerin konuştuğu bir ülkeyi savunacaksınız.
Geleceğin küllerini eşelerken, geçmişi kollayacaksınız.
Ama askeri darbeye de, sivil darbeye de karşı duracaksınız. Çünkü demokrasiye ihanetle sadakat arasında bir sıkımlık mesafe vardır.
* * *
Kişilik haklarına tecavüz edilmeyen.
Ayrımcılık yapmayan bir hukukun himayesinde yaşayan, Yargının bağımsız olduğu, gazetelerin katıksız özgürlüğü temsil ettiği, üniversite öğrencilerine söz hakkı verildiği bir ülke hepimizin hayalidir.
Görebilecek miyiz bakalım!
* * *
Askerlik çok şeyin mirasıdır.
Ne acıdır ki, darbeler de askerlerin topluma mirasıdır.
Bugün yerine oturmayan demokraside, darbelerin günahı büyüktür
* * *
Halk bu meselenin neresinde derseniz.
Bir zamanlar laikliği korumayı bile askere bırakan halk, şimdi televizyon dizilerinde.
Futbol maçlarının heyecanında.
* * *
Bakmayın ihtilallerde korkuya gösterilen zoraki saygıya.
Halk askerini sadece savaşta sever.
* * *
GECİKMİŞ OLSA DA
İstanbul Kadıköy'de meyhane ve barların bulunduğu ortamı iki gün önce sakallı, takkeli bir grup ziyaret etti.
Masaları tek tek gezip, içki içenlere afiyet olsun dediler, herkese hal hatır sordular.
Müşterilere bu davranışı "hoşgörü" olarak niteledi.
Aslında olması gereken de bu.
Günahlar da, sevaplar da insanın Allah'la kendisi arasında.
Bunlar yıllar önce yapılsaydı, ülke belki de başka bir noktada olurdu.
Gecikmiş olsa da, haber değeri olan bir güzellik.
* * *
Zeka kafanın içindeki altın madenidir.
* * *
Hukukun iktidar olduğunu göremeden ölen, ne talihsiz bir insandır.
Bilen var mı?
* * *
13 Nisan 2012
Mutluluk takvimi
Cam kenarına küçük saksı çiçekleri koy.
Garsonlara kibar davran.
Pozitif düşün.* * *
Sana ağladım
Şehir ıslandı
Seni haykırdım
Ciğerim yandı
Pişman değilim
Neden olayım
İçimde gururlu
Bir sızı kaldı
Gönül kapısında
Bekleyen bilir
Hasretin bağrına
Saplanan oku
Aldığın her nefes
Tanıdık gelir
Yeniden başlatır
İşte o koku
Işık yüzü görmüyor
Bıraktığın geceler
Ben sana bağımlıyım
Bana seni geri ver
Hakkı YALÇIN