Diyarbakır Cezaevi'nde Cezaevi Müdürü Binbaşı Esat Oktay Yıldıran koğuşa girdiğinde ayağa kalkmadığı için, köpeğinin kulübesine tıkılmış.
6 ay pislik içindeki kulübede her gün dayak ve işkence.
Aç kurdun sivri dişleri dönemin hapishanelerinde eksik değildi.
12 Eylül'ün acımasız hapishanelerinde.
O kadının partisine ve düşüncesine değil.
İnsani yanına bakın. Empati yapın.
Böyle bir izi silemeyen ülke düzenine de bakın. "Ben de dağa çıkardım" diyerek adresi şaşırtmayın.
Meselenin öznesi dağ değil, derine işlemiş acı!
Acının öznesi yasalar!
Yasaların öznesi adalet.
Adaletin öznesi kesintisiz eşitlik!
Haksızlıklara ve işkenceye karşı dağlara çıkmak meseleyse.
Dağlarda metre kareye düşen insan sayısında patlama yaşanır.
Ve yasalar yerine oturmaz!
Dünlerin hesabı sorulurken, bugünler görmezlikten geliniyor.
Bugün hala fişlenenler ve özel hayatları afişlenenler var.
Bugün yerine oturmamış bir demokrasi var.
Adil yargılanma sorunu var.
İnsanlar üzerinde baskı ve ayrımcılık var.
Demokrasinin kesintisiz hakimiyetine arka çıkmak dururken.
Dağ gibi demokrasi adamı olmak varken.
Dağlara çıkmanın alemi yok
Dağlar da eski dağlar değil zaten.
Eskiden haklı davaların kavgasındaki eşkıyaları saklardı.
Şimdi katillerden utanıyor.
* * *
MEVZUAT HA!
Kemik iliği kanseri tedavisi gören 48 yaşındaki Yrd. Doç. Güran Yahyaoğlu önceki gün öldü.
18 Mart Üniveristesi'nde görevliydi ve işgüzar rektör tarafından, mazeretsiz işe gelmediği gerekçesiyle, istifa etmiş sayılıp, maaşı kesilmişti.
Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner, "Mevzuata göre hocamızın durumunu anlatır belgeyi yazılı olarak sunması gerekirdi" diye, mazeret uydurmuştu da, belge ölümden sonra dosyadan çıktı.
Ölen Güran Yahyaoğlu'nun avukat olan annesi, "Ona bu acıları çektirenler cezalandırılıncaya kadar davanın takipçisi olacağım" diye haykırdı.
Profesör olmak önemli değil.
Önemli olan insani duyguları kaybetmemek.
Bu davanın takipçisi olmak, hepimizin görevi.
Mevzuatsa, asıl mevzuat şimdi başlıyor!
* * *
Küçük bir kalbin arzuları da küçüktür.
* * *
Eskiden yabancı dizilere hayranlığı vardı toplumun. Şimdi yalancı dizilere hayran.
* * *
19 Aralık 2012
Mutluluk takvimi
Çocuklara kumbara al.
Kapı zili tak.
Ruhunu dinlendir.
Eski dostlarınla buluş.
Tansiyonunu ölçtür.
Sebze ye.* * *
Bir kadın hatırlıyorum
Solgun bir fotoğrafta
Karşımda duran
Melek sanmıştım
İhanet sergisinde
Beni sırtımdan vuran
Bir kadın hatırlıyorum
Kurduğu basit cümlelerle
Çamurdan heykel yaratan
Hayatımın hatası
Yolgeçen hanında
Aşkını satan
Bir kadın hatırlıyorum
Gözlerini dönem dönem
Kırk kapıda dilenirim
Yine aşkını istemem
Meğer her şeye değermiş
Yeni resimlerinden
Duyduğu derin haz
Bir kadın hatırlıyorum
Bu küçülmüş halini
Kimse bana unutturamaz
Hakkı YALÇIN