Üzerimizde deli gömleği.
Önce İstanbul'un doğurduğu çocukları aradık.
Sonra itilmişliğin rengini.
Ya da ahengini belki de, insanca yaşamanın.
***
Bir tiyatroda rolümüz ortadaydı.
Ölülerin günlüklerini tuttuk.
Dirilerin önlüklerini.
Kafada dolaşan tilkiler aptal kargalar arıyordu.
Kafadanbacaklı adamlar çirkin kavgalar.
Nefret öylesine bulaşıcı bir hale gelmişti ki, aklını kullananlar parsayı topluyordu.
***
Yarısı ısırılmış ekmekleri satanlar da vardı. Ruhunu satanlar da.
Çocuklar vardı, ihtiyar çocuklar.
Kendi cesetlerinin üzerine basarak yürüyen çocuklar.
Büyüklerin arkasından seslerini bile yetiştiremeyen çocukları, bu şehir nasıl yetiştirecek diye düşünecek aklı bizlerden aldılar. Yüzümüzdeki çizgilerden, film armağan ettik onlara.
Onlar da ağlanacak halimize güldüler.
***
Tabut ölçüsü alınmış gibi duranlar vardı sokaklarda.
Gece içip gündüz kusan magazin soytarılarına gazetelerinin bütün köşelerini sebil edenler için, böyle adamların ne hükmü olurdu ki!
Güzelliklerimizi faytonların çektiği yıllardan, son model otomobilleriyle hava basan züppelere geçiş yapmıştık ya!
Köprüden geçene kadardı mesele!
Sırf şu para uğruna!
***
İçtiğimiz çorbayı ömrümüzün hesabına yazmasını istedik garsondan. Bozuldu.
Eski aşklarımızı aradık sokaklarda.
Kimse dönüp de yüzümüze bakmadı.
Metrekareye onlarca ihanet düşüyordu artık. Gitar çaldık da, kutumuzun içine bahşiş atan çıkmadı.
***
Dille sarkıntılık etmenin yasal hale getirildiği bir ülkede, elle ve silahla tecavüzün arkası da sağlamdı artık.
Kadınlar geçiyordu önümüzden.
Öldürülmesi veya tecavüz edilmesi muhtemel kadınlar.
Erkek egemenliğindeki bir şehirde kabuğunu arayan kaplumbağalar.
O sırada duvarın dibine işiyordu adamın biri.
"Yok başka bir İstanbul. Git kendine bir orman bul!" diye haykırdık.
Oralı olmadı. "Artık buralıyım" dedi!
"Kadavralardan da ses çıkıyormuş" diye söylendik sadece.
***
Eskiden denizdeki dalgalar gibi öfkemizi kıyılara bırakırdık.
Şimdi kıyı da kalmadı.
Ve dedik ki.
"Neden deli kaldığımıza aldırmamak.
Bu şehirde yapılacak en akıllı iş."
***
Her sabah gazetelerdeki ölüm ilanlarına bakıyorum. K imliğim çalındı ya!
***
İnsanlık bağışı
2015 yılında 50 bin adaletlik satışı aşarak rekor kıran Toyota, Türkiye'deki 58 bayisini yurtdışı seyahatiyle ödüllendirdi.
Bayilerden bu davete insani bir tavır.
Bu ödül için ayrılan 3 milyon liralık bütçeyi çocukları adına derneklere bağışladı. Helal olsun.
Benim de bir şarkımın hakkına göz diken bir GSM şirketiyle mahkemem sürüyor. Tazminat kazanırsam LÖSEV'e bağışlanmıştır. Bir çocuğu kurtarmak, bin seyahatten değerlidir.
***
Mutluluk Takvimi
Müzik sesiyle uyan.
Çocuğuna hayır demeyi öğren.
Süt iç.
***
Sürgünde can gibiyim
Başımda türlü dertler
Sırtımdan vurdu beni
Dost sandığım namertler
Demlenir bende acı
Gurbeti evim sandım
Gözlerim susuz çeşme
Ağlamaktan usandım
Selam söyle ölüme
Baş eğmedim zulüme
Meşaledir yüreğim
Tutuşturdum elime
HAKKI YALÇIN