3 yaşındaki oğlunun tedavisi için tefecilerden para alıyor.
Parayı ödeyemeyince tefeciler kendisini tehdit ediyor.
Sadece kendisini değil, ailesini ve oğlunu da tehdit ediyor.
Baba çareyi oyuncak tabancayla banka soymakta buluyor. Yakalanıyor.
30 yıl hapsi istenen 27 yaşındaki babanın dramına ailesi ve yakınları sahip çıkıyor.
Bankadan çaldığı parayı iade ediyorlar ve güvenlik görevlisini etkisiz hale getirerek aldığı silahının bedelini ödüyorlar.
Cezası 7 yıl 1 ay hapis.
Bu çaresiz baba, karar kesinleştikten sonra çekmek üzere tahliye ediliyor.
Meselenin çocuk tarafına bakalım.
O babanın çocuğunun tedavisini karşılamakla yükümlü devlet anlayışına.
O çocuğun tedavisi ne olacak?
Sonra tefecilere dönelim.
Tefecilerin aileleri tehdit etme yöntemlerine.
Soysuzluğun ve mafya tarzı para ticaretinin hala bu topraklarda egemen olmasına.
Değişen Türkiye'de değişmeyen gerçeklere.
Şimdi bu banka soygunu, babanın hırsızlığını mı ifşa etti?
Devletin çaresizliğini mi afişe etti?
Böyle babaların gönül rahatlığıyla çıldıracağı çaresizlik seanslarını mı yoksa?
Şimdi yetimin öksüzün hakkını zengin sofralarında yiyen gerçek hırsızların hesabını gökyüzüne gönderelim. "Bundan böyle babalar banka soyarsa hepimize haber versin" diyelim.
Bankaların, tefecilerin kredilerinin canı cehenneme!
Böyle babalar hapse girmesin.
Ödenecek bir şey varsa hep birlikte ödeyelim.