"Başyapıt!"
Trabzon'da galibiyeti ezberine almış Fenerbahçe takımı usta işi oynadı, ritmini belirledi ve farklı kazandı.
Trabzon'a gelince...
Bir kez daha gördük ki.
Gol yemeden önce galibiyete ev sahibi olmakla, golden sonra turist gibi dolaşanlar, hak ettikleri neticeyi oluşturan sebepleri kendi içinde aramalılar.
***
Futbol kokan, yüksek tempolu harika bir başlangıç.
Önce Fenerbahçe, sonra Trabzon'dan pozisyon misillemesi.
İkisi de, beraberlik karşıtı eylemciler takımı görüntüsünde.
Adrian'ın vuruşunun Egemen tarafından boş kaleden çıkarılması tartışmaya açık.
Ama Bamba'nın kendi kalesine attığı gol, tartışmamız anlaşmazlık.
Bu gol, gecenin futbola boğulduğu dakikalarda ayakta duran Trabzonspor'un, karıncaların su içtiği ırmakta boğulması oldu.
***
Çünkü golden sonra gördük ki, Trabzonspor'un yelkenini açacak rüzgarı yok.
Oyunun yönetmeni Fenerbahçe.
Bu dakikadan sonra, maçı istediği pozisyona soktu. Sükunet limanında büyük takım duruşu.
3 puanı zihninde kotarmış futbolcularda, takım olmanın her hali mevcuttu.
Galibiyete tempo tutan ayaklar içinde öne çıkanlar, Emre, Cristian ve Mehmet Topal'dı.
Emre, orta alana komuta etmenin resmiydi. Derleyici, toparlayıcı ve ustalığın yalın haliyle.
Cristian, Türkiye'deki özel gecelerinden birindeydi.
Mehmet Topal'ın sezgileri de güçlüydü, müdahaleleri de.
***
Hem psikolojik savaşı kazanmak, hem rakibi farklı yenmek özel alkışı hak ediyor.
Dün Fenerbahçe'nin günüydü.
Futbol, formasının hakkını vereni yalnız bırakmıyor.
Biz de onların hakkını verelim.
"Sakın değişmeyin, böyle iyisiniz" notunu da iliştirerek.