Gidenlerin sesi yanık çıkıyor.
Çünkü artık bir "hiç"ler.
Onlara dokunan, sadece "yaşlandıkları" bir partiden ayrılmak değil.
Bir daha böyle bir "çiftlik hayatı" bulamamak.
Aşk ve politika birbirini sevmez.
Aşkta her yeni sevgide eski aşkın günahı vardır. Gidenlerde kalanların ahı vardır.
Politikada böyle değil.
Gidenlerin sesi çıkar, üstelik bıraktıkları günahlarıyla.
Aşka kimlik sorulmaz.
Ama politikacıya sorulur. İnsanlar geleceklerini emanet ettikleri insanları tanımalı.
Partilerdeki adaylar arasında popüler isimler, gazeteciler de var.
Siyasi bir güç gösterisi gibi.
Ne yazık ki, seçmenler için adayların pek önemi olmuyor.
Onlar parti liderlerine oy veriyorlar.
Tanımak zahmetine bile katlanmadıkları adaylara değil.
Dünya aşktan hızla uzaklaşırken, savaşan bir cehenneme dönüşüyor.
İnsan canına kıymanın bir ot parçasını koparmak kadar önemsiz sayıldığı bir dünya düzeninde, daha çok kadının ve aşk adamının Meclis'e girmesini diliyorum.
Alınları açık, gözleri sevgiye ve kardeşliğe dönük.
Vicdanını yitirmemiş.
Allah'tan korkan.
Silahların değil, çocukların saflarını tutan.
Yol gösteren parlak yıldızlar gibi.
Tek dileğimiz budur.
Koca bir dünyayı omuzlayacak insanların bizleri yönetmesi.
Aşkla...
Allah aşkıyla, adalet aşkıyla, demokrasi aşkıyla.