Özel hayatın içini kemiren köstebek yuvalarından manzaralar.
Belki gelecek zamanlarda insanları sırtından vurmak için yapılmış dinlemeler.
Tarihi bir utanç.
Sadece kendilerine sakladığı düşleri vardır insanların.
Onların bile çalındığı bir ülkeden manzaralar izliyoruz.
Paranın canı cehenneme!
İnsanlık borsası tepetaklak.
Nasıl oldu da buralara geldik?
Ve nereye gidiyoruz?
Ayıp olan şeylerin ayıp sayılmadığı bir ülke düzeni nasıl yaratıldı?
Yüreklerimiz de bizleri terk etti de, haberimiz mi yok?
Bir şeyleri kaybedebiliriz.
Ama kuruyan vicdanların susuzluğu, barajlardaki susuzluktan daha tehlikelidir.
Bunun farkında mıyız acaba?
Peki ya bundan sonrası?
Bir ülke güvenini kaybettiyse kazanması zordur.
Ama biz zoru seçelim.
Gerçek bir demokrasinin hayata geçirilmesini.
Farklı düşüncelere saygı duymayı da...
İnsanların özel hayatına kulaklarımızı kapamayı da...
Düşünce gücü ve vicdan insanlığın en güzel sınamasıdır.
Ne kadar görmezlikten gelirsek gelelim.
Ölmezlikten gelemeyiz.
İçinde unutulmuş güzellikleri taşıyan şarkılar gibidir hayat.
Bu hayatta kuş gibi sözcükler bile bazen dağ gibi etki yaratır. "Aşk" gibi.
Aşk ilahi bir ninnidir.
Yeni doğmuş bir çocuğun ilk çığlığı gibi.
Musalla taşında "Merhumu nasıl bilirdiniz?" diye soranlara verilecek cevap gibi.