Takımlar futbolun ağzına bir parmak bal çaldılar.
Hakemler emek çaldılar.
İlk yarının çöp kamyonunda bolca düdük var.
Veli Kavlak, Fair Play ödülünü elinden bırakıp, parmaklarını Sneijder'in gözüne sokarken, gözden düştü.
Kendisini kart çemberine sürükleyen artistlerin de tuzağına düştü.
Her şeyden önemlisi maçın hakemini unuttu.
Geçen yılki derbide Melo'nun 4 sarı kartlık hareketine gözlerini yuman adamın Cüneyt Çakır olduğunu da biz hatırlatalım.
Melo'nun kendisine attığı dirseğin, Sneijder'in kışkırtıcı rolündeki hareketine gösterilmeyen kartlarını, tebrik kartı olarak Cüneyt Çakır'a postalayalım.
Eminim ki mutlu olacaktır!
Futbolun gönlünü alan adamlar da var. Alper Potuk mesela.
Onda zamanın da ayakları var.
Onda ayakların da kalbi var.
Alper Potuk'a bakınca, bir otomobile tur bindirme denemesi şık bir klip olur diye düşünmek garip değil.
Göz zevkinin de sonucu belirlemenin de ustası. Aynı zamanda adamlığın da resmi.
Selçuk İnan'ın maç sonrası ekrandaki konuşmalarına baktım.
Milli takımda Hollanda maçı kadrosuna almayıp, Estonya maçında sonradan oyuna alan Abdullah Avcı'ya karşı berbat bir savunma metni.
Dürüstlükte kekeme, vefada dilsiz! Bir çuval incirin içine koyduklarıyla mutlu oldu.
Estonya maçından sonra milli formaya karşı örgütlenen Selçuk İnan ve Burak Yılmaz ikilisine, Prandelli döneminde nerede olduklarını sorsanız cevap veremezler.
İki kişilik dayanışmanın kötülük çiçeklerine inat... Bizler hala karanfilli adamlara adam diyoruz!
Oynamadığı maçlarda bile duruşunu bozmayan Alper Potuk gibilerine.