Geçmişte yaşanan acıları inkâr etmek mümkün değildir. Bugün yapmamız gereken, birbirimizin acısını anlamaya çalışmak ve ortak geleceğimizi birlikte inşa etmektir. Can yakan, kan döken, asırlık problemleri TBMM'de, demokrasi ve hukuk ile halletmeye çalışıyoruz.
Elbette terör örgütünün silah bırakmasını istemeyen başta İsrail olmak üzere azılı düşmanlarımız olan devletler vardır. Emperyalist yamyamlar ve küreselci şeytanlar süreci zehirlemek için çalışıyorlardır. Onlarla da ayrıca mücadele ediliyor/edilecektir.
Bu konuda bize en büyük tehdidi oluşturabilecek Rusya ve İran kendi dertlerine düşmüştür. PKK'yı en çok destekleyen Avrupa ise hasta adam gibidir. ABD ise Çin tehdidi endişesi, Siyonist Yahudi esaretinden kurtulmak çabası, İran bataklığından çıkmak mücadelesine girişmiş ve bu dertlerinden dolayı Türkiye ile uğraşmayı bırakınız, bizimle ittifaka mecbur hâldedir. Bu tabloda Terörsüz Türkiye için muazzam uluslararası fırsatların içindeyiz.
Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli'nin ortaya koydukları güçlü ve kararlı siyasi irade çok büyük bir nimettir. Erdoğan liderliğindeki AK Parti'nin, geçmişten bu yana ülkenin sorunlarını çözme konusunda devam eden güçlü iradesi ve kriz çözme kabiliyeti olmasa bu tür yeni siyasi yaklaşımlar asla ortaya konamazdı.
ÇERÇEVE YASA VE İKİ YÜZLÜLER
O zamanki CHP'ye kalsa, Suriye'den çoktan çekilmiştik. İsrail YPG/PYD/PKK devletini kurmuştu bile... Özgür Özel CHP Genel Başkanı olduğu zaman, Suriye ve Irak'ta PKK ile mücadele için gerekli tezkereye, DEM Partiyle birlikte "hayır" oyu verirlerken, şimdi itiraz edenlerin millet ve devlet hassasiyetleri neredeydi? O tezkerelerle TSK ve MİT, sınır ötesi operasyonlarla PKK'yı tasfiye noktasına getirmişti.
İyi Parti çevreleri ise Ekrem İmamoğlu seçilsin diye PKK/HDP/DEM ile sarmaş dolaş olmuşlardı, şimdi çerçeve yasa ile ilgili PKK/HDP/DEM hakkında duyar kasıyorlar... İyi Parti, bir zamanlar şehit yakınlarına küfür eden bir milletvekili hakkında hiçbir işlem yapmamıştır. Meclis kürsüsünde "bizim sayemizde Meclistesiniz" diyen HDP/DEM milletvekilini de unutmuyoruz.
Bu arada; PKK içindeki MİT mensuplarını ifşa ederek diri diri yakılmasını sağlayan FETÖ'cüler, PKK'nın silah bırakmasını engellemek için kuduruyorlar... Terörsüz Türkiye ve yasal düzenlemeler ile ilgili samimi endişeleri ve yapıcı eleştirileri saygı ile karşılıyor ve bunlardan istifade edilmesi gerektiğini savunuyorum.
Ancak; yukarıda saydığım iki yüzlü bazılarının, memleketin hayrı ve selameti hakkında samimi olduklarını kabul etmek mümkün mü? O gün olduğu gibi bugün de çirkin, basit siyasi hesaplar peşindeler...
ÇÜRÜME HAYAT TARZLARI OLMUŞ
Belediyelerde böyle yapanlar merkezi idarede neler yapar...? Yeni Parti bir de iktidara gelse devlet kurumları nasıl isimlerin elinde kalacak...? diye sorulmayacak mı sanıyorlar? Yeni Parti'ye bağış yapan yüz binlere ne demeli? Yeni Parti yönetiminin daha evvel yaptığı bu aday seçimlerinden memnun musunuz? Bu kepazelikler hoşunuza mı gitti ki bu adamlara bağış yaptınız? Sizleri rüşvetçi, uyuşturucu müptelası ya da pavyoncu belediye başkanları mı temsil etsin istiyorsunuz? Ne diyelim? Çürümeyi hayat tarzı yapmışlar! Memleketin muhalifleri, uyuşturucu testi pozitif çıkan, "ben yürüyen parayım bebeğim" yazan, rüşvet aldığı artık sabit hâle gelmiş Belediye Başkanlarını savunur hâle geldiler.
Ne pahasına olursa olsun kazanma hırsı adına sırf ünlü olduğu için, bilerek, isteyerek madde bağımlısı bir adamı belediye başkanı olarak aday gösterdiler ve kazanmasını sağladılar... Oy verenlere dönüp özür dilemiyorlar, özeleştiri yapmıyorlar, pişmanlık sergilemiyorlar.