Vav TV İzle
Sesli dinlemek için tıklayınız.
  • 25 Mayıs 2022, Çarşamba

UYARI

BUGÜN DAVOS'tan başlayıp CHP ile bitirelim. Şahıslara ve şirket isimlerine girmek istemiyorum. Tansiyon hem burada, hem dışarıda yeterince yüksek.
"ANLAMAYA çalışmak yetecektir" diye düşünüyorum. Ancak nereden bakarsanız bakın TÜRKİYE ODAK ÜLKEDİR. MERKEZDEDİR. Parlak günlerin de mücadelenin de ortak alanıdır. Bunu biz değiştiremeyiz. Türkiye bunu yapamaz. Sadece oyunu, kurguyu doğru okuyup doğru yerde pozisyon almak gerekmektedir.
Bu yıl DAVOS'a da damga vuran RUSYA'nın Ukrayna'yı işgaliydi.
Ekonomik, siyasi, askeri sonuçları zaten görüyor ve yaşıyoruz. İŞGAL ile birlikte NATO sahalara geri döndü. Davos'ta öne çıkanlardan biri de NATO GENEL SEKRETERİ Jens Stoltenberg'di. Tabii bir de efsanevi isim 98 yaşındaki Kissinger...
Stoltenberg, İsviçre'nin Davos kasabasındaki Dünya Ekonomik Forumu'nda iş dünyasının önemli isimlerine "Ekonomik seçimlerimizin güvenliğimiz için sonuçları olduğunu kabul etmeliyiz. Özgürlük serbest ticaretten daha önemlidir.
Değerlerimizin korunması kârdan daha değerlidir..." dedi. Rus gazının Baltık Denizi üzerinden Almanya'ya akışını iki katına çıkarmak için tasarlanan KUZEY AKIM-2 boru hattından da ders alındığını kaydeden GENEL SEKRETER "Çin ile ticarete karşı değiliz.
Ancak 5G ağları üzerindeki kontrolün güvenlik açısından hayati önem arz ettiği ortada. Karlar ve serbest ticaret adına bu ağları GÜVENLİĞİ TEHLİKEYE ATANLARA AÇAMAYIZ" sözleriyle de noktayı koydu.
NATO'nun bir numaralı ismi KÜRESELLEŞMEYİ BİTİRMEK GEREKTİĞİNİ SÖYLÜYORDU. Bunu da kontrol altına alacaklarını duyuruyordu. Yani SİLAHI elinde tutanlar PARAYA hükmedeceklerini açıklıyordu. Uymayanın da GÜVENLİK SORUNU yaşayacağını ilan ediyordu.
Özellikle AVRUPA'nın...
Trump'ın başlattığı daha doğrusu açık ettiği kavramlara ne kadar yakındı!
Devam...
98 yaşındaki Kissinger, Davos'ta "Ukrayna kolaylıkla üstesinden gelinemeyecek karışıklıklar ve gerilimler yaratmadan önce müzakerelere başlamalıdır" diye merakla beklenen yorumunu yaptı.
ABD dış politikasının şekillenmesinde kilit rol oynayan eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, barış sağlanması için Ukrayna'nın Rusya'nın şartlarını kabul etmesi gerektiğini söyledi. Haliyle bu sözler BATI medyasında manşetlere çıktı. Daha önce de Macron'un fısıltıyla da olsa Zelensky'ye "Toprak verelim.
Putin'in itibarını kurtarıp bu işin içinden çıkalım" dediği öne sürülmüştü. Şaşkınlık meydana getiren Kissinger şöyle devam etti: BATI Ukrayna'daki RUS güçlerini ezici bir yenilgiye uğratma sevdasından vazgeçmelidir.
Aksi halde AVRUPA için feci sonuçları olacaktır.
Bu nedenle savaşın daha uzun sürmesinin önüne geçilmelidir. İdeal sonuç, Ukrayna'nın tarafsız devlet olarak, Rusya ile Avrupa arasında köprü olarak konumlanması olabilir. Rusya 400 yıldır Avrupa'nın vazgeçilmez bir parçası ve kritik zamanlarda Avrupa güçler dengesinin garantörü olmuştur..." 24 Şubat'ta başlayan operasyondan hemen sonra Putin önemli bir çıkış yapıyordu: 1991'de çöken Sovyetler Birliği'nden sonra ülkemiz soyuldu...
Gerçekten de bakıldığında KÜRESEL ELİTLER SOVYETLER'e giriyor ve çok az bir maliyetle bütün kaynakları ele geçiriyorlardı.
Hatta SOROS "Bütün bunları 180 milyar dolara yaptık" diyordu.
Koca İMPARATORLUK üç kuruşa yıkılıyordu yani.
Putin de SOVYETLER vurgusu ile ELİTLERE meydan okuyordu.
Kremlin, UKRAYNA SAVAŞI ile kaybettiklerinin önemli bölümünü geri alacağı gibi KÜRESEL ÖLÇEKTEKİ ROLÜNÜ sağlamlaştırıyordu.
HARKOV-LUHANSK-DONETSK-MARIUPOL-HERSON alınacak bölgeydi. Kırım zaten gitmişti. Odessa'yı bir ihtimal KİEV'e kıyı olarak bırakabilirlerdi. Ancak daha ilk gün yazdığım gibi PUTİN KIYILARDAKİ İPEK YOLU LİMANLARINI ELE GEÇİRİYOR, AVRUPA İLE ÇİN ARASINDAKİ BAĞLANTIYI KONTROL EDER HALE GELİYORDU. Aynı durum demir ve karayolları için de geçerliydi. Kissinger da "Bunu kabul edin. Barış yapın. Yoksa sonunuz felaket" diyordu. Kime AVRUPA'ya.. Nerede?
DAVOS'ta..
Kabaca bakıldığında SOROS'un temsil ettiği ekol ile ABD'nin de içinde olduğu bazı ülkeler sorun yaşıyordu.
Rusya da Macaristan da Türkiye de... KÜRESEL AKIL AVRUPA örneğini sunuyordu. Avrupalı değerleri parlatıyordu.
Rusya'nın işgali de bunu bitirmek için atılan adımdı.
Zarar gören AVRUPA'ydı.
Bu gelişmeler haliyle TÜRKİYE'nin yıldızını parlatıyordu.
Peki Türkiye'nin KÜRESEL SERMAYE ile KÜRESEL AKIL ile kopuşu ne zaman başlıyordu? EVET! 2009'da DAVOS'ta.. Erdoğan'ın "ONE MINUTE" çıkışı 13 yıldır burada yaşananların ve yaşanacakların temelini oluşturuyordu. Şimdi gelinen noktada AVRUPA BİRLİĞİ gerçekten zordaydı. Ve Türkiye'den başlayıp KÜRESEL GÜÇ İDDİASINI SÜRDÜRMELİYDİ. Başka da çareleri yok gibiydi. Bu nedenle 2023 seçimlerini kendi frekanslarında biri kazanmalıydı. Bu ERDOĞAN değildi. 6'lı masada KEMAL BEY öne çıkıyor gibi dursa da KILIÇDAROĞLU destek görecek gibi durmuyordu.
BATI medyasında bir işaret bulmak zordu!
Kemal Bey'in sözleri parlatılsa da KİŞİLİĞİ öne çıkartılmıyordu. Belli ki birilerinin aklında başka bir isim vardı.
Ya da seçimde kaybetmeye oynayıp sonrasında hamle gelecekti...
Öyle ya 2023 tarihin sonu gibi anlatılıyor bize... Garip değil mi! Sadece bugünü değil yarını da düşünmeliyiz.
OYUN belli ki çok büyük...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya
      SON DAKİKA