Vav TV İzle
Sesli dinlemek için tıklayınız.
  • 24 Mayıs 2022, Salı

İki parça!

NLANDİYA ve İsveç'in üyelik talebi, Rusya'nın bu iki ülkeye de UKRAYNA'ya daldığı gibi dalar mı korkusu, ABD Başkanı Biden'ın açık çek vermesi, Erdoğan'ın ayağını frenden çekmemesi, muhalefetin bir aday üzerinde anlaşamaması, Avrupa'dan yükselen ekonomik çığlıklar, Kemal Bey'in kendi partisinden bile tam destek bulamamışken aday gibi görünmesi, İstanbul'da miting yapması, kürsüde elindeki kağıtları okurken amatör bir görüntü ortaya çıksa da "Ben neoliberalizme karşıyım" demesi akıllara "NEREYE GİDİYORUZ?" sorusunu getirmekteydi...
Pandemi ile birlikte başlayan rüzgar RUSYA-UKRAYNA savaşı ile siyasi ve ekonomik sonuçları da beraberinde getirecek. Bu belli. Durum böyle olunca silahlar patlayınca cenaze töreni için gün sayılan NATO, GERİ DÖNDÜ.
Silah üzerinden siyasi ve ekonomik sonuçları izleyecek bir komutan gibi... Tarih bize gösterdi ki büyük dönüşümler, kırılmalar, tasfiyeler ve ittifaklar, BÜYÜK olaylar sonucunda olmakta.
Rusya'nın işgali de böyle değerlendirilmeli...
NATO Avrupa'da "Ruslar'ı dışarıda, Amerikalılar'ı içeride, Almanlar'ı da aşağıda tutmak için" var. Bu sözler ilk NATO Genel Sekreteri İngiliz Lord Hastings Ismay'e ait. Ismay bu sözleri gayrıresmî bir oturumda sarf etmişti. Ancak doğruydu!
Avrupa da ortadan ikiye bölünmüştü. Bir taraf SOVYETLER'de diğer taraf ise NATO'da yani ABD'deydi. Almanya da savaştan sonra iki parça olmuş, BATI tarafı da 1955'te NATO'ya girerek AŞAĞIDA OLMA şıkkını esnetmişti! Başkan Erdoğan'ın İsveç ve Finlandiya örneğinde dile getirdiği gibi kağıt üzerindeki birlik gerçek hayata geçmemişti. NATO içindeki pek çok ülke rakipti!
Husumetleri ve birbirleriyle ilgili planları vardı. Rakipti.
Afrika'da da ASYA'da da karşı karşıya geliyorlardı.
Fransa-Almanya ile ABD'yi düşünün. Yanına İngiltere'yi de koyun. Bu güçler kimi zaman terör üzerinden kimi zaman coğrafya üzerinden kimi zaman da nüfuz üzerinden çatışmaktadır.
Türkiye belki İTTİFAK içinde en çok operasyona maruz kalan ülkeydi. Kendi aralarında mücadele edenler bile konu Türkiye olunca birlikte çullanabiliyordu.
NATO'nun inandırıcı olmadığını Trump kadar net dile getiren yoktu.
ABD'nin bir önceki Başkanı "Karadağ gibi bir ülke neden üye? Üçüncü Dünya Savaşı çıkarabilecek bir üyeyi neden korumak zorundayım..." diyordu. UKRAYNA bile bir sözle aldatıldı. Ateşin içine çekildi. Bitirildi. Ancak o ateş gelip AVRUPA'yı vurdu! Yani ISMAY'ın dediği gibi "ALMANYA'YI AŞAĞIDA TUTMAK" mottosu hayata geçirildi.
Günlerdir yazdığımız gibi artık ABD'li önemli isimler UKRAYNA'nın kandırıldığını söylemekteydi. Gelen rüzgarı bağrında karşılamak zorunda kalan AVRUPA ise en çok sesi çıkandı.
ALMAN BAŞBAKAN Olaf SCHOLZ, SENAGAL'e giderek GAZ aramak zorunda kalırken, AB'nin önemli ismi Borrell de makale yazıyordu...
Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Borrell, önemli bir isimdi. Barcelona Üniversitesi'nde Endüstri Mühendisliği okudu. Sonra Madrid'e geçip orada UZAY MÜHENDİSLİĞİ eğitimi aldı. Stanford'a geçerek YÖNEYLEM ARAŞTIRMASI alanında çalıştı.
Fransız Petrol Enstitüsü'nde enerji ekonomisi masterı yaptı. Madrid Complutense Üniversitesi'nde iktisadi bilimler alanında doktora yapıp ekonomik analiz profesörü oldu. Borrell, Avrupa'nın savunmasız kaldığını itiraf etti:
"Ukrayna'ya silah yardımı yaptığımız için stoklarımız tükendi. Silahımız ve cephanemiz kalmadı. Acilen önlem almamız gerekiyor..." AVRUPA BİRLİĞİ'NİN SAVUNMA HARCAMASININ ÇOK DÜŞÜK OLDUĞUNU belirten Borrell, "Avrupa Birliği'nin toplam savunma harcaması, 20 yılda yüzde 20 arttı. Buna karşılık ABD'nin savunma harcaması 20 yılda yüzde 60, Rusya'nın yüzde 292 ve Çin'in yüzde 592 artış gösterdi. Avrupa Birliği'nin "ortak savunma" harcamasının, bütün savunma giderlerinin yüzde 11'ine eşit. Ancak Avrupa Birliği, askeri güç oluşturmak için bu harcamayı en az yüzde 35'e çıkarmalı... Avrupa Birliği'nde toplam 27 ülke var. Avrupa Birliği ülkelerinin gayri safi yurt içi hasılası 18 trilyon Euro. Ancak Avrupa Birliği'nin toplam askeri harcaması sadece 198 milyar Euro. Avrupa Birliği, toplam gelirinin yüzde 1.5'inden daha az..." diyerek konunun ekonomik, siyasi ve askeri özetini yapıyordu...
Açık ve net söylenmese de SAVAŞIN ASIL hedefi haline getirilen ALMANYA, 9 EURO'luk toplu taşıma biletlerini piyasaya sunuyordu. 1 Haziran'dan sonra geçerli olacak biletler için internetten yoğun ilgi oluyor ve sistem çöküyordu.
Enerji fiyatlarındaki artışın üzerine devlet halkın yanında olduğunu hissettirmek için böyle bir adım atıyordu.
NEOLİBERAL AKIMIN anavatanı gibi görülen AVRUPA'da sarsıntı, derinlerden duyuluyordu.
Kendi üzerindeki yükün arttığını gören Avrupa, FRANSA üzerinden UKRAYNA'ya bir mesaj yolluyor ve "Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne 15- 20 yıldan önce tam üye olması mümkün değil..." diyordu. Fransa'nın AB işlerinden sorumlu Bakanı Clement Beaune "Ukrayna Avrupa Siyasi Topluluğu'na katılabilir" diyerek rotayı açık ediyordu.
Bu arada YAPTIRIM altında inlemesi gereken RUSYA'nın para birimi RUBLE aralıksız değer kazanıyordu. Hedef olan AVRUPA RUBLE ile enerji almak zorunda kaldığı için ekonomik olarak da yenilgiyi hissediyordu.
Tüm bunlar olurken Kemal Bey İstanbul'a geliyor ve "BEN NEOLİBERALİZME KARŞIYIM. PİYASA DENGESİNİ BULUR SÖYLEMİNE KARŞIYIM..." diyerek yeni bir alana geçilecek yeni bir adım atıyordu...
Bu adım 6'lı masayı yeterince sarsacak gibi durmaktaydı. Yani dağıtmaya yeter de artardı bile...
AVRUPA'nın savaştan dolayı düştüğü zor durum, sanırım burada ERDOĞAN'ın karşısına ciddi bir aday çıkarma ihtimalini de bitiriyordu... Bakalım görelim...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya
      SON DAKİKA