Vav TV İzle

İttifak

LLİ Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD ile ilişkileri değerlendirdi. Can alıcı kısmı bence şurasıydı: "Biz dostluktan yanayız.
Biz 83 milyonun haklarını korumak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız.
Aramızdaki en büyük problem S-400 değil. PKK/YPG terörist değil mi? Önce oradan başlamamız gerekiyor. ABD'li dostlarımızın bunun cevabını vermesi lazım.
Bunun adının konulması lazım. PKK teröristtir. YPG Suriye'deki adıdır.
Bunlar bizim halkımıza, sınırlarımıza karşı tehdit ve risk oluşturmaktadır.
Bizim operasyonlarımızın KÜRTLER'e karşı yapıldığını ifade etmeye çalışıyorlar. Bizim KÜRT kardeşlerimizle ya da başka milletlerle problemimiz yok.
Bize verilen görev terörle, teröristle mücadele..." Önümüzdeki günlerde yaşanacak olanlar da ABD-TÜRKİYE ilişkisinin yeniden KOD'lanmasıydı...
S-400 üzerinden giden tartışma aslında Türkiye'nin dünya üzerindeki konumu ve YENİ KÜRESEL DENGE ile ilgiliydi. Akar bunları söylerken ABD Dışişleri Bakanı POMPEO da "Yaptırımların Rusya'nın önemli bir gelir, erişim ve nüfuz elde etmesini önlemeyi amaçladığını, Türkiye ya da ABD'nin herhangi bir müttefikinin askeri kabiliyetine zarar verme niyetiyle alınmadı" dedi. Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmenin sızdırılan şekli böyleydi... ABD ayrıca "Türkiye'nin kendini yeniden NATO'yla uyumlu silah alımına ilişkin NATO yükümlülüklerine adamasını" istedi...
İki önemli ismin açıklamalarına bakınca sorunun yazılıp çizildiğinden daha büyük olduğu anlaşılmakta...
Gelin biz de daha farklı pencere kullanıp işin içine girelim...
Trump BAŞKAN olduğu zaman özellikle AK PARTİ'deki bazı isimlerde genel bir iyimserlik havası vardı. Bazıları da "Artık her şeyi çözeriz" temennisini taşıyordu.
Önemli isimlerle zaman zaman bir araya geldik. Yollarımız kesişti...
Konu konuyu açarken bir an PKK/ YPG meselesine gelindi. Masadaki dostlar fikrimi merak etti. Her yerde paylaştığım için yine açık ve net konuştum... "Arkadaşlar Trump'ın Türkiye'ye bakışı elbette pozitif.
Elbette bir adım atmak, yol almak istiyor... Ancak YPG meselesinde DERİN AMERİKA, BAŞKAN'ı takmaz. Dinlemez. Asla ve kat'a YPG ile PENTAGON arasındaki ilişkiyi bitiremez..." Olayların tarihsel akışına bakıldığında haklıydım! Trump da Biden da YPG ile ilişiği kesmez...
KESEMEZ!
PKK elebaşı Öcalan nerede yakalandı? Kenya'da! Peki Kenya'da yaşayan bir KÜRT topluluğu var mıydı? İkinci soru...
Öcalan Suriye'den çıktıktan sonra gitmediği ülke kalmadı.
AVRUPA-RUSYA dahil... Peki hangi ülke ev sahipliği yapabildi?
EVET HİÇBİRİ! Yapamazlardı, çünkü ABD KÜRT MESELESİ denilen olayı SİYASAL yöntemlerle çözmek istiyordu. Silahı bırakıp siyasetin içinde yol almaları gerektiğini iletiyordu... Öcalan, CIA tarafından verilince CAVİT ÇAĞLAR'ın uçağıyla gidip alınınca çok kişi İDAM beklentisi içine girdi. Ancak MHP de dahil kimse dileklerle gerçekleri karıştırmadı...
Öcalan hayatta kaldı. Üzerinden zaman geçti, AÇILIM SÜRECİ düşünüldü. Başladı. Devlet elini taşın altına koydu. Ancak başka güçler devreye girdi. Adımlar havada kaldı. OSLO'daki sızıntı bu işin sanıldığı gibi kolay olmayacağını gösterdi... Öcalan'ın görüşmelerinin basına sızdırılması, Paris'te PKK'nın üç yöneticisinin infaz edilmesi işleri daha da karmaşık hale getirmekteydi... PKK sadece bir terör örgütü değildi. ÇOK ULUSLU bir şirket gibiydi. Birden fazla görünmeyen, bilinmeyen ortağı vardı. Ya da PATRONLARI birden fazlaydı.
Trump Başkan seçildikten sonra istemese de YPG'ye yüzlerce TIR silah yollandı mı? Yollandı!
Trump, Başkan Erdoğan'a "Bunu önleyeceğim" mealinde sözler verdi mi? Evet ancak önüne geçemedi! Washington-Berlin hattı buna karşıydı. İstemeyen onlardı... ORTADOĞU-AFRİKAAVRASYA için Kürtler'in siyasal olarak TÜRKİYE ile hareket etmesi gerekiyordu.
Planları böyleydi. Yardımlar hız kesmeyince ANKARA da haklı olarak "Bu silahlar kime geliyor?" sorusunu sordu. Tatmin olmayınca da GÜNEYDEN GELMESİ MUHTEMEL SALDIRILARA KARŞI GİDİP S-400 ALINDI...
Testleri yapıldı. Kullanılmak üzere beklemeye başlandı... S-400 yerine ÇİN HAVA SAVUNMA SİSTEMİ almak masaya şık olarak geldiğinde de KOBANİ olayları patladı.
Dünya KOBANİ'ye kilitlendi.
Türkiye bölünme ve iç tehdit kaygısıyla hareket ederken en tepedekiler KÜRT KARTI üzerinden oyun kurmaktaydı...
Çünkü Avrasya da Ortadoğu da bu KARTA bağlı... İhtiyaç var yani.
Amerika'yı oluşturan ailelerden bazıları asla ve kat'a YPG'den vazgeçmez. Başkanlar da bunu önleyemez. NET! Pentagon'un isteği de budur. Anglo-Sakson yakınlıkları da bulunan başka bir güç de ABD'nin istediği ritme karşıdır.
NET! Aslında uğraştığımız içinde Türk'ün de Kürt'ün de olduğu konu bizim dışımızdadır. Bizi bizimle baş başa bırakmamaktadırlar...
DIŞARIDAKİ GÜÇLÜ AİLELERİN BURADAKİ HESAPLARI BAŞKA BİR YAZI KONUSU... Ama KÜRT MESELESİ'ne buradan bakanı hiç görmedim! AİLELER çıksa SORUN da biter! Ama hiçbiri çıkmaz!
Devam...
Tam da bu nedenle ABD'nin yaptırımları, HDP'nin kapatılma talebi, Selahattin Demirtaş'ın mahkumiyeti, Osman Kavala'nın tutukluluğu, Kılıçdaroğlu'nun "Cumhur İttifakı çatlayacak" iddiası, Davutoğlu'nun, Babacan'ın, Akşener'in UYGUR KARTI üzerinden Ankara'ya yüklenmesi, İstanbul ve Ankara Büyükşehir'in bir takım DOSYALARDAN söz etmesi, Almanya'nın Ankara eski büyükelçisinin "Erdoğan sonrasına bakıyoruz "açıklaması aynı hesabın DETAYLARI...
DÜNYANIN ÇATISINDAKİ İKİ ANA AKIM siyaseti böldüğü gibi her partinin içine de MUTEMET adamlarını yerleştirmiştir! Bu da işin cilvesi olsa gerek... HDP üzerinden yapılan tartışmalarda MUHALEFETİN çok net olamaması budur! Hepsi ittifak içindedir. Buna mecburdurlar ancak söyleyemezler. "HDP'nin şu kadar OY'u var" diye değil TÜRKİYE'nin dünya üzerindeki konumu ile ilgilidir bu İTTİFAK... Demirtaş ve Kavala hakkında verilecek karar TÜRKİYE'nin rotasını net olarak gösterecektir... Bakacağınız nokta burası olsun... DOĞU da BATI da Başkan Erdoğan'sız yürümek istemiyor... BATI Putin'den vazgeçse bile Erdoğan hep büyük müttefiktir. Çalışmak zorundalar...
Başka seçenekleri yok.
HDP asla sadece bir siyasi parti değildir. KÜRESEL bileşkenin de merkez noktasıdır. Ya bunu kabul ederseniz ya etmezsiniz... Böyle büyük meseleyi isimler üzerinden anlatmaya kalkar, arkadaki yapıları ıskalarsanız kimse bir şey anlamaz...
"Dünyaya silah satan ABD, neden YPG'ye bedelsiz silah yağdırıyor?" sorusuna cevap bulmadan olan biteni anlama şansımız yok...
Haftayı bitirirken şunu not edelim... Akar'ın altını çizdiği gibi ABD ve TÜRKİYE, IRAK-SURİYE- DOĞU AKDENİZ'de akıl dolu bir yol bulamazsa ÇATIŞMA kaçınılmazdır... Arada iki tarafa da yakın olanlara bakınca trafik hızla akıyor. Gördüğüm bu... ABD ile yakınlaşma olmazsa Washington'da, olursa da ANKARA'da tansiyonu fena halde zıplatır! MHP Washington'a asla sıcak bakmaz. Hem içerisiyle hem dışarısıyla DENGEYİ bulacak olan yine ERDOĞAN'dır! Başka ikinci bir isim de yoktur... Muhalefetin dikkatine...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya
      SON DAKİKA