Bugünkü
Takvim

Şifre!

ÖNCEKI gece arkadaşlar o yazıyla ilgili bölümü benimle paylaşıp durdu... Bu kadar dikkatle takip edilmekten şikayet edecek değilim. Hoşuma da gitti... 18 ARALIK 2019'da yazmışım... Üzerinden neredeyse 2 yıl geçmiş... Hatırlattılar...
"...17-25 Aralık operasyonları, Gezi olayları, MİT TIR'ları hadisesi ve 15 Temmuz gibi büyük kırılmalar yaşadık... Tepedeki savaş kimyamızı bozuyor, sinir sistemimiz felç oluyordu! 15 Temmuz bardağı taşıran son damlaydı.
Türkiye kendini savunuyor, belayı uzaklaştırıyordu.
KALKIŞMA'dan sonra ilk gelen İNGİLİZ BAKANDI!
ALAN DUNCAN ilk yardıma koşandı... Şimdi MI6'in tepesinde olan İngiltere Büyükelçisi Richard Moore ilk röportajı veren isimdi..." Evet... Yaklaşık 2 yıl önce Ankara'da görev yapan ve kendisini SOSYAL MEDYADAN çok sevdiren İngiltere'nin ANKARA BÜYÜKELÇİSİ Richard Moore'un MI6'in başına geçtiğini yazmışım... Ankara günleri bittikten sonra İNGİLİZ İSTİHBARATININ PATRONU oldu. Bunda şaşılacak bir şey yoktu. Sadece ben önceden buraya taşımışım. Burada görev yaptığı hatta Türkiye'ye ilk geldiği 1990'lardan itibaren ANADOLU'yu iyi bilen bir isimdi MOORE... Eski BÜYÜKELÇİ şimdiki İSTİHBARAT patronu Moore'un pek çok açıklamasını başka önemli isimler gibi yakından takip ettim.
Akıllı insanlar "LAFIN TAMAMI DELİYE SÖYLENİR" misali konuşurlardı. Kritik görevlerdeki isimler kritik açıklamalar yaparlardı. Önemli olan onu görmek ve not almaktı...
Beşiktaşlı olması, Gordon Milne'den ve üç İngiliz futbolcudan dolayı Siyah Beyaz'a gönül vermesi elbette çok önemli ve akıllıca adımlardı...
Ama benim hiç unutmadığım ve notlarımın arasında asla ve kat'a silinmeyecek olan yer başkaydı...
İngiltere büyük gelenektir. Moore Ankara'da görev süresi biterken üzüntüsünü dile getirmiş ve şöyle konuşmuştu: "Dışişleri geleneğidir.
Görevi biten Büyükelçi'nin resmi duvara asılır. Ben Türkiye'de görev yapan 80'inci büyükelçiyim... William Harborne güven mektubunu 1583'te sunmuş..." Moore ile ilgili pek çok nokta aklımda yer etse de 15 TEMMUZ bambaşkaydı...
15 Temmuz'la Türkiye sallanıyor uçurumun kenarına kadar geliyor ve dönüyordu. Ama o günlerde herkesin bir DEDİKODU peşinden sürüklendiğini görüyorduk. Derinlerde ne vardı? Neler oluyordu? 15 Temmuz'u kim niye yapmış ne amaç gütmüştü? Başarılı olamayınca perde gerisinde neler yaşanıyordu? BİLMİYORDUK... O gün de bu soruların cevabını ararken Richard Moore, darbe girişiminden yaklaşık 10 gün sonra bir gazeteye konuşmuştu...
İŞTE O KONUŞMANIN SATIR
ARALARINDA HER ŞEYİ
AÇIKLIYORDU! ADRESE TESLİM
BİR YAKAN TOP ATIYORDU!
Gelin Büyükelçi'nin sözlerini hatırlayalım. Ve finaldeki tek cümleye dikkat kesilelim!
"Hayır, kesinlikle biz darbenin içinde yokuz. Bu arada, ABD de yok. (AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ ADINA
KONUŞMASI O GÜN DE
BUGÜN DE İLGİNÇ GELMİŞTİR)
Bunlar çok saçma. Darbe girişiminin ardından yapılan bazı yayınların hem bilgisizce hem de iyi niyetli olmadığını söylemeliyim. Bu bazı Batı basını açısından da öyle ama korkarım bazı Türk basını açısından da öyle.
Afganistan'daki bazı Amerikalı generallerle ilgili yazılan haberler...
Bunlar sadece saçma sapan değil, aynı zamanda zarar verici." Dikkat ederseniz Moore "YABANCI bir güç yok demiyor biz ve ABD yokuz" diyor...
Devam...
"Yasal süreç ilerledikçe daha kesin görüp, daha iyi anlayacağız. Hükümetin bu darbe girişiminde Gülenciler'in yer aldığına ilişkin açıklamalarını kabul etmekte bir zorluk yaşamıyorum. Şu ana kadar ortaya çıkan deliller, tutuklu bazı askerlerin ifadeleri, Genelkurmay Başkanı'nın Fetullah Gülen'le konuşturulmak istenmesi... Ayrıntılı bir şekilde bakıldığında bana bayağı inandırıcı bir durum gibi görünüyor.
Tabii ki gelecek haftalarda daha çok delil çıkacaktır o yüzden şimdiden bir yargıya varmak istemem..." Moore başka açıklamalarında olduğu gibi burada da "GÜLENCİLER'i terör örgütü olarak görmüyorum ama darbenin arkasında onlar vardı" diyor...
Demek istiyor...
Ardından da şunları ekliyordu: "Tabii ki Türkiye'den gelecek herhangi bir girişimi ciddiyetle ele alacağız. Henüz bir şey gelmiş değil ama geleceğinden eminim. Bu konuda açık belirtiler var. Emniyet Genel Müdürlüğü'ne başsağlığı dileklerimi iletmek için gittiğimde Sayın Genel Müdür, Londra'daki Gülenciler'in durumunu dikkatime getirdi. Ben de kendisine bu konuyu ciddiyetle ele alacağımızı ilettim. Eğer Türkiye, Gülen hareketiyle ilintili kuruluşların yasadışı faaliyetlerde bulundukları, demokratik kurumları yıkmaya dönük girişimler yaptıklarının ortaya çıkarılması konusunda bizimle çalışırsa o zaman tabii ki tereddütsüz işbirliği yaparız." Yani bir önceki paragrafta "Darbenin arkasında GÜLENCİLER var" sözüyle burada altı çizilenler arasındaki farkı görüyorsunuz değil mi! Darbenin arkasında GÜLENCİLER var deniyorsa "demokratik kurumları yıkmaya dönük girişimler" için kanıt aramazsınız...
Yukarıda da altını özenle çizdiğim gibi Richard Moore çok zeki bir BÜYÜKELÇİYDİ. Zaten kimseyi hak etmediği halde "SİR"lerin oturduğu MI6 PATRONLUĞUNA oturtmazlardı...
15 Temmuz'dan sonra Moore'un sözleri arasındaki en can alıcı noktaya geldik! Asıl konu bu zaten!
Finalde bir tek cümlesi işaret ettiği merkezi göstermesi açısından son derece önemliydi...
Moore söyleşiyi bitirirken bir sayfalık röportajı sadece üç kelime için yaptığını belli ediyordu. Belki de sadece doğru gözlükle okuyan bunu görüyordu... Moore finali şu cümlelerle yapıyordu: "AB Bakanımız Alan Duncan, darbe girişiminden sadece birkaç gün sonra 20-21 Temmuz'da Ankara'daydı. Niye gelmek istedi?
Niye ben gelmesini tavsiye ettim?
Çünkü sadece açıklamalarla kalmayıp sembolik bir eylem göstermenin çok önemli olduğunu düşünüyorduk. Bakan Duncan, uçaktan iner inmez Meclis'e gitti ve 'Bakın, işte ben bombalanan Meclis'e geldim. Ben buradayım' dedi.
Şunu anımsatmak isterim İngiltere Parlamentosu en son Hitler tarafından bombalanmıştı...
Burada İKİ ÖNEMLİ ŞİFRE VAR... Öncelikle ALAN DUNCAN...
Bu önemli isim İNGİLTERE'nin AVRUPA BİRLİĞİ ve AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ'nden sorumlu DEVLET BAKANIYDI...
Moore çağırıyor ve o ilk gelen oluyordu... Bu iki ülkenin birbirine verdiği desteği göstermesi açısından değerliydi... Ama asıl mesele başkaydı!
Moore "Şunu anımsatmak isterim İngiltere Parlamentosu en son Hitler tarafından bombalanmıştı..." sözleriyle savaşın tarifini, taraflarını ve şiddetini anlatıyordu... İngiltere ve HİTLER örneğini vererek "15 TEMMUZ'un arkasında ALMANYA var" diyordu.
"Türkiye'yi uçurumun kenarına götüren güç BERLİN'di" diyordu. "Bu büyük tehlikeyi size yaşatan GERMENLER'in hedefleriydi" diyordu...
HİTLER üzerinden verdiği benzetme ile 15 TEMMUZ'un içinde kendilerinin de ABD'nin de olmadığını açıklıyordu...
Ben tüm bu satırları NOT almış kenara koymuştum. Çok önemli bulmuştum. O gün için sıra dışı bir açıklamaydı. Ama çok kişi MOORE'un anlatmak istediğini anlamıyordu...
ALMANYA'dan bu açıklamaya yönelik bir net tavır da gelmedi. Cevap da yoktu. Baktım bulamadım. Ama bu satırlar ortada...
Şimdi 15 Temmuz'dan, Richard Moore'dan günümüze gelirsek AKDENİZ ve LİBYA'da FRANSA ile karşı karşıya gelmemiz, ALMANYA'nın Libya'ya firkateyn yollaması, üstü kapalı ambargoya başlaması sınırlarını adeta kapatması mücadelenin boyutlarını net olarak ortaya koymakta... Türkiye çok ama çok önemli bir ülkedir!
AVRASYA'dan CEBELİTARIK'a kadar uzanan bir uçak gemisidir! Herkes bu gemide olmak ister... Önemli olan KAPTANIN yani ANKARA'nın yanında kime yer vereceğidir...
Son JAMES BOND'un sözlerini hatırlatmak istedim... Olaylara daha geniş bakın istedim... Hayırlı bayramlar...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya