Haklı olarak "Basında ne olacak?" diye soruyor. Haliyle mail ve telefonlarda gerçekleri çıplak bir şekilde yazamıyorsunuz.
Zaten benim de medya patronlarını ağırlayacak zamanım yok.
Bu yüzden PAS hakkımı sonuna kadar kullanıyorum...
İsterseniz gelin bugün MAGAZİN üzerinden KENDİMİZİ yazalım...
Son trenin kalkmasından sonra gazete ve TV'ler geniş geniş HAYDARPAŞA'ya yer ayırdı. Şimdi sıra bende...
1533 yılında VEZİR olan Haydar Paşa'nın İstanbul'da en beğendiği semt, bugün GARIN bulunduğu yerdi. Paşa bu bölgeye RÜYA gibi bir bahçe yaptırdı. Her çeşit meyve ve özellikle ÜZÜM'ü çok nam salmıştı. Paşa'nın bahçesine gözü gibi bakması etrafında hareketlenmeyi de beraberinde getirdi. Şehrin en gözde semtleri arasına Haydar Paşa'nın bağı da katılmıştı. Bir süre sonra SEMT bu isimle anılır oldu.
Geliştikçe de isim iyice yayıldı, belleklere kazındı. Yani II.
Abdülhamit'in yaptırdığı GARIN Haydar Paşa ile bir alakası yoktu.
Ancak biz bir kere HAYDAR PAŞA'yı sevmiştik. Bırakmaya niyetimiz yoktu...
80'li yılları hatırlayanlar bilir...
Hem gazetelerin arka kapaklarını, hem de magazin sayfalarını HAYDAR PAŞA'nın gelini CHRISTINE HAYDAR süslüyordu. Haydar Paşa'nın torunu JEAN YVES ile evli olduğu için SEKSAPELİ TAVAN yapmış sarışın misafirimiz gereken ilgiyi fazlasıyla görüyordu.
Çevirmediği film, çıkmadığı sahne, röportaj vermediği gazete kalmamıştı...
Gençlik de ablayı bağrına basmıştı... Ajda Pekkan'dan sonraki ikinci ÇAKMA sarışınımız o olmuştu... Yıllarca gönlümüzde taht kuran gelinimiz ünlü organizatör Erkan Özerman tarafından geçtiğimiz baharda tekrar Türkiye'ye getirildi. AŞK MEKTUPLARI oyunu için. Milli gelinimiz Ayla Algan ve Okan Bayülgen'le aynı sahneyi paylaşmak için yurda dönmüştü...
Oyunun yönetmeni de Rahmetli Özal'ın torunu Uğur Ekren'di...
Yine saygıda kusur etmedik.
Manşetleri emrine verdik.
Zaten kendisini çok özlemiştik...
Ancak bütün bu HAYDAR PAŞA tarihinde KÜÇÜK bir ayrıntıyı gözden kaçırıyorduk.
Paşa'nın gerçek ismi HADIM HAYDAR PAŞA idi... Yani çoluğu çocuğu olması pek mümkün değildi.
Çocuğu olmayan bir PAŞA'nın torun sahibi olması sadece bizim imza atabileceğimiz bir başarıydı.
Gavurlar insan kopyalarken biz BEŞ yüzyıl sonra TORUN icat etmiştik... NOBEL alamadık ama literatüre geçtik...
Peki GELİN vakasının dışında BOMBALARIMIZ yok muydu?
Olmaz mı!... Topraktan BEREKET fışkırıyordu!
Arda Messi'den çok daha iyi
Del Bosque hoca değil Yeniköy kasabı
John Benjamin Toshack değil, t...şak
Parreira futbolu, malzemeci kadar bilmez... gibi TARİHE geçen sözlerin sahiplerini TIMARHANEYE göndereceğimize SERVET sahibi yapıyorduk.
Muhtar bile olamaz!
411 el kaosa kalktı manşetlerini atanlar değişimin önünde SET olmak istiyorlardı...E şimdi bıçak kemiğe dayandı...
Darbeler ve darbecileri YARGI önüne yolluyoruz. Ancak koca koca paşaları GENELKURMAY KARARGAHINDA gaza getiren sivillere dokunmuyoruz.
Genelkurmay'daki ZİYARET KAYIT defterlerini ortaya dökmüyoruz...
Şimdi olacak olan budur...
Sivil ayak öne çıkacak.
Kim bilir belki bunların arasında gazeteci ve medya patronu da vardır!
Ne demişler!
ALTI DELİĞİ VAR ZURNANIN, HESABI VAR KONYA'NIN...
Şimdi, 27 Nisan'da farklı hesabı olanlar düşünsün...
Özellikle e-muhtıra öncesi SİNCAN SANMAYIN manşetini atanlar...
Tankların Sincan'da olduğu gibi Çağlayan'da yürüyeceğini duyuran arkadaşlar...
Ve hala gizli kalan DARBE oyunlarına katkı veren meslektaşlar...
Bu kadar yazdıktan sonra hala isim mi istiyorsunuz?
Olmadı şimdi....
NOT: Eğer gazeteciler deşifre olursa muhafazakar basındaki isimler herkesi şaşırtır! Demedi demeyin.