Ulusal Güvenlik Merkezi'ndeki masanın altına konulan bomba Esad'ı tamamen köşeye sıkıştırdı.
Peki Esad, göz doktoru olmasına rağmen kapısına dayanan tehlikeyi neden göremedi.
Kardeşi Mahir "Ne ABD ne Rusya, bütün planların altından Türkiye çıkıyor.
Elimizden de bir şey gelmiyor" derken o ne düşünüyordu acaba?
Tartus'a yerleştirdiği Rus Donanması ile Türkiye'yi durdurabileceğini mi?
Fransız ve İngiliz desteğiyle ayakta kalabileceğini mi?
Ailenin aslında perde arkasında kalan iki önemli üyesi var. Bunlardan biri anne Enisa Mahluf, diğeri de büyük kız kardeş Büşra...
Patlayan bomba Savunma Bakan Yardımcısı Asıf Şevket'i de vurdu. Şevket, korumalığını yaparken tanıştığı Büşra ile Mahir Esad'ın ısrarla karşı çıkmasına rağmen evlenmişti. Evin ikinci oğlu damattan nefret ederdi.
Büşra da Beşar Esad'ın eşini hiç sevmezdi. Keza anne Enisa da gelininden uzak dururdu. Devlet Başkanı olmasına rağmen ESMA Esad'ın "First Lady" olarak anılmasına izin vermezdi.
Zamanında bütün ekonomik değerleri MAHLUF ailesine verdiği için çok güçlüydü. Şu an RAMAK Holding'in sahibi olan yeğeni Rauf Mahluf görünmeyen liderdi! Bu da Enisa Mahluf'u yani ailenin en büyüğü olan anneyi "Demir Lady" yapıyordu...
Aile içinde bile çok güçlü olmayan Esad en büyük hatayı Ankara'nın elini itmekle yaptı.
KATAR'dan gelip Suriye üzerinden Ceyhan'a ulaşacak petrol ve doğalgaz projesinde verdiği sözü tutmadı. "Nasıl olsa Türkler bağırıp çağırıp susar. Önceden böyle yaptılar. 15 yıl Öcalan'ı besledik ses etmediler.
Hem arkamda bu projeyi istemeyen Rusya var" diye düşündü...
İçerideki yabancılar gibi o da Yeni Türkiye'den habersizdi...
Yakından takip ettiği Türk basını da bunu bilmiyor ve gerçeği yazamıyordu... Durum böyle olunca nerede frene basacağını kestiremiyordu...
Düşürülen Türk Fantom'u bardağı taşırdı.
Artık geri dönüş yoktu. Çok şey olacaktı. Ama Esad'ın emrindeki gazeteler TIŞRIN (EKİM) EL BAAS (UYANIŞ) ES SEVRE (DEVRİM) EL CEMAHİR EL VAHDE EL URUBE (ARAPÇILIK) FIDA (FEDA) EL FURAT (FIRAT) EL MEVKIF'UL RIYAZI (SPORTİF DURUŞ) EL ITTIHAD (BİRLİK) EL NUR HALKIN SESİ KASYUN EL VATAN ve BELEDUNA hiç bir zaman ufuktaki tehlikeyi sayfalarına taşıyamayacaktı...
Oysa Türkler, Esad ailesinin yatak odasına kadar sızmıştı. İstihbarat ve ordunun içinde de çok güçlü kaynakları vardı. Şam'da ne olup bitiyorsa anında Ankara'nın haberi oluyordu. Esad'ın kullandığı parfümden eşinin Londra'da SOFRA Restoran'daki özel masasına kadar her bilgi rapor ediliyordu...
Aile içi çekişmeler, Mahir'in hırsları, annenin ihtirasları, Büsra'nın eşine toz kondurmayışı, yolsuzluklar, ihanetler ve Türkiye'deki bağlantılar tek tek biliniyordu. Sarayda akşama ne pişirileceği bile aktarılıyordu...
Koltuğu kucağında bulan Esad, büyük güç dengesine yaslanıp ayakta kalacağını hesap etti. Planında sadece Türkiye yoktu... Zaten onu felakete de bu yanlışı sürükleyecekti...
İşte en yakınındaki koruma beş önemli adamını bir bombayla ortadan kaldırdı. Hem de kale gibi korunan bir yerde. Osmanlı usulüyle "sana şah damarından daha yakınız" mesajı veriliyordu...
Arkası gelecek...
Türkiye, enerji oyununda atılmaya çalışılan çelmeyi unutmaz. Unutmadığını da çıkıp manşetlerden duyurmaz.
Gerekeni yapar ve köşesine çekilir. Büyük devletin yapması gerektiği gibi yani...
Esad için zor günler asıl şimdi başladı. Güvendiği Rusya da onu kurtaramaz.
Galiba anne Enisa Mahluf'un söylediği "oğlumun sonu Kaddafi gibi olacak" finaline doğru gidiyoruz...
Yazık...
NOT: "Peki İsrail'e neden cevap verilmedi?" diye soranların merakını gidereyim... Mavi Marmara olayından sonra Romanya'da bir İsrail helikopteri düştü... Bakın bakalım orada kaç kişi ölmüş!