Ergün Diler

ERGÜN DİLER

GAZ SANCISI

Eklenme Tarihi 14 Mayıs 2012
Daha düne kadar FUTBOL seyircisinin PROFİLİ denildiğinde akla şu gelirdi:
YAŞI: 15-30 MEDENİ DURUMU:
Bekar MESLEĞİ: Öğrenci-işsiz CİNSİYETİ:
Erkek ÖĞRENİMİ:
Ortaokul-Lise MÜZİKLERİ:
Pop-Arabesk KAHRAMANLARI: Şener Şen, Van Damme, Kadir İnanır, Rambo, Cüneyt Arkın, Bülent Kayabaş....
Yani futbol ve klasik müzik, futbol ve işadamı, futbol ve yabancı dil, futbol ve üniversite, futbol ve kadın aynı KAREDE yer almazdı...
2000'lere böyle başladık.
Galatasaraylı futbolcu eşleri dışında statlarda neredeyse hiç KADIN göremezdik. Bu "kadın desteği" UEFA Kupası'nı Florya'ya getirdi. O günlerden sonra PROFİL değişmeye başladı.
Artık cebinde 5 kuruşu olmayan, yarına güvenle bakamayan, umutsuzluğunu sahada milyonlar kazanan futbolcuya küfür ederek yenen taraftar gidiyor, patronlar, reklamcılar, sanatçılar, bankacılar, büyük şirketlerin temsilcileri stada geliyordu...
Localarda yer bulunmuyor, kulüplere PARA akıyordu!
Ancak ÖFKE ve TEPKİ yine değişmiyordu!
Önceki gün de böyle oldu.
Fenerbahçeli taraftarlar ÖFKE patlamasıyla Saracoğlu Stadı'nı cehenneme çevirdi. Durdurulamayan kalabalık olayları dışarıya da taşıdı...
En çok "ŞİKECİ" damgası onları rahatsız ediyordu.
Gururları kırılmıştı. Gönül verdikleri camianın aşağılanmasına itiraz ediyorlardı. 3 Temmuz'dan beri süren soruşturmalara, tutuklamalara karşı isyan ateşini yakmışlardı! Kadın-erkek, büyük-küçük bütün Fenerliler HAKSIZLIĞA karşı baş kaldırıyordu...
Ancak zaman zaman bu hak arama POLİSE saldırı şekline dönüşüyordu.
Çağlayan'da da, Kadıköy'de de bu oldu!
Polis hedefteydi!
Belki saldırdıkları polislerin birçoğu Fenerli'ydi. Belki çoğu en az Sarı-Lacivertli formayla maça gelenler kadar üzgündü...
Belki kasklarının altında gözyaşı döken bile vardı...
Ama bunun bir önemi yoktu.
Sonuçta devletin tribünlere en yakın YÜZÜ onlardı.
Hesabı da onlara sormak istiyorlardı...
ASRIN DERBİSİNİN güvenlik içinde bitmesi için günlerce TATBİKAT yapan emniyete HAVA SALDIRISIYLA faturayı ödetmek istiyorlardı...
Bilinç altında "Bu ülkede şike varsa biz mi başlattık? Sadece biz mi kirliyiz?" çığlıkları atılıyordu.
Hafızaları kuvvetliydi!
Dünkü DERİN DEVLETİN en popüler ismi MEHMET AĞAR, Galatasaray'ın Avrupa'da şampiyon olduğu yıl TAKIM POSTERİNE giriyordu!
Futbolcular, yöneticiler ve Terim'le birlikte POZ VERİYORDU.
Daha 3 gün önce ARDA elinde kupasıyla AĞAR'a selam gönderip "Keşke burada olsaydı" diyordu...
Mesut Yılmaz'lı, Haluk Ulusoy'lu dönemleri ise bir türlü unutmuyorlardı.. O yıllara ait hiç tatlı anıları yoktu.
Bu yüzden sakin olamıyorlardı.
Yapabilecekleri tek şey SAHAYA girip, ezeli rakiplerinin 925 ayar gümüşten yapılan, yüksekliği 60 cm, genişliği 42 cm olan 8 kilo ağırlığındaki KUPAYI almasını engellemekti.
Başarılı olamadılarsa da tadını tuzunu kaçırdılar...
Kontrolden çıkıp yeşil sahayı işgal edenlerin karşısına Bİ-
BER,
gaz haliyle dikiliyordu! Gözlerde, burunda ve deride yanma, batma. Burunda akma. Vücut salgılarında aşırı artma. Nefes almada zorluk, öksürükte patlama Bilinç kaybında zıplama Tüm stadı kaplamıştı!
Hem de en büyük etkisi olan "aşırı öfke ve kızgınlık hali"ni göstererek!
Kariyer ve iş sahibi FENERLİLER de paylarını almışlardı GAZDAN...
Bomboş ve ışıksız statta kupayı kaldıran Galatasaraylılar'ın ise aklından; "Burada gollerden sonra havaya sıçrayan paşalar bile gördük. Ordu, Fener'in arkasında diye umutsuzluğa kapılmadık..." sitemi geçiyordu.
Hoş Büyükanıt'ın maçlara geldiği yıllarda, Fener hiç kupa alamamıştı. Neyse...
Şampiyon belli olmuş, lig bitmişti.
Ama futboldaki GAZIN ÇIKACAĞI yoktu! En azından şimdilik...