Sudan'daki Mısır Ordusu'nda görev yaparken üç arkadaşıyla ant içti.
Zekeriya Mohyeddin, Abdülhakim Amir ve Enver Sedat'la etle tırnak gibi oldu. İngiliz egemenliğini bitirmek için gizlice HÜR SUBAYLAR ÖRGÜTÜ'nü kurdu. 1. ARAP-İSRAİL Savaşı'ndan sonra Kral Faruk darbe ile indirilince perde arkasındaki lider oldu. Hep CIA'dan destek aldı. Çok sevdiği ABD kendisini üç kez savaşa soktu. Başka bir yol bulamayınca Rusya'ya yanaştı. Psikolojisi bozuldu. Ülkesi için bir çıkış bulamayınca kahrından öldü.
Nasır ölünce silah arkadaşı Enver Sedat nöbeti teslim aldı.
Kendisi çok tanınmıyordu. Ama CIA arkasındaydı. Nasır'ın yapamadığını yapmak istedi.
İsrail'le savaşa tutuştu. YOM KİPPUR olarak bilinen savaş sonrasında Nasır'ın 1953'te millileştirdiği SÜVEYŞ KANALI'nı dünyaya açtı. Arap ülkelerinden ABD'ye petrol aktı. Arap dolarları Atlantik ötesindeki bankalardaki kasaları doldurdu. Sedat ise SİNA'daki Milta ve Gidi Geçitleri'ni aldığı için sevinçten uçtu.
Kahraman olduğunu düşünen Sedat, bir zafer bayramında ortadan kaldırıldı.
Üzerinde onlarca NİŞAN bulunan üniforması kana bulanırken hemen yanı başında oturan silah arkadaşı Mübarek mucize eseri saldırıdan yara almadan kurtuldu!
1952'deki darbenin çömezi Mısır'ın yeni lideri oldu. (Nasır, Sedat ve Mübarek kardeş gibiydiler.) Mübarek CAMP DAVİD'de sırtı sıvazlanan SEDAT gibi hemen ABD'ye yanaştı. Zaten başka şansı yoktu. "Ben ABD'nin ayrılmaz bir parçasıyım" dedi. Washington ne emretti ise yaptı. İSKENDERİ'YE - KAHİRE yolu üzerindeki binlerce dönüm araziyi imara açılmadan oğullarına aldı. Bütün Batılı şirketlerin ortakları ya da temsilcilikleri hep çocukları oldu. Onlar paralarını koyacak güvenli yer ararken halk KAHİRE'deki mezarlıkları mesken tuttu. Üç ihtilalci arkadaşın 1952'de çıktığı yolun faturası çok ağır oldu. Darbeler ve savaşlarla geçen 60 yılda 500 bin şehit verildi. 40 milyon insan açlık sınırında yaşamaya mahkum oldu. Ve 20 trilyon dolar uçup gitti.
Altın kural Mısır'da da değişmedi. "İHTİLAL ÖNCE ÇOCUKLARINI YER" sözü yine gerçek oldu. Yıllardır ülkeyi demir yumruk gibi yöneten MAREŞAL MÜBAREK kendi atadığı komutanların darbesiyle indirildi. Dün de sedye ile mahkemeye gelerek kendini savundu...
Bir sonraki duruşma 2500 metrekarelik özel bir salonda. Salonu yapan da MÜBAREK'in kendi elleriyle zengin ettiği bir müteahhit... DARBE ÜSTÜNE DARBE...
NOT: Darbeleri yaptıran kasaları boşaltır... Bu kural hiç değişmez.
Neden düne kadar iki yakamız bir araya gelmiyordu? Bunu da siz bulun...