"Silahlar sussun, siyaset konuşsun" denildi. Halayların çekildiği, şarkıların söylendiği alandaki Kürtler'in coşkusu ve mutluluğu söylenmese de Türkler'i hafiften yaraladı...
Kolay değil... 30 yıl süren bir savaş, toprağa düşen binlerce genç, onca acılı ana-baba, yetim kalan çocuklar, yol gözleyen sevgililer, dinmeyen gözyaşları...
Bütün bu yaşananlardan sonra çıkıp da AKILDAN söz etmek inanın yakışık almaz! Bunu biliyorum. Ama bizi kurtuluşa götürecek başka bir yol yok! Ya acıları bağrımıza gömüp büyük bir devlet olacağız, ya da kimsenin tahmin etmediği kadar hızlı bölüneceğiz...
30 yıl önce sıkılan kurşunlar, Türk-Kürt savaşı için değildi.
Sol ideoloji sahibi birinin, etrafına topladığı EZİLMİŞ gençlerle kanlarını emen AĞALARA karşı başkaldırışıydı.
Eşitsizliğe, sömürüye, bilgisizliğe belki de köleliğe isyandı! Bu nedenle PKK terör örgütü ilk eylemlerini bölgenin güçlü ailelerine karşı düzenledi! Ankara her zamanki gibi uyurken AVRUPA hemen uyandı! İçerideki işbirlikçiler üzerinden PKK'ya nüfuz etti. Eli silah tutan gençlerin hedefindeki AĞALARI, koruma altına aldı. Ankara da buna sınırsız destek verdi! Oyunu göremediğimiz için o zamanki Ankara, kendini bölgeyi sömüren, toprağın sahiplerinin yanında tarif etti. Zaten PKK'nın içine sızan YABANCI AJANLARIN isteği buydu!
Bizimkiler de gönüllü olarak buna destek çıktı!
Kimseyi suçlamak istemiyorum. Artık kötü niyetli olduğumuzu değil, akılsız olduğumuzu düşünmeye başladım çünkü!
Dün gece bir ekranda devlette önemli görevlere kadar gelmiş bir isim, Türkler'in Kürtler'le kucaklaşmasına itiraz ediyordu!
Türkiye'nin büyümesinin mümkün olmadığını, aksine zamanla küçüleceğini söylüyordu!
Kürtler'in siyasetle önce özerklik sonra da bağımsızlık kazanacağını söylüyordu! Hem de kendinden emin bir tonla!
Yani 30 yıl önce ne idiysek hala bazıları aynı noktadaydı!
Ee; sen böyle düşünürsen elin oğlu gelip evin içine ateşe verir! Sen de bunu söndürecek su bulamazsın!
İşte Ankara yıllarca karşısındaki silahlı insanlara bu tanımlamayla geldi! Tek yol vurmak, yok etmekti! Vurdukça araya kan gireceğini kimse düşünmüyordu! Adamlar üç-beş istihbaratçı ile PKK denilen örgütün silahlarını Türk askerine, Türk polisine yönlendirirken biz sadece izliyorduk!
Kendi topraklarımızdaki operasyonlara seyirci kalıp akan kanın arkasından yas tutuyorduk!
Yabancı güçler Aktütün'de, Dağlıca'da, Şemdinli'de PKK görüntüsüyle vururken, biz şehitlerimizin acısıyla kavruluyorduk!
İmralı'da 15 yıldır yatan Öcalan "saldırın" demiyordu!
Ama birileri ona rağmen vuruyordu! Kimse "Bu iş nasıl oluyor?" sorusunu cevap aramıyordu! Oysa olan çok açıktı!
Avrupa ve bazen de Amerika KÜRT kartı konusunda bizi diz çöktürmek için PKK tabelasıyla geliyordu! Avrupalı güçler "Ne kadar şehit, o kadar sert tepki ve hızlı bölünme" felsefesiyle hareket ediyordu! Vurdukça vuruyorlardı!
Amerika ise Irak'ın tek hakimi gibi görünmesine rağmen çamura saplanmıştı!
Asker bulundurarak orada istediği dizaynı yapamazdı!
Onlar da ŞEHİT sayısını arttırıp Türk askerinin bölgeye gelmesini istiyordu!
Ama Kürtlerle çatışmadan! Tek yol Irak'a girmekti yani!
Anlayacağınız Avrupa bölmek, Amerika ise oyuna razı etmek istiyordu!
Plan buydu!
Ankara hep bölgedeki ağalarla birlik olup Avrupa'ya çalıştı! Bilerek ya da bilmeden! Kurulan özel örgütler falan hep aradaki bağların kopması içindi!
Ancak Avrupa ve ona destek veren Ankara, bir konuda yanlış yapıyordu!
Özellikle Avrupa başkentlerindeki güçler, Öcalan'ın yerine bir başka ismi getirip koyamıyordu! Onun ismi üzerinden bütün işler gidiyordu!
Amerika ise İmralı sakinine yatırım yapmış, kendi elleriyle teslim etmişti!
Anlayacağınız Öcalan'ın tesliminden sonraki her saldırı yukarıdaki iki plandan birinin sahneye konulması içindi!
İşte sık sık söylediğim Ankara'daki yeni AKIL, teröre ilk kez silahla değil, bilgiyle yaklaştı!
Türk ordusu büyüktü!
Yenilmezdi! Tamam! Ama 3-5 bin kişinin karşısına koskoca bir orduyu dikmek hataydı! Önce içlerine sızılıp sonra da nokta hedeflerle vurulacaktı!
Ama biz TÜRK'tük! Zor olanı yapardık!
Kim bilir belki de "zor olanı" yaparak birilerinin ekmeğine yağ sürüyorduk!
Ankara şimdi devlet aklıyla, bölgeye indi. Dili, dini, mezhebi, geleneği, göreneği, düğünü, nişanı yani hayata dair ne varsa serbest bıraktı!
"Bu topraklarda yaşanlar KÜRT'tü ve bizim kardeşlerimizdi" dedi...
Bu adım, koparılması düşünülen halkı, İstanbul'a, Ankara'ya, İzmir'e itti! İlk kez adamları şaşırtmıştık!
Bilek gücüyle değil, akıl gücüyle işi çözüyorduk!
Kürtler geldiğinde, bütün bölge ayaklarımızın altına serilecekti! İsrail'in bile güvencesi Türkiye olacaktı!
100 yıl önce içimize yerleşen "Eyvah küçülüyoruz!" korkusu bu kez yerini "büyüyoruz" coşkusuna bıraktı!
Unutmayın "Kürt devleti yakındır" diyenlere inanmayın! Bölgede Türkiye istemeden hiç kimse devlet değil, beylik bile kuramaz! Kursaydı Avrupa turuna çıkan BARZANİ kurardı!
Şimdi Ankara bütün Kürtler'i bağlamak için Öcalan ve mektubunu ileri sürdü! Bir milletin bir lideri olur! Şimdi Irak'taki ve Suriye'deki Kürtler de Ankara'ya gelecek!
Annesi Türk olan ve Kürtçe bile bilmeyen Öcalan burada anahtar rolü oynayacak...
İnanın İmralı sakini eski Ankara'yı yöneten herkesten daha gerçekçi ve akıllı!
O büyük Türkiye'yi gördü ve destek oluyor!
30 yıldır manşetlerle adı bölücübaşına çıkarılan Apo şimdi birleştirmek ve büyütmek için görevde.
İçeride ise birileri hala ağlıyor!
Arkadaş BÜYÜK TÜRKİYE'den neden rahatsız oluyorsun?
Üzüleceğine "ŞER"den "HAYIR" çıkaran AKLI alkışla!
Bak ilk kutlayan ağabeyiniz İSRAİL oldu!
NOT: İsrail, Türkiye olmadan bölgede yaşayamayacağını gördü.
Kürtler'i alan Ankara, Araplar'la da el ele verdi.
Tel-Aviv izinsiz nefes bile alamayacağını gördü! Dilediği "ÖZÜR" onların yaşam garantisi!