Bizim de yatacak yerimiz yok

Eklenme Tarihi 26 Eylül 2011
Çekişme, yıllardır devam edip gidiyor.
Popüler kültür, geleneksel kültürümüzü her geçen gün biraz daha eritip yok ediyor.
Üstelik, bütün göstergeler popüler kültürden yana!
Yine de her şeye rağmen, bir avuç insan geleneksel kültürü korumak ve yaşatmak için çırpınıp duruyor...
Geçtiğimiz 14-24 Temmuz tarihleri arasında Isparta Yalvaç'ta "Pisidia Antiokheia Kültür ve Sanat Festivali" yapıldı. Etkinlikte, yerel sanatçıların yanı sıra Ankara'dan çağrılan popüler kültürün temsilcisi "sanatçılar" da sahne aldı.
Festivale Kültür Bakanlığı Halk Müziği Korosu davet edilmişti. Ancak, onlar "olmaz" dediler. Sahneye çıkmayı reddettiler ve Ankara'ya döndüler.
Neden mi? Anlatalım:
Program, saat 21:00'de başlayacaktı.
Kültür Bakanlığı sanatçıları, Yalvaç'a gidip otele yerleştiler. Bu sırada, Kültür Bakanlığı Halk Müziği Korosu ile Ankara'dan davet edilen bir ismin aynı gün aynı sahneyi paylaşacağı ortaya çıktı. O "sanatçı" da popüler kültürün önde gelen temsilcilerinden biriydi.
Bakanlık Halk Müziği Korosu Müdürü Habip Çoşkunsoy "olmaz öyle şey" dedi:
- Biz, ancak yerel sanatçılarla sahneye çıkabiliriz. Bu durumda bizim festivalde sahne almamız doğru olmaz.
Belediye yetkilileri bastırdılar. Bakan Ertuğrul Günay'ın adını kullanmaya çalıştılar. Sağı solu telefonla arayıp, siyasi baskı kurmak için çabaladılar.
Müdür direndi:
- Ben sanatçılarımı bu şartlarda sahneye çıkartmam. Bir tercihte bulunmak zorundasınız. Ya bizi, ya onları tercih edeceksiniz.
Belediye yetkilileri, baktılar ki olmuyor.
Kültür Bakanlığı'nın Halk Müziği sanatçıları yerine, Ankara'dan çağırdıkları popüler kültürün temsilcisi ismi tercih ettiler. "Biz çok para verdik" dediler:
- Ondan vazgeçemeyiz!
Popüler kültür bir defa daha gelip geldi...
Olay yerinde bir tutanak tutuldu. Kültür Bakanlığı sanatçıları da o gece Ankara'ya geri döndüler.
Son derece doğru yaptılar. Baskılara boyun eğmediler. Dik durdular. Kaliteyi düşürmediler. Hem geleneksel müziğimizi, hem de Bakanlık sanatçılarını ezdirmediler.
Popüler kültüre teslim olmadılar.
Bakan Günay'ın bu gelişmelerden haberi oldu mu, bilemem. Ancak, haberi yoksa bu tavrı gösteren Halk Müziği Korosu yetkililerine bir teşekkür borcu olduğunu söyleyebilirim!
***

Geçtiğimiz 16-17-18 Eylül tarihleri arasında "12. Uluslararası Atakent Kum ve Su Sporları Festivali" ne katıldım...
Festivalin ikinci günü Tuğba Ekinci sahne aldı.
Lafı dolandırmadan söyleyeyim. Sahnesi de sesi de iyi değildi. Ne yaptığı, neden o sahneye çıktığı anlaşılamadı. Kendisinin yerine vokalist olarak getirdiği bir genç şarkı söyledi. O da ortalıkta dolaştı. Her şey kelimenin tam anlamı ile kötüydü.
Vatandaş da aynı kanaatteydi ki, aradan kısa bir süre geçtikten sonra kalabalık dağılmaya başladı. Sahnenin kurulduğu kumsalın büyük bölümü boşaldı.
Bunu gören Tuğba Ekinci, hemen suçluyu ilan etti:
- Biliyorum, hava soğuyor, siz de üşüyorsunuz. Ama biraz daha dayanırsanız, birlikte çok eğleneceğiz.
Sonuç olarak, Tuğba Ekinci kendisini izlemek için festival alanına gelenlere büyük hayal kırıklığı yaşattı.
Ertesi gün medyaya baktım...
Tuğba Ekinci'nin, o gece orada bulunan bazı vatandaşlara "Atakent, Atakent olalı böyle zulüm görmedi" dedirten sahne performansı ile ilgili tek satır değerlendirme yoktu.
Bütün gazeteler ve televizyonlar, Belediye Başkanı Hasan Uslu'nun latife olsun diye Tuğba Ekinci'ye sahnede yaptığı "evlenme teklifini" veriyorlardı!
Boşuna demedim, "Bizim de yatacak yerimiz yok" diye...
Ne sanata "sanat" diye bakıyoruz, ne de sanatçıya "sanatçı" gözüyle. Sürekli olarak "uçukluk" peşinde koşuyoruz. "Haber" deyince aklımıza hep sansasyon geliyor.
Durum bu olunca, popüler kültür de alıp başını gidiyor!..