Bugünkü
Takvim
  • 28 Mart 2017, Salı

Geçmiş ola!..

CHP'nin Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile ilgili akla hayale gelmedik yalanlarla dolu muhalefetinin sebepleri konusunda eksik kalan bir şeyler var gibi.
Ana muhalefet partisinin, netice olarak başarılı olamayacağını bile bile haddinden çok fazla yalana başvurması, pek hayra alamet değil çünkü. İleri sürülen iddiaların bir şekilde sağlamasının yapılacağını biliyorlardır herhalde.
Mesele, referandumda çıkacağı kesin olan 'evet'in CHP açısından ciddi sıkıntılar doğuracak olması ile ilgili sanki. Ve bu sıkıntı parti içinde yaşanabilecek değişikliklerden öte anlamlar içeriyor olmalı. Yoksa, taraftarları ne ise ama, kalan itibarlarını da toplumun geneli nezdinde yerle bir edecek söylemlerden kaçınırlardı.
Sadece Kılıçdaroğlu değil, CHP'nin çelik çekirdeğini oluşturan isimler de yalanlardan medet umar haldeler. Referandumun bir son değil, yeni bir hale geçiş olduğu düşünülürse, bu keskin tavır anlamsız geliyor.
Hükümet Sistemi değişikliğine yaklaştığımız şu günlerde, yakın dönemde yaşananlar da hatırlandığında konu belli ölçüde billurlaşıyor aslında.
Yeni sisteme geçildiğinde, kendi görüşlerinden birisinin Cumhurbaşkanı seçilemeyeceğinin farkında CHP'liler. Bunun sağlaması, 2014'te yapılmıştı çünkü.
Ağustos 2014'te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde tam olarak kendileri gibi düşünmeyen ve hatta ismini bile doğru dürüst telaffuz edemedikleri bir adaya mecbur kalmıştı CHP'liler. Yıllarca istediklerini seçtirmiş bir zihniyet, halka biraz daha yakın olduğu düşüncesiyle, aslında benimsemediği bir adayın ardına düşmüştü o zaman.
Cumhurbaşkanı'nın doğrudan halk tarafından seçilmesi, onlar açısından çok önemli bir kayıptı. Ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş, o kalenin ilanihaye kaybı manasına geliyor.
Bu ülkenin insanı ve onların değerli ve kutsal bildiği hemen her şeyle kavgalı bir yapının, milletimizin çoğunluğunun teveccühünü kazanabilmesi hayal bile edilemez çünkü.

Eski güzel günler(!)

Ümit fakirin ekmeği demişler.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişe mani olabilirse şayet, o eski güzel günlere tekrar dönebilmenin hesabını yapıyor olmalı CHP.
Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi uygulamasına son verip, tekrar Meclis tarafından seçilmesini sağlamayı hayal ediyorlar yani.
Vesayetin kalesi olarak gördükleri Cumhurbaşkanlığı makamına istedikleri kişileri seçtirmeyi şöyle veya böyle başarabiliyorlardı geçmişte. İstedikleri olmayınca da çeşitli atraksiyonlarla kriz çıkarıyorlardı.
Rahmetli Turgut Özal tarafından kırılan vesayet zincirinin halkalarını, sivil olsa da gerektiğinde askerden daha asker olabilen Demirel döneminde tekrar birbirine bağlayanlar, A. Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı döneminde oldukça mutlu ama düşünceliydiler.
2007'de tek başına iktidarda olan AK Parti'ye, adayı kim olursa olsun, cumhurbaşkanını seçtirmeme kararı alıp 367 saçmalığı ve ardından e-muhtıra olayını tezgahlayanlar, Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi kararı ile sonuçlanacak yolu açtıklarını düşünmüyorlardı muhakkak. Yaptıklarının hangi sonuçlara yol açtığını görmüş oldular.
O zamanlar dik durup, herkese vazifesini hatırlatmış ve meseleyi kökünden halledecek formül olarak da, cumhurbaşkanının doğrudan milletimiz tarafından seçilmesi ile ilgili değişikliği hayata geçirmişti AK Parti.
Şimdi, o zamanlar atılan bu adımın devamı olarak, artık vesayetçilerin esamesinin bile okunmayacağı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş için gün sayıyor Türkiye.
Yakın geçmişteki o kırılmalara sebep olanlar, şimdiki akılları olsaydı ne yaparlardı, merak etmeye değer... Artık istediklerini seçtiremeyecek ve aday olarak da katlanabilecekleri ile yetinecekler vesayet yanlıları...
Geçmiş ola!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya